| Aldıkça nefes, kafam kıyak ıhtan!
| As I breathe, my head is high!
|
| Her gün çek çek, bu meslek ıhtan!
| Check every day, this is a profession!
|
| Fıymam lazım, tırsak olduysa sıçar
| I have to eat it
|
| Çek çek, çek çek, her gün sen cigaranı ıhtan!
| Pull, pull, smoke your cigarette every day!
|
| Cezai ehliyetim yok, yok
| I don't have a criminal license, I don't
|
| İşin mutfağında sarıyorum ot, ot
| In the kitchen of work I wrap weed, weed
|
| İçip ölümüne yaşıyorum
| I'm drinking and living to death
|
| Kafamı yazıyorum, acılarım alıkoyuyor
| I write my head, my pain is holding back
|
| Kanım donuyor adamım ayık gezer isem
| My blood is freezing man if I'm sober
|
| Ayık gezen ile takılmayı seçer isem
| If I choose to hang out with the sober wanderer
|
| «Ayıl!» | "Bear!" |
| deme bize!
| don't tell us!
|
| Uyuşana dek içerim, canım çeker ise
| I drink until I'm numb, if I feel like it
|
| Jelibona dönüyo'sun yarım şeker ile, asıl kenevire
| You're back to jelly beans with half sugar, real cannabis
|
| Kafanı dengeleyecek alıp nefesi ver, ıhtan
| Take your head and breathe out, Ihtan
|
| Ölene dek alıp nefesi ver
| Breathe until you die
|
| Kılcal damarları yarıp geçer iken
| While breaking through the capillaries
|
| Kıskanç adamları hasım eder içen
| Those who drink envy jealous men
|
| Yığılan paraları basıp Rap’e yine risk al
| Print the pile of coins and take a risk to Rap again
|
| Bağımlıyım açık ve net, akıl edebiysem
| I'm addicted, clear and clear, if I can reason
|
| Çıkmazlarım var ama bi' geri dönebilsem!
| I have dead ends, but I wish I could go back!
|
| Nasıl eve gider? | How does he go home? |
| Haritası kayıp!
| The map is missing!
|
| İki şeriti çek hadi balinayı bayılt
| Pull the two strips, knock out the whale
|
| Ciks seri tipes harika bir line alıp
| Ciks seri tipes take a great line
|
| Kafa tasının ucuna dokun hardaynanın
| touch the tip of the skull your mustard
|
| Gökhan Kasıt, baz istasyonunda yaşar onlarcası
| Gökhan Kasıt lives in the base station, dozens of them
|
| Berkarman hadi sara’k Ogan kush’ı yoktan varız
| Berkarman come on sara'k Ogan kush out of nothing
|
| Bardağın dolu tarafı çoktan yarım
| The glass is half full already
|
| Ol’cağa varır olan, ol’cağa varır
| The one who reaches the being, reaches the being
|
| Bir solucan deliği bulup kaçmak kalır
| It remains to find a wormhole and escape
|
| Seçeneklerim daralır ondan sabır
| My options get narrower, so be patient
|
| Otoban faresi gibi yollardayım
| I'm on the road like a highway rat
|
| Sıkıntı yok, oldum olası sonbahar ayım
| It's okay, it's possible my autumn month
|
| Mutlu sonların sonrası boktan olur
| After happy endings it's shit
|
| O yüzden ortamdayım!
| That's why I'm in!
|
| İflas etti sevebilen organlarım, antikorlar zayıf
| My organs that can love are bankrupt, antibodies are weak
|
| Bağışıklık sistemimi zorlar aynı parazit oyuncağı canım, yoklar durur
| It forces my immune system, it's the same parasite toy dear, they just keep disappearing
|
| Bu virüs karakterimi yontar sanıp
| I think this virus will chip my character
|
| Seninle ben apayrı tonlardayız
| You and I are in different tones
|
| Sen enlemdesin Ben ise boylamdayım
| You are at latitude and I am at longitude.
|
| Ayrı dünyalar, aynı soyadları
| Worlds apart, same surnames
|
| Ne yapayım alternatifine bong almayıp?
| What should I do if I don't buy bongs for the alternative?
|
| İçimdeki canavara verin, otlar sarıp
| Give it to the beast inside me, wrap the weeds
|
| Sevip okşarsanız, şefkat ile yorulurum ıhtan
| If you love and caress, I get tired with compassion
|
| Aksi taktirde kafama sık’ca’m, moruk işten bile değil yılmam
| Otherwise, I'm going to hit my head, old man, I'm not even afraid of work
|
| Henüz konuşmayı çözemedi sığınağım. | I haven't figured out the conversation yet, my shelter. |
| Öfkelini çıngar çıkar
| Bring out your anger
|
| Üzerime çığlar yığar, ıskartaya çıkar hırslar
| The avalanches pile up on me, the ambitions are discarded
|
| Krizi fırsata çevir, olup ıslah
| Turn crisis into opportunity
|
| Yine çınlar o kulaklarım ıhtan, kalemi kap hınçla yazıp
| It rings again, my ears are bad, grab the pen and write with grudge
|
| Ruhum ot, bedenim ise bir rızla kağıt
| My soul is grass, my body is paper with a consent
|
| İşin mutfağında sana bi' dal ısmarladım
| I ordered you a branch in the kitchen of work
|
| O yüzden kafa kırıyo' mısralarım
| That's why I'm breaking my head
|
| Aldıkça nefes, kafam kıyak ıhtan!
| As I breathe, my head is high!
|
| Her gün çek çek, bu meslek ıhtan!
| Check every day, this is a profession!
|
| Fıymam lazım, tırsak olduysa sıçar
| I have to eat it
|
| Çek çek, çek çek, her gün sen cigaranı ıhtan!
| Pull, pull, smoke your cigarette every day!
|
| Aldıkça nefes, kafam kıyak ıhtan!
| As I breathe, my head is high!
|
| Her gün çek çek, bu meslek ıhtan!
| Check every day, this is a profession!
|
| Fıymam lazım, tırsak olduysa sıçar
| I have to eat it
|
| Çek çek, çek çek, her gün sen cigaranı ıhtan!
| Pull, pull, smoke your cigarette every day!
|
| Çek ıhtan, çek çek ıhtan
| Check it out, check it out
|
| Çek çek, ç-ç-çek çek ıhtan
| Check, check, check
|
| Nereden? | From where? |
| Ihtan
| Ihtan
|
| Çek ıhtan, çek çek ıhtan
| Check it out, check it out
|
| Çek çek, ç-ç-çek çek ıhtan
| Check, check, check
|
| Nereden? | From where? |
| Ihtan
| Ihtan
|
| Yeah | yeah |