| E tabi o işlerim bildiğin gibi
| Well, as you know, those works
|
| Ekürin ekibe yeni sildiğim delil
| Evidence I just deleted to the Ekürin team
|
| Esinlenir elim, işe bildiğin gibi
| My hand is inspired, work as you know
|
| Kopardım çiçeği, bilirliğim iyi
| I plucked the flower, I know well
|
| Ve tabi şu işlerim bildiğin gibi
| And of course, these works of mine, as you know
|
| Ekürin ekibe yeni sildiğim delil
| Evidence I just deleted to the Ekürin team
|
| Esinlenir elim, işe bildiğin gibi
| My hand is inspired, work as you know
|
| Kopardım çiçeği bilirliğim iyi
| I plucked the flower, I know well
|
| (Ah!)
| (Ah!)
|
| Bilinirliğim, iyi; | My awareness is good; |
| güvenirliğim, iyi
| my credibility is good
|
| Dümenin yeri nere?
| Where is the rudder?
|
| Ve kaptanım gene
| And my captain again
|
| Kimi kafiyesi gelip bur’da hırpalanır yine
| Some rhyme comes and gets battered in bur again
|
| Parayı ele geçirip çevirmeyi dene
| Capture and try to flip the coin
|
| Delirmeyi dene, gözlerimde belirmeyi dene
| Try to go crazy, try to appear in my eyes
|
| Yerilmeyi dene
| try to be offended
|
| Sapkın hayatıma gerilmeyin hele
| Don't worry about my perverted life
|
| Zehirler ehlilen, ne yaşadıysam; | Poisons are mastered, whatever I have experienced; |
| tercihen
| preferably
|
| Üniversite sözlüğünde ne halt yersem aynen
| Exactly what the hell I do in the university dictionary
|
| Çok gerilen varsa madem
| If there is too much tension
|
| Kelime manen alem
| word spiritual realm
|
| Ayyuka çıktı madem
| Since Ayyuka came out
|
| Olur, cefa ben
| It's okay, I'm in pain
|
| (?) bahçesinde her lafım binaen
| (?) in the garden of my every word
|
| E çek cefayı kaç peşinde kaç yaşın kiramen
| How old are you, Kiramen?
|
| Sokaklarda ölümler ve sakat kalan bedenler
| Deaths and crippled bodies on the streets
|
| Kurşunlanan mekanlar ve linç edilenler
| Bulleted places and lynched people
|
| Soğuklarda donanlar var
| There are those who freeze in the cold
|
| Arkadaşını vuranlar, kız arkadaşını boğanlar
| The ones who shot your friend, the ones who strangled your girlfriend
|
| Ve sevgilisine atanlar var
| And there are those who throw their lover
|
| E tabi o işlerim bildiğin gibi
| Well, as you know, those works
|
| Ekürin ekibe yeni sildiğim delil
| Evidence I just deleted to the Ekürin team
|
| Esinlenir elim, işe bildiğin gibi
| My hand is inspired, work as you know
|
| Kopardım çiçeği, bilirliğim iyi
| I plucked the flower, I know well
|
| Ve tabi şu işlerim bildiğin gibi
| And of course, these works of mine, as you know
|
| Ekürin ekibe yeni sildiğim delil
| Evidence I just deleted to the Ekürin team
|
| Esinlenir elim, işe bildiğin gibi
| My hand is inspired, work as you know
|
| Kopardım çiçeği bilirliğim iyi
| I plucked the flower, I know well
|
| (Ah!)
| (Ah!)
|
| Hatırladığım, manzaramda bol paraydı
| What I remember was a lot of money in my landscape
|
| Bankalarda hazıra dağ dayanmaz, rezile yüz bulanmaz arkadaş
| Mountain does not stand ready in banks, disgraced friend does not face
|
| Gezene yüz bulaşmaz, doğru yerde mantıken savaş
| Don't mess around, fight logically in the right place
|
| Uğraşma mecburen savaş, düşmana mantıken yanaş
| Don't try to fight, approach the enemy logically.
|
| Araştır aştığım engeli, gelgelelim kaçtım
| Look for the obstacle I overcame, but I ran away
|
| Rüzgarım, değirmenimle dengelerim şaştı
| My wind is confused with my mill
|
| Aslanım, benim meleğim şeytanımdan kaçtı
| My lion, my angel escaped from my demon
|
| Yeni bir tekli oldu mücadelem; | My struggle became a new single; |
| internette vardır
| are on the internet
|
| Kiminin ellerinde martı döneri
| Seagull doner in the hands of some
|
| Kimisi kemer sıktı, kimisi bu gece dışarı çıktı
| Some tightened their belts, some went out tonight
|
| Biriyle tanışacaktı, biriyle sevişecekti
| She'd meet someone, she'd make love to someone
|
| Ya da biriyle savaşacaktı, biriyle atışacaktı
| Or he would fight with someone, he would fight with someone.
|
| Sonunda başaracaktı lakin alkol oranı aşırı çıktı
| He would eventually succeed, but the alcohol rate was excessive.
|
| Başına iş de çıktı
| He got a job
|
| Sorunu, çok acıktı
| His problem was he was so hungry
|
| Kaderi çok acıklı, herkesin travmasıydı
| His fate was so pathetic, it was everyone's trauma
|
| Masumane gözlerin siyahlara bulanması
| Innocent eyes turning black
|
| E tabi o işlerim bildiğin gibi
| Well, as you know, those works
|
| Ekürin ekibe yeni sildiğim delil
| Evidence I just deleted to the Ekürin team
|
| Esinlenir elim, işe bildiğin gibi
| My hand is inspired, work as you know
|
| Kopardım çiçeği, bilirliğim iyi
| I plucked the flower, I know well
|
| Ve tabi şu işlerim bildiğin gibi
| And of course, these works of mine, as you know
|
| Ekürin ekibe yeni sildiğim delil
| Evidence I just deleted to the Ekürin team
|
| Esinlenir elim, işe bildiğin gibi
| My hand is inspired, work as you know
|
| Kopardım çiçeği bilirliğim iyi
| I plucked the flower, I know well
|
| (Ah!)
| (Ah!)
|
| Birazcık pozculuk, uzunca yolculuklar ömrü
| A little exposure, long journeys life
|
| Usulca sustuğum, bi' kare buluştuğum (vur emri?)
| I'm quiet, I'm meeting in a square (shoot order?)
|
| Mikrofonda terfi aldı, daim olmayınca derdi
| He got promoted on the mic, he always said when it wasn't
|
| Soğuklaştı kalbi, donuklaştı pek tabi
| His heart has become cold, of course it has become dull
|
| Kar yağdı, yer olduğuna dardaydım
| It snowed, I was short of space
|
| Baybaydı şeklim, yarbaydı bay baydı
| My shape was bye and bye, he was a lieutenant colonel, bye bye
|
| Ve bazen de kıyak gecikti
| And sometimes it's too late
|
| Zan vardı, can vardı
| There was mind, there was life
|
| Soğuk ve intikam konuştuk
| We talked cold and revenge
|
| Cam vardı, keskin rüzgarlar tenimde hep buruştu
| There was glass, sharp winds always crumpled my skin
|
| Trajedik konuştum, terbiyemde durdum abisi
| I spoke tragically, I stood in my upbringing brother
|
| Birisinin var eğlencesi
| Someone has fun
|
| Gönül keranesi
| heartbreak
|
| Bilet kesilmesinden öncesi
| Before ticket issuance
|
| Ölüm biranesi
| beer of death
|
| Defterim yazar benim
| my notebook writes me
|
| Sokakta yağmurlar vardı, sıcakta ıslananlar
| There were rains on the street, those who got wet in the heat
|
| Arkadaş tanıyan, arayan
| friend, seeking
|
| Ortak kanayanlar
| common bleeds
|
| Ara sokakta fotoğraflar
| Photos in the alley
|
| İnsanlar her tarafta
| people all around
|
| Anlatsam hepsi lafta ve hep yeni bi' macera
| If I tell you, it's all in words and it's always a new adventure
|
| E tabi o işlerim bildiğin gibi
| Well, as you know, those works
|
| Ekürin ekibe yeni sildiğim delil
| Evidence I just deleted to the Ekürin team
|
| Esinlenir elim, işe bildiğin gibi
| My hand is inspired, work as you know
|
| Kopardım çiçeği, bilirliğim iyi
| I plucked the flower, I know well
|
| Ve tabi şu işlerim bildiğin gibi
| And of course, these works of mine, as you know
|
| Ekürin ekibe yeni sildiğim delil
| Evidence I just deleted to the Ekürin team
|
| Esinlenir elim, işe bildiğin gibi
| My hand is inspired, work as you know
|
| Kopardım çiçeği bilirliğim iyi
| I plucked the flower, I know well
|
| (Ah!) | (Ah!) |