| Yorgun organları tepetaklak ortamdadır
| Tired organs are upside down
|
| Aklım kalır diye beklerken aklımdadır
| It's on my mind while I wait for my mind to stay
|
| İsmi cismi hasmın her bir cinsi buna yazdım
| I wrote the name of each genus of the bodily adversary in this
|
| Ben olmasam hayatta mikrofon bulamazdın
| If it wasn't for me, you wouldn't have found a microphone in life.
|
| Oyun değil kolay gelir en başında deli durur
| It's not a game, it comes easy, it's crazy at the beginning
|
| Elli dokuz durum on ekleyip bulun
| Fifty-nine states add ten and find
|
| Sonra pinekleyin durun
| Then hang on
|
| Gelip inekleyin susun
| Come and cow, shut up
|
| İneklerin bu su yani kralısın osun
| You are the king of the cows this water
|
| Dolandırma lafı dolandırır aklım kısın
| The scam is deceiving, my mind is deceived
|
| Ekmeğinden kızıl sonra abisine kızıp
| He got angry with his brother after he got red from his bread.
|
| Kolu koparır ve düşer uçurumdan hasım olur
| He cuts off the arm and falls off the cliff
|
| Kalem harbi yazıyo' mu? | Does the pen write a letter? |
| Benimki yazıyodur
| mine is writing
|
| Bu sırtımı taşıyo' mu arkadaşım oldun
| Does this carry my back, you became my friend
|
| Bu sınırı aşıyodur arkadaşın oğlum
| This is over the limit, your friend son
|
| Hep tabi doğal olarak karda kışı bulduk
| Naturally, we always found winter in the snow.
|
| Kar bakışı oğlum bu her bakışı vurdu
| Snow look boy, it hit every look
|
| Dur dur dedim
| I said stop
|
| Ciğer delik bulur
| The liver finds a hole
|
| Hemen gelir çabuk bu istilacılar
| These invaders come quickly
|
| Silah tutup korun
| hold a gun and protect
|
| Yollardayız gökyüzünü aydınlatır
| We're on the road lights up the sky
|
| Sansi Salvo kafiyesi
| Sansi Salvo rhyme
|
| Bombalar hedef bulur
| Bombs find targets
|
| Dur dedim
| I said stop
|
| Ciğer delik bulur
| The liver finds a hole
|
| Hemen gelir çabuk bu istilacılar
| These invaders come quickly
|
| Silah tutup korun
| hold a gun and protect
|
| Yollardayız gökyüzünü aydınlatır
| We're on the road lights up the sky
|
| Sansi Salvo kafiyesi
| Sansi Salvo rhyme
|
| Bombalar hedef bulur
| Bombs find targets
|
| Sence fazla havalı mı
| Do you think it's too cool
|
| '99 havasını soluduysak babasını biliriz ve cabasını
| If we breathed the '99 air, we know his father and
|
| Karabasanı gece böldü rüyasını
| The nightmare interrupted his dream at night
|
| Albümümüz dünyasını karartırsa mutluyuz
| We are happy if our album darkens his world
|
| Komşunuzu konuştunuz ellerde bilyeler
| You talked to your neighbor, marbles in the hands
|
| İlle nerde bilcem ben ne olduysa gittiler
| I don't necessarily know where, whatever happened, they left
|
| Olanları gördüler siyah döşek edindiler
| They saw what happened, got black mattresses
|
| Yemin edince dinlediler içten içe güldüler
| When they took the oath, they listened and laughed inside
|
| Ayık ol bayıkken de ayık bakar gözlerim
| Be sober
|
| İnanılmaz özveriydi benimkisi
| It was incredible dedication.
|
| Gözlerimle görmesem de hissedemesem de
| Even if I can't see it with my eyes, even if I can't feel it
|
| Beş yüz gram depresanla ritim tutma derbisi
| Rhythm-keeping derby with five hundred grams of depressants
|
| Bu baya derbidir beynine mermi gelsin
| This is quite a derby, get a bullet to your brain
|
| Peki gerçek anlamda kime mermi değdi
| So who was really worth the bullet?
|
| Gelir beni yıkmaya gelen her bir düşmana
| Comes to every enemy who comes to bring me down
|
| Benim drum dram getircek bütün hayatına
| My drum will bring drama all your life
|
| Anlamak istediğiniz bizim kavga istediğimiz
| What you want to understand is that we want to fight
|
| Gösterimiz sonsuza dek özverimiz inancımız
| Our show is forever our dedication our faith
|
| Yalancıyız bilirsiniz yine de gelirsiniz
| You know we're liars, you still come
|
| Delirseniz komik olur delirsem korkarsınız
| It will be funny if you go crazy, you will be scared if I go crazy
|
| Korkaksınız kayda geçen cesaret yok
| You are coward, there is no recorded courage
|
| Kimse mikrofon tutunca bu şekilde asalet yok
| No nobility like this when no one holds a microphone
|
| Lanetse yıllar aldı yalan olan yıllarımdı
| Damn it took years, it was my years that was a lie
|
| Arkamızda sırtlanlar şarabımız yıllanırdı
| Hyenas behind us, our wine aged
|
| Kıllanırsın umarım akıllanırsın
| I hope you get smart
|
| Yakında ağzın dolar kelimelerle anlatırsın
| Soon your mouth will be filled with words
|
| Yankı vardı mağaramızda herkesin aklı kaldı
| There was an echo in our cave, everyone's mind was left
|
| İçindeki altınlarda herkesin aklı vardır
| Everyone has a mind in the gold inside
|
| Takla attım flowlarda marka battı gözlerine
| I did somersaults in the flows, the brand sank into your eyes
|
| Savaş hakkında şarkı yaptım
| I made a song about war
|
| Hatrında kaldı Sansi Salvo kafiyesi
| He remembered the Sansi Salvo rhyme
|
| Bombalar savaş hattında şarkı kaydı | Bombs on the battle line song recording |