| El izi koleksyonumda biriken izler silinir, evet
| The traces accumulated in my handprint collection are erased, yes
|
| Tek pençeyle iner peçe
| Veil descends with one paw
|
| Biraz da üzerine merhamet serpilir
| Sprinkle some mercy on it
|
| Hatta kırkbir pare metanet dizilir
| Even forty-one pieces of fortitude are lined up
|
| Muazzam dirayet ilk örnektir
| Great acumen is the first example
|
| Görelim bakalım hangisi daha canidir
| Let's see which one is more vicious.
|
| Elin eşikte, göz tetikte, ölen kömür gözleriyle
| Your hand on the threshold, your eyes on the watch, with your dying coal eyes
|
| Dilimin alçı heykeliyle döndü semazen derinde, bedene monte düğme
| Whirling dervish turned with plaster sculpture of my tongue deep, body-mounted button
|
| Bugünkü konumuz ergime
| Our topic today is melting.
|
| Yüzünü çıkarıp at yere
| Take your face off and throw it on the ground
|
| Boşluğun kulesinde asılı kaldım
| I'm hanging in the tower of emptiness
|
| Sallandı hayatım ve ayaklarım
| My life shook and my feet
|
| Yerin dibine çekildi vücut sıcaklığım
| My body temperature has sunk to the ground
|
| Pratik bir ölüm taktiğiydi oysa
| It was a practical death tactic.
|
| Kendimi ikna edemedim
| I couldn't convince myself
|
| Kırık kemiklerimle bir düello arifesinde kendime çikan garip bir merdivenim
| I'm a strange ladder climbing up to myself on the eve of a duel with my broken bones
|
| Gizli saklı odasında kaldı, dalgınlığına daldı
| He remained in his secret room, lost his mind
|
| Rüyasını yumuşak bir halıya sardı, frenlerim boşaldı
| He wrapped his dream in a soft carpet, my brakes are gone
|
| Hoşça kal hayat, gidişatı gözüm pek tutmadı
| Goodbye life, I didn't quite catch the trend
|
| Kemirilmedi mi, söyleyin, bu kızın eti, kemiği, kıkırdağı?
| Isn't it gnawed, tell me, this girl's flesh, bone, cartilage?
|
| Rap’le oynar bu cambaz
| This acrobat plays with rap
|
| Veren rabb şükür biz
| Thank you Lord who gives
|
| Azan siz, süreniz az
| Azan you, your time is short
|
| Yapma caz
| Don't jazz
|
| Yüzüme gül ve kuyumu kaz
| Laugh on my face and dig my well
|
| Tesellim az
| little consolation
|
| Durumu şakaya vurdu haz
| He joked about the situation
|
| Dayandi kapına her maraz
| Every disease stood at your door
|
| Kolera bundan hoşlanmaz
| Cholera doesn't like it
|
| Yüzün özüne ayna oldu kış ve yaz
| Winter and summer became a mirror to the essence of your face
|
| Kokona yüzüne pudra bas
| Put powder on Kokona's face
|
| Aynı hamam, aynı tas
| Same bath, same bowl
|
| Cehennemde mekân first class
| space in hell first class
|
| Kolera bundan hoşlanmaz
| Cholera doesn't like it
|
| Bi' kurnaz ukala, burnu havada
| A cunning cocky, his nose is up
|
| Teker teker attı yüzümün ilmeği
| One by one, the noose of my face threw
|
| İçimde açılan tercih polikliniğine ani saldiri düzenlendi
| A sudden attack was organized on the preference polyclinic opened inside me.
|
| Muallakta kaldı organlarımın her biri, güneşim yıldızlarla bezeli
| Each of my organs is in suspense, my sun is adorned with stars
|
| Koridorlarımda ilahi ninni, siz ise duygusal engelli (yo)
| Divine lullaby in my hallways, you're emotionally retarded (yo)
|
| Maksat sadaka sağlamak
| To provide charity
|
| Gözün bağlar katarakt
| Eyelids cataract
|
| Günlerim ağlak yatalak
| My days are bedridden with tears
|
| 24 saat rötarli serenat
| 24-hour delayed serenade
|
| Tasdik ettim onaylarında muhteviyati karbonat
| I have confirmed the content of carbonate in their approval.
|
| Karafakiler doldurup yüzüme doğru pompalat
| Karafakis fill up and pump it right in my face
|
| Muhabbetin kaşı açılacak
| The eyebrow of love will be opened
|
| Törpüle bedeni, kırılacak
| Filed body, it will break
|
| Bıçağıma ait kalemtraş
| Sharpener for my knife
|
| Yüzünü kaplar kan ve saç
| Blood and hair covering your face
|
| Şuraya bak
| Look at there
|
| Temelin ister çatırdamak
| Whether your foundation cracks
|
| Kalem kırıldı, tutuldu tutanak
| The pen was broken, the report was kept.
|
| Sendeler ve gözleri kaçamak
| You stumble and your eyes sneak
|
| Gözünü kapa bi' daha aç
| Close your eyes, open again
|
| (Gözünü kapa bi' daha aç)
| (Close your eyes, open again)
|
| (Gözünü kapa bi' daha aç)
| (Close your eyes, open again)
|
| Rap’le oynar bu cambaz
| This acrobat plays with rap
|
| Veren rabb şükür biz
| Thank you Lord who gives
|
| Azan siz, süreniz az
| Azan you, your time is short
|
| Yapma caz
| Don't jazz
|
| Yüzüme gül ve kuyumu kaz
| Laugh on my face and dig my well
|
| Tesellim az
| little consolation
|
| Durumu şakaya vurdu haz
| He joked about the situation
|
| Dayandi kapına her maraz
| Every disease stood at your door
|
| Kolera bundan hoşlanmaz
| Cholera doesn't like it
|
| Yüzün özüne ayna oldu kış ve yaz
| Winter and summer became a mirror to the essence of your face
|
| Kokona yüzüne pudra bas
| Put powder on Kokona's face
|
| Aynı hamam, aynı tas
| Same bath, same bowl
|
| Cehennemde mekân first class
| space in hell first class
|
| Kolera bundan hoşlanmaz
| Cholera doesn't like it
|
| Bi' kurnaz ukala, burnu havada
| A cunning cocky, his nose is up
|
| Rap’le oynar bu cambaz
| This acrobat plays with rap
|
| Veren rabb şükür biz
| Thank you Lord who gives
|
| Azan siz, süreniz az
| Azan you, your time is short
|
| Yapma caz
| Don't jazz
|
| Yüzüme gül ve kuyumu kaz
| Laugh on my face and dig my well
|
| Tesellim az
| little consolation
|
| Durumu şakaya vurdu haz
| He joked about the situation
|
| Dayandi kapına her maraz
| Every disease stood at your door
|
| Kolera bundan hoşlanmaz
| Cholera doesn't like it
|
| Yüzün özüne ayna oldu kış ve yaz
| Winter and summer became a mirror to the essence of your face
|
| Kokona yüzüne pudra bas
| Put powder on Kokona's face
|
| Aynı hamam, aynı tas
| Same bath, same bowl
|
| Cehennemde mekân first class
| space in hell first class
|
| Kolera bundan hoşlanmaz
| Cholera doesn't like it
|
| Bi' kurnaz ukala, burnu havada | A cunning cocky, his nose is up |