| Seninle sevişmek…
| making love to you…
|
| Seninle sevişmek…
| making love to you…
|
| Seninle sevişmek;
| make love to you;
|
| Özgürlüğün ölümsüz bi' hali
| An immortal state of freedom
|
| Tüm yelkenlerim hain
| All my sails are treacherous
|
| Bu sanki ayin
| It's like a ritual
|
| Tenimde katil, arsız bi' cani
| Killer on my skin, a cheeky thug
|
| Bense ölüme hazırlanmış bi' fani
| I'm a mortal prepared for death
|
| Sana dokunmak; | Touching you; |
| yeniden keşfetmek tüm dünyayı
| rediscover the whole world
|
| Sana dokunmak; | Touching you; |
| aşk, aşk; | love love; |
| bu ütopyamın ilanı
| this is the declaration of my utopia
|
| Sana dokunmak; | Touching you; |
| gecenin seksi oluşması
| sexy formation of the night
|
| Tüm gerçeğinin bana bulaşması
| All your truth messing with me
|
| Bütün her şeyinin bana dolaşması
| All of it's going around me
|
| Gökyüzüm hırçınlaşır
| My sky gets angry
|
| Bi' yıldırım olurum yağmurun ahu o ıslak teninde yüzerken
| I'll be a lightning bolt swimming on your wet skin
|
| Asla ket vuramam süzülen mısralarıma
| I can never inhibit my flowing verses
|
| Dudaklarına kendimi bırakırım, aşk adına
| I surrender myself to your lips, in the name of love
|
| Doymam tadına adım adım inerim kaybolmak için kasıklarına
| I can't get enough of the taste, step by step I go down to your groin to disappear
|
| Or’da bi' dünya kurarım renkleri içinde hapsetmiş
| I'll build a world in Or, it's got colors trapped inside
|
| Ruhumu mest ettim, sanki tüm evren bizimle dans etmiş
| Intoxicated my soul, it's like the whole universe danced with us
|
| Varlığın serseri gecelerde yıldızlara kastetmiş
| Your presence meant the stars in the vagrant nights
|
| Sanki bugüne kadar tüm ressamlar hep, hep seni resmetmiş
| It's as if all the painters have always, always painted you.
|
| Seninle sevişmek…
| making love to you…
|
| Seninle sevişmek…
| making love to you…
|
| Seninle sevişmek;
| make love to you;
|
| Özgürlüğün ölümsüz bi' hali
| An immortal state of freedom
|
| Tüm yelkenlerim hain
| All my sails are treacherous
|
| Bütün şiirlerim cahil
| All my poems are ignorant
|
| Sen serseri bi' kahin
| You're a vagrant seer
|
| Bu da özgürlüğe yapılmış bi' ayin
| This too is a rite to freedom
|
| Maviye çalan bi' yakamozdan
| From a blue-tinged collar
|
| Nefesimiz aşk ile kanımızdan
| Our breath is our blood with love
|
| Nasıl bi' yangın çıkardın aramızda
| How did you start a fire between us?
|
| Bu uçmak sırtındaki kanadında
| This fly on the wing on your back
|
| Maviye çalan bi' yakamozdan
| From a blue-tinged collar
|
| Nefesimiz aşk ile kanımızdan
| Our breath is our blood with love
|
| Nasıl bi' yangın çıkardın aramızda
| How did you start a fire between us?
|
| Bu uçmak sırtındaki kanadında
| This fly on the wing on your back
|
| Anlatması zor; | It is hard to tell; |
| yoğun bu hisleri
| these intense feelings
|
| Kokunla varoluyorum ve ruhumda duyuyorum oluşan sesleri
| I exist with your scent and I hear the voices in my soul
|
| Bu serseri görmedi böyle güzelliği
| This vagrant has not seen such beauty
|
| Gerçekliğin özgürlüğe armağan etmiş yanağındaki san’at gibi gamzeyi
| The dimple like art on the cheek of reality that has given freedom
|
| İçindeyim içim dışım mor, içim dışım kor
| I'm inside, I'm purple inside, I'm scared inside
|
| İçim dışım sen, içim dışım yoğun, içim dışım ter
| I'm inside you, inside I'm dense, inside I'm sweat
|
| İçim dışım boynun, koynun…
| I'm inside out, your neck, your sheep...
|
| Yalanları alıp hayatı verir zavallı tenimde dolaşır dilim
| It takes the lies and gives life, my tongue wanders on my poor skin
|
| Her saniyemde kopar bi' film
| A movie that breaks every second
|
| Seninle her yerim erojen nası' diy’cem
| I'm going to say 'I'm all erogenous with you'
|
| Durdurma beni vur, beni kur, sakla, beni tut
| Don't stop me shoot me set me hide me hold me
|
| Çıplak olmak senle yıkmak tüm kurallarımı yıkmak
| Being naked with you breaking all my rules
|
| Olduğum her şeyi silerken ellerin, yaşamak seni
| While your hands are erasing everything I am, living you
|
| Baktığım her şeyi tüketen gözlerinle yaşamak seni
| To live with your eyes that consume everything I look at
|
| Hep yeniden keşfetmek vücudumda aramak seni
| Always rediscovering, looking for you in my body
|
| Bildiğim her şeyi küfür gibi yeniden, yeniden yaşamak seni…
| Re-living everything I know like a curse, you...
|
| Seninle sevişmek…
| making love to you…
|
| Seninle sevişmek…
| making love to you…
|
| Seninle sevişmek;
| make love to you;
|
| Özgürlüğün ölümsüz bi' hali
| An immortal state of freedom
|
| Tüm yelkenlerim hain
| All my sails are treacherous
|
| Bütün şiirlerim cahil
| All my poems are ignorant
|
| Sen serseri bi' kahin
| You're a vagrant seer
|
| Bu da özgürlüğe yapılmış bi' ayin
| This too is a rite to freedom
|
| Maviye çalan bi' yakamozdan
| From a blue-tinged collar
|
| Nefesimiz aşk ile kanımızdan
| Our breath is our blood with love
|
| Nasıl bi' yangın çıkardın aramızda
| How did you start a fire between us?
|
| Bu uçmak sırtındaki kanadında
| This fly on the wing on your back
|
| Maviye çalan bi' yakamozdan
| From a blue-tinged collar
|
| Nefesimiz aşk ile kanımızdan
| Our breath is our blood with love
|
| Nasıl bi' yangın çıkardın aramızda
| How did you start a fire between us?
|
| Bu uçmak sırtındaki kanadında | This fly on the wing on your back |