| Sana sıkıntı yaratan Rapçilerden bu
| That's one of the rappers that's been giving you trouble
|
| Çoluğa çocuğa güzel örnek ol len
| Be a good example to children
|
| Yaşı daha genç, e kolay ölmem ben
| He's younger, so I don't die easily
|
| Sonuçta kesilir zihnim halen
| After all, my mind is still cut off
|
| Freni bir bırakır zihnim aynen
| My mind just releases the brake
|
| Ötü düşüncelere elektrik ver
| Electrify evil thoughts
|
| Bitik bir mikrofon dissleşirken içi kan ağlar ve bu çok komik
| While a broken microphone is dissing, it bleeds and it's very funny
|
| Neden yalanına göre ayar arıyo kimisi bilemiyorum ama ben ayar oluyorum
| I don't know why some people are looking for adjustments according to their lies, but I'm being adjusted.
|
| Gece geliyor, gözlerim kapanınca gömdüğüm Mclerin hepsi aklımda
| The night is coming, when I close my eyes, all the Mcs I buried are in my mind
|
| 24 000. satırımda olma ihtimalim nedir benim 24 yaşında?
| What are the odds that I'm on line 24 000 when I'm 24?
|
| Başında bela gibi bu dünyada istenmeyişin 24 yaşında
| 24 years old that you are not wanted in this world like trouble
|
| Kaçıncı ritm defteri?
| Which rhythm book?
|
| Kaçıncı sayfa bu?
| Which page is this?
|
| Kaçıncı batan gemi ve kaçıncı tayfa?
| Which sinking ship and which crew?
|
| 24. Şarjör, 3. silah
| 24. Magazine, 3rd gun
|
| Kendi kafama dayadığım boş bir sayfa
| It's a blank page that I lean on my own head
|
| Kaçıncı çakramdan istiyosan al
| Take what you want from which chakra
|
| Müziğim böyle tutarsız istiyorsan an
| My music is so inconsistent if you want it
|
| İstiyor sanal alem küfreden bir Sans
| Wants a virtual world swearing Sans
|
| Bu yüksek lisans. | This is graduate school. |
| Hip-Hop'a şöhret şans
| Fame luck to hip-hop
|
| 2010 benim için ölümle dans demek
| 2010 means dance with death to me
|
| Rapozof yazıyorken altyapıya bass
| Bass on the bass while rapozof writes
|
| Şeytanım dedi «yaz». | My devil said "write". |
| Meleğim dedi «yaz». | My angel said "write". |
| Mantığım dedi «dur»
| My logic said "stop"
|
| Yüreğim dedi «bas» ve bütün kazalar ondan oldu zaten
| My heart said "push" and all the accidents happened because of him.
|
| Kimse için kimse öyle tutmadıda matem
| I'm sorry that no one held it like that for anyone
|
| Biz aldığımız ilhamı çoğaltarak ilettik
| We multiplied the inspiration we received and conveyed it.
|
| Dedik ki; | We said; |
| «yapsınlar çocuklar madem»
| "let's do it guys"
|
| Herkes bir şeyler bekledi yılların ardından, boş sayfalar dolmuyor yaşanmadan
| Everyone waited for something after years, blank pages do not fill up without living
|
| moruk
| geezer
|
| Dolanlarda öyle boş doluyor zaten, bunu kanıtlayan onlarca çocuk | Those who are full are already filling up so empty, dozens of children proving this |