| Madde 1 yalan nedir ve kelime başına bendedir
| Article 1 what is a lie and I have it per word
|
| Kolay söylerim, iyi bilir ve iyi de söylerim
| I say it easily, I know well and I say it well
|
| Ki ben nefessiz, akılsız kalırdım yalansız
| That I would be breathless, mindless without a lie
|
| Bir çeşit zamansız, arsız bu devrin insanı
| A kind of timeless, cheeky person of this era
|
| Uymak ister, kanmak ister, inanmak ister
| Wants to sleep, wants to be deceived, wants to believe
|
| İster oğlu ister, yedikçe «Yok mu?» | Whether his son asks, "Isn't there?" |
| der
| says
|
| Doymaz, doymaz hiçbir hatta sığmaz
| Insatiable, insatiable, does not fit in any line
|
| Yeryüzünce ondan âlâ hıyar bulunmaz
| There is no better cucumber than him on earth.
|
| Dravdan topçular, yazarlar andaval
| Dravdan gunners, writers andaval
|
| Ve senden şarkılar da zaten hava gazından
| And songs from you are already made of air gas
|
| (Anladık, tamam)
| (We got it, ok)
|
| Bıktın, tükendin ve kendinden geçerdin ama şunu da bil ki bak bunu sen istedin
| You were tired, exhausted and you would pass out, but know that you asked for it.
|
| (Yalan mı lan?)
| (Do you lie?)
|
| Bu arada sana bravolar para
| By the way, bravo to you.
|
| Sen getirdin yalanı dahi satıl’cak kıvamına bur’da ola, ola
| Even the lie you brought will be sold to its consistency, be here, be
|
| Uzaklarda değilim iyice yaklaş, bak aynaya
| I'm not far, get closer, look in the mirror
|
| Görmedin mi? | Did not you see? |
| Or’dayım ben! | I'm in Or! |
| Yalan tam işte or’da!
| The lie is right there!
|
| Hiç sorma çünkü cevabları (yalan)
| Don't ever ask because the answers (lie)
|
| Kapladı dudakları, kulakları (yalan)
| Covered lips, ears (lie)
|
| Görme, duyma, bilme çünkü her birisi (yalan)
| Don't see, don't hear, don't know 'cause each one (lie)
|
| Görme, duyma, bilme çünkü her birisi (yalan)
| Don't see, don't hear, don't know 'cause each one (lie)
|
| Hiç sorma çünkü cevabları (yalan)
| Don't ever ask because the answers (lie)
|
| Kapladı dudakları, kulakları (yalan)
| Covered lips, ears (lie)
|
| Görme, duyma, bilme çünkü her birisi (yalan)
| Don't see, don't hear, don't know 'cause each one (lie)
|
| Görme, duyma, bilme çünkü her birisi (yalan) | Don't see, don't hear, don't know 'cause each one (lie) |
| Zalim Dünya'nın koynunda mülteciyiz
| We are refugees in the bosom of the cruel world
|
| Kuşandı tümceleri, hayallerin elçisiyiz
| Equipped with phrases, we are the ambassadors of dreams
|
| Bizi ürküten bu karanlığın bekçisi kim?
| Who is the keeper of this darkness that frightens us?
|
| Kimin çıkarına bu yalanların sahibi kim?
| Who owns these lies?
|
| Sor, sok yoruma açık olmadan, riyaya hiç bulaşmadan, rüyadan hiç uyanmadan
| Ask, without being open to interpretation, without getting involved in hypocrisy, without ever waking up from a dream
|
| Serbest bi' düşüş ömür, yavaş yavaş intihar
| A free fall life, slowly suicide
|
| Geriye kalır yalan göz yaşı intiham
| All that remains is lies, tears, suicide
|
| Tamam yalancılar yalanlarıyla mutlular
| Ok liars are happy with their lies
|
| Gerçekleri karanlığın koynunda unuttular
| They forgot the truth in the bosom of darkness
|
| Uyuttular mı yoksa sırf kuruntudan mı bilmem ama sayıları arttı artık yarına
| I don't know if they put them to sleep or just out of delusion, but their numbers have increased by tomorrow.
|
| umutlular
| hopefuls
|
| Yek duvar yıkmak istediğin hudutlarına tüm gücümle üfledim yatsıdan önce
| I blew with all my might on the borders of which you want to demolish a single wall.
|
| mumlarına (üfff)
| to your candles (uffff)
|
| Lakin işlemişti kanlarına
| But it was in their blood
|
| Kadeh kaldırıyorum Dünya'nın tüm yalanlarına
| I raise a toast to all the lies of the world
|
| Hiç sorma çünkü cevabları (yalan)
| Don't ever ask because the answers (lie)
|
| Kapladı dudakları, kulakları (yalan)
| Covered lips, ears (lie)
|
| Görme, duyma, bilme çünkü her birisi (yalan)
| Don't see, don't hear, don't know 'cause each one (lie)
|
| Görme, duyma, bilme çünkü her birisi (yalan)
| Don't see, don't hear, don't know 'cause each one (lie)
|
| Hiç sorma çünkü cevabları (yalan)
| Don't ever ask because the answers (lie)
|
| Kapladı dudakları, kulakları (yalan)
| Covered lips, ears (lie)
|
| Görme, duyma, bilme çünkü her birisi (yalan)
| Don't see, don't hear, don't know 'cause each one (lie)
|
| Görme, duyma, bilme çünkü her birisi (yalan)
| Don't see, don't hear, don't know 'cause each one (lie)
|
| Kalkma vakti, gün aydın
| It's time to get up, the day is bright
|
| Bi' ekmek, bi' yalan | One bread, one lie |
| Horoz değil öten elektronik alarm
| Electronic alarm crowing not rooster
|
| Bak yalan
| look lie
|
| Akbildeki para (kes) fatura hepsi yalan
| The money (cut) bill in Akbil is all a lie
|
| Nedir elinde kalan?
| What is left in your hand?
|
| Durduraksız bi' alan
| A non-stop field
|
| Asıl suçlular sokakta, mahkemeler yalan (yeah)
| The real criminals are on the street, the courts lie (yeah)
|
| Adalet mi, maaş mı? | Justice or pay? |
| Terazimiz yalan (yeah)
| Our scales lie (yeah)
|
| Yalan vatan, millet falan
| Lie homeland, nation, etc.
|
| Cebine üç beş kuruş kalan hep o zaman siftah yok bozamam
| There's always a penny left in your pocket, then I can't break it
|
| Ben fakir bi' Yakuza kanımda dar boy adımsa Ramazan
| I'm a poor Yakuza name in my blood, Ramadan
|
| Hiç vakit kaybetmeden mezar kazdığımız feza
| The space where we dug graves without wasting any time
|
| Öyle muntazam ki kalmayacak bir avuç kurnaza
| So neat that a handful of cunning
|
| Çünkü tilkilerin hakimiyeti av olana kadar
| Because until the foxes dominate the prey
|
| Zorla postun içi dolar döner bi' kablumbağaya
| Forced to fill the skin, it turns into a turtle
|
| Varsın bozulsun ulan bütün Dünya'yla aram
| Let it be broken, my relationship with the whole world
|
| Zaten hepsi yalan, koskoca bi' yalan!
| It's all a lie anyway, a big lie!
|
| Hiç sorma çünkü cevabları (yalan)
| Don't ever ask because the answers (lie)
|
| Kapladı dudakları, kulakları (yalan)
| Covered lips, ears (lie)
|
| Görme, duyma, bilme çünkü her birisi (yalan)
| Don't see, don't hear, don't know 'cause each one (lie)
|
| Görme, duyma, bilme çünkü her birisi (yalan)
| Don't see, don't hear, don't know 'cause each one (lie)
|
| Hiç sorma çünkü cevabları (yalan)
| Don't ever ask because the answers (lie)
|
| Kapladı dudakları, kulakları (yalan)
| Covered lips, ears (lie)
|
| Görme, duyma, bilme çünkü her birisi (yalan)
| Don't see, don't hear, don't know 'cause each one (lie)
|
| Görme, duyma, bilme çünkü her birisi (yalan) | Don't see, don't hear, don't know 'cause each one (lie) |