| Mide bulanık sabahlarda
| On muddy mornings
|
| Çocuklar şarkılarla sabahlarlar
| Children wake up with songs
|
| Kendimle yüzleştiğim sabahlar var
| There are mornings when I face myself
|
| Bazen param çıkışmaz ve koalisyonu tamamlarlar
| Sometimes I don't get paid and they complete the coalition
|
| Gece döner paramparça
| The night turns to pieces
|
| Telaffuz sorunum vardı başta kaleciydim maçta
| I had a pronunciation problem, I was a goalkeeper in the match.
|
| Sonra maçta kalmadı oyunda falanda
| Then he didn't stay in the game or something
|
| Aşk şarkısı yapmayın koyunda yatan var
| Don't make a love song, there is someone lying in the bay
|
| Bak başkası kalmadı sonunda yalanlar
| Look, there's no one left, lies in the end
|
| Değiştirdi her trip boş gelir her biri
| Changed each trip comes empty each one
|
| Namluya mermidir galibin verdiği
| It is the bullet to the barrel that the winner gives
|
| Talimdir her biri herkesin bildiği
| It's a trick that everybody knows
|
| Gitti günde geldiğim (yok yok) oyuncu
| The player I came to in the day gone (no, no)
|
| Kafanı yorma kimse değil darma dağın
| Don't worry, nobody is your mess
|
| Kakalıyorlar yalan yanlış öyküleri
| They're pooping lies and false stories
|
| Şimdi bunu da tekrarla dinle bak papağan
| Now listen to this again, parrot
|
| Bu bokun adı da 1001 gece öyküleri
| This shit is called 1001 night stories
|
| Ve bunun adı da 1001 gece öyküleri
| And it's called 1001 night stories
|
| Mermisi biten askerler taktı süngüleri
| Soldiers who ran out of bullets put on bayonets
|
| Bir adım yaklaşırsan harbi süngülerim
| If you take one step closer, I will really bayonet
|
| Ve bunun adı da 1001 gece öyküleri
| And it's called 1001 night stories
|
| Ölüm yakın kapıda bizi bekleyense yaşam
| If death is waiting for us at the close door, then life
|
| Hayatını zar misali sallıyorsun ayıptır paşam
| You shake your life like a dice, it's a shame my pasha
|
| Gülenle ağlayan arasındaki 7 fark gibi
| Like the 7 differences between laughing and crying
|
| Kafası her zaman dumanlı boş insan misali
| Like an empty person whose head is always smoky
|
| Yaptıkların geçersiz bu hayatın kuralını sorma
| What you do is invalid, don't ask the rule of this life
|
| Taşşağını öperler oğlum burda paran varsa
| They kiss your ballhead son if you have money here
|
| İstanbul biraz kirli alırlar burda böbreğini
| Istanbul is a bit dirty, they take your kidney here
|
| Hiç arkana bakmadan kaçarsın kedi gibi
| You run away like a cat without looking back
|
| Havlamak senin özelliğin bunu meslek edinmişsin
| Barking is your specialty, you have made it your profession.
|
| Aferin moruk yürümeyi öğrenmişsin
| Well done old man, you learned to walk
|
| Sessiz olduğumuz kadar sinirliyizde
| We are as angry as we are silent.
|
| Kafana takma moruk evini bilirizde
| Don't worry, we know the old man's house
|
| İnsanların gözünde benim sözlerim çok ağır
| My words are so heavy in people's eyes
|
| Bazı insanlar var ki diss yediğinde kulağı sağır
| There are some people who have deaf ears when they diss
|
| Çıkmasın öyle kimse evcil rapleriyle biraz bağır
| Let no one shout a little with their pet raps
|
| Rap bir kavga değil müziktir sığır
| Rap isn't a fight it's music
|
| Ve bunun adı da 1001 gece öyküleri
| And it's called 1001 night stories
|
| Mermisi biten askerler taktı süngüleri
| Soldiers who ran out of bullets put on bayonets
|
| Bir adım yaklaşırsan harbi süngülerim
| If you take one step closer, I will really bayonet
|
| Ve bunun adı da 1001 gece öyküleri | And it's called 1001 night stories |