| Benim meşakkat görevim
| my arduous task
|
| Onurlu bir askerin şark görevi
| Oriental duty of an honorable soldier
|
| Dediklerim hiç rastgele değil
| What I say is not random
|
| Çünkü kimsesizin ben saç öreniyim
| 'Cause you're lonely, I'm a hair weaver
|
| Para babalarının gazeteleri
| Newspapers of the money men
|
| Cehaleti suratımı çarp görelim
| Let's see your ignorance cross my face
|
| Sana kap verelim, sana kap verelim
| Let's give you a pot, let's give you a pot
|
| Ya da kırmızı kart verelim
| Or let's give a red card
|
| Pre-Hook:
| Pre-Hook:
|
| Yollara düştüm dert tanımam
| I fell on the roads, I don't know any trouble
|
| Öğütlerinden ders alamam ben
| I can't learn from your advice
|
| Adım attığım her koruda
| In every grove I step
|
| Benim fikrim var her konuda
| I have an opinion on everything.
|
| Hook:
| hook:
|
| Ekilmemiş bir bağ gibiyim
| I'm like an unplanted vineyard
|
| Önyargına ben dağ gibiyim
| To your prejudice, I'm like a mountain
|
| Laf anlatmakta kar gibiyim
| I'm like snow in telling lies
|
| Beni kandıracak hangi beyin?
| What brain will deceive me?
|
| Sarsarlar belki, kurşunlayamazlar geleceğimi;
| Maybe they will shake, they can't shoot my future;
|
| Zekâm var çünkü
| I have intelligence because
|
| Hayır, hayır!
| No no!
|
| Hep kar var lakin bilemezler nerelere gideceğimi
| There's always snow, but they don't know where I'm going
|
| Zekâm var çünkü
| I have intelligence because
|
| Hayır, hayır!
| No no!
|
| Beynine asla koyma sınır
| Never put limits on your brain
|
| Koyma sınır, sakın koyma sınır
| Don't set the limit, don't set the limit
|
| Ben Atatürk'ün büstü, köy okulu tuğlasıyım
| I am Atatürk's bust, village school brick
|
| Pre-Hook:
| Pre-Hook:
|
| Yollara düştüm dert tanımam
| I fell on the roads, I don't know any trouble
|
| Öğütlerinden ders alamam ben
| I can't learn from your advice
|
| Adım attığım her koruda
| In every grove I step
|
| Benim fikrim var her konuda
| I have an opinion on everything.
|
| Hook:
| hook:
|
| Ekilmemiş bir bağ gibiyim
| I'm like an unplanted vineyard
|
| Önyargına ben dağ gibiyim
| To your prejudice, I'm like a mountain
|
| Laf anlatmakta kar gibiyim
| I'm like snow in telling lies
|
| Beni kandıracak hangi beyin? | What brain will deceive me? |