| Yola çıkarken apoletlerimi koparmıştım
| I ripped off my epaulettes on the way
|
| Artık, rütbesiz bir er bile değildim
| I wasn't even a lowly rank anymore
|
| Emir ve komuta zincirinin ne olduğunu askerler iyi bilir
| Soldiers know well what the chain of command and order is.
|
| Artık, halktan biriydim
| Now I was one of the people
|
| Tek gücüm, ihtilalci olmamdı
| My only strength was that I was a revolutionary
|
| Boynumuzda idam fermanı bulunan bir ihtilalci
| A revolutionary with a death warrant on our neck
|
| Bütün evraklar, yazışmalar
| All documents, correspondence
|
| Resmî olarak yaverimdeydi
| He was officially my aide
|
| Ama o da istifa ettiğine göre
| But since he also resigned
|
| Ben dedi, bu evrakları şimdi size veremem
| I said, I can't give these documents to you now
|
| Ne olacak?
| What will happen?
|
| Bütün bunları bir başka komutana vermeliyim
| I have to give all this to another commander
|
| Önce kendimi toparlayamadım
| I couldn't get myself together at first
|
| Rütbesiz bir ihtilalciydim
| I was a revolutionist without rank
|
| Haklıydı ama, bir yerde de
| He was right, but somewhere.
|
| Bu işin eylemde bir yeri var mı diye
| See if this has a place in action
|
| Kalakalmıştım
| I was stuck
|
| Ertesi gün odaya Karabkir Paşa geldi
| The next day, Karabkir Pasha came to the room.
|
| İki adım uzakta
| two steps away
|
| Topuklarından gelen bir slam verdi
| He gave a slam from his heels
|
| Ve öylece devam etti | And so it went on |