| Sizle muhattabım
| I am in contact with you
|
| Sizle muhattabım
| I am in contact with you
|
| Ve sizle muhattabım!
| And I am in contact with you!
|
| Sizle muhattabım
| I am in contact with you
|
| Sizle muhattabım
| I am in contact with you
|
| Ve sizle muhattabım!
| And I am in contact with you!
|
| Ve sizle muhattabım, budur işte mülakatım
| And I'm in contact with you, this is my interview
|
| İstemedim uyanmayı, kimse demedi «şu"ya da «bu"bana
| I didn't want to wake up, nobody told me "that" or "that"
|
| Doğdum içine kuralların! | I was born into your rules! |
| Seçenekler sunar sanıp hayat «He"derken utanmadım
| I wasn't ashamed when I thought life offers options and said "He"
|
| Yetecekken ufak çapı merak ne gelse yuvarladım
| When it was enough, I rolled the small diameter out of curiosity.
|
| Kalmadı bulanmadık yer kafamda, paranoyalarım her zaman var
| There is no place left in my head, I always have paranoia
|
| Ucu bucağı yok, uzar
| It has no end, it elongates
|
| Yapım budu yarım arada seslen, ayıkamam ama dudakları
| Shout out your crotch half-way, I can't tear it apart but the lips
|
| Köşe bucak saklanıp arada gözüm arar geçen uçakları
| Hiding in every corner, I look for passing planes.
|
| (Fiyuv) Türbülansta kulaklarım
| (Fiyuv) My ears in turbulence
|
| Diyarbakır’a sur altlarına tur atmak için
| To take a tour under the city walls of Diyarbakir
|
| Uzakları ta Bursa’dan geldi
| They came all the way from Bursa
|
| (Ta Bursa’dan geldim)
| (I came from Bursa)
|
| Full aynasız, tam otomatik silahları var
| They have full mirrorless, fully automatic weapons
|
| Ulan nasıl polissiniz? | How are you a cop? |
| Komik tarafı şu yanımızda kubar taşıyo'z
| The funny thing is that we carry chives with us.
|
| Uzandırıp arıyo' buranın polisi burası Sur aslanım!
| I reach out and call, this is the police here, my Wall lion!
|
| Uyanmasın diye sokarsın götüne sigara, duraksayıp!
| You put a cigarette in your ass so that he doesn't wake up, hesitating!
|
| Duraksatır e tabi birince, burada sömeyim baliler içen uşakları
| He pauses, of course, once, let's not speak here about the servants who drink Balinese
|
| Şu surata bak uzay hayvanı canı sativa ister
| Look at that face space animal craving sativa
|
| Uzayın derinliklerini gezeriz enine boyuna karadelikler
| We travel the depths of space black holes long and wide
|
| İçine gireriz kaygı nakarat içten dilekler delikler
| We get into it anxiety refrain sincere wishes holes
|
| Faka bas, madafaka
| But bass, madafah
|
| Madafaka kafam alamaz yanar aga
| Madafaka can't take my head, it burns but
|
| Yalan havan ulan, hava bas tamam ama
| Lie with your air, blow air okay but
|
| Kimse senin kadar atamaz, preze yapamaz!
| No one can throw, preze as much as you!
|
| Bir hikâyen yok, ifadem boş
| You don't have a story, my statement is empty
|
| Feci fevkalade firarilere binaen sor
| Ask about the terrible, extraordinary fugitives
|
| Rehineyim herhalde, misafir isem iadem yok
| I guess I'm a hostage, if I'm a guest, I have no refund
|
| Tripteyim helal et intihar gibi zaten Jo'
| I'm on a trip, it's like suicide Jo'
|
| Üstüne basmaktan delindi sayfa
| Page pierced by stepping on it
|
| Delirdi tayfa, diri kemik gezindim parkta
| Crazy crew, I walked around the park alive
|
| En trip rhyme’lar eşliğinde peyniri pipe yap
| Pipe cheese with en trip rhymes
|
| Eğitilir safkan MC’cikler estirir Mic’ta
| Trained purebred MCs blow on Mic
|
| Neslimiz mafya, yetenek ister eskrim yapmak
| Our generation is the mafia, it takes talent to fencing
|
| Hepsi bir kaypak, el etek hepsi çemkirir ancak
| All of them are slippery, all of them snap, but
|
| Espri yap sor alınır ipne kerkinip ağlar
| Make a joke, ask, ipne kerkinip cries
|
| Emdiğin kanla yaşamaz hiçbi' tertibin kanka
| You can't live on the blood you suck
|
| İt oğlu it oyun sandı sanırım, hapçı yarısı tanrı tanımaz
| I guess the son of a dog thought it was a game, half the pills don't know god
|
| Aklı karışık, enine boyuna tarttı başını, tarzım alışık
| Confused, he weighed his head broadly, my style is used to
|
| Hediyem olacak ahtımı satın rantı kaçırır, DJ’len oyuna farklı bakışı
| Buying my throne, which will be my gift, will miss the rent, DJ's different view of the game
|
| Deliler akıllı kaldı yanımızdayken arınıp, artılarımı görme
| The crazy ones remained wise, when they were with us, they were purified and did not see my pluses.
|
| Hatırın kalır kapçık ağızlı çapsız, akışa bırakıp akılı çarçık
| You will remember it, with a rough mouth, without a diameter, let it flow
|
| Karışır hacı kaşarlık yarışı yapılır, alışamazsın
| Mixed haji cheese race is held, you can't get used to it
|
| Apışıp kaldık hadi çıkarın açılışı
| We're stuck, let's remove the opening
|
| Yarınamaz dışarısı kanla kalır içerisi çekilir
| It can't be tomorrow, it's left with blood outside, it's drawn inside
|
| Crime after crime… | Crime after crime… |