| Dedim ki bu kız kaçmaz
| I said that this girl will not run away
|
| Gördüğüm anda onu dedin «Kaçmaz!»
| As soon as I saw him, you said "He won't run!"
|
| Mantığım duygularıma der «Yapma!»
| My reason says to my feelings "Don't do it!"
|
| «Bakmaz bu kız dönüpte sana bakmaz!»
| «This girl does not look, she will not look back at you!»
|
| İmkansız, be hayrola
| It's impossible, no wonder
|
| Bu kalp ona doğru atıp durur dedim
| I said this heart beats towards him
|
| «Sercan dikkat et sakın kaybolma»
| «Sercan be careful, don't get lost»
|
| Kabullenmem lazım da imdat nasıl?
| I have to accept, but how is the help?
|
| Nasıl olur bu kız benim imkansızım (Bugy)
| How come this girl I'm impossible (Bugy)
|
| İmkansızım, imkansızım
| I'm impossible, I'm impossible
|
| Çıktı lanet kadın teki vicdansızın
| Turns out, you're unscrupulous in a damn woman
|
| Oo, derdim neydi, derdinden başka
| Oo, what was my trouble, other than your trouble
|
| Ettirdin beni isyan kızım
| You made me rebel girl
|
| Çok insafsızsın, insafsızsın
| You're so ruthless, ruthless
|
| Çok güzelsin lanet olsun insan mısın?
| You're so beautiful, damn, are you human?
|
| Oo, derdim neydi, derdinden başka
| Oo, what was my trouble, other than your trouble
|
| Yüzünde benleri tane tane
| moles on your face
|
| Türkü gibi bi' kadın ve şahane
| A woman like a turkey and wonderful
|
| Daha ne kadar güzel olunabilir ah be abi
| How much more beautiful can you be oh man
|
| Burnu fındık, ağzı kahve
| His nose is hazelnut, his mouth is coffee
|
| Kül oldum yandım yani
| I became ashes, so I burned
|
| Ay, su, toprak, güneş, hava ve yıldızlar
| Moon, water, earth, sun, air and stars
|
| Adını haykırıp derler «Hırsız var!»
| They shout his name and say, "There's a thief!"
|
| Çaldın kalbim, kaldım dımdızlak
| You stole my heart, I stayed naked
|
| Bu nasıl olur aşığım sırılsıklam
| How can this be, I'm in love, I'm soaked
|
| Sesi kulaklarımda hiç duymamış olmama rağmen
| Although I have never heard the sound in my ears
|
| Düşün ki seni göremedim bi' kere daha ben
| Think that I couldn't see you once again
|
| O yüzden içimde matem halen
| That's why I'm still in mourning
|
| Madden manen bittim kabullendim yok ki çarem
| I'm done materially and spiritually, I've accepted that I don't have a solution.
|
| Ne insafsız ne vicdansızsın, ilhamımsın, ilhamımsın
| You are neither cruel nor unscrupulous, you are my inspiration, my inspiration
|
| İmkansızlığından isyancıyım
| I'm a rebel of your impossibility
|
| İnsaf be, imdat be, insaf kızım
| Be merciful, help me, be merciful girl
|
| O benim imkansızım, imkansızım
| He is my impossible, impossible
|
| Çıktı lanet kadın teki vicdansızın
| Turns out, you're unscrupulous in a damn woman
|
| Oo, derdim neydi, derdinden başka
| Oo, what was my trouble, other than your trouble
|
| Ettirdin beni isyan kızım
| You made me rebel girl
|
| Çok insafsızsın insafsızsın
| you are so ruthless you are ruthless
|
| Çok güzelsin lanet olsun insan mısın?
| You're so beautiful, damn, are you human?
|
| Oo, derdim neydi, derdinden başka
| Oo, what was my trouble, other than your trouble
|
| Gece rüyalarımda gündüz düşümde
| In my night dreams, in my daydream
|
| Hüznümü dövme gibi düzgün yüzümde
| Smooth like a tattoo of my sadness on my face
|
| Mümkün mü gülmek aşka düştüğünde gülme
| Is it possible to laugh, don't laugh when you fall in love
|
| Yüz kere düşünmek seni büsbüyük bi' külfet
| Thinking a hundred times is a huge burden on you.
|
| Ay ay, platonik
| Ay ay, platonic
|
| Durumum kötü kötü komediden daha komik
| My situation is funnier than bad bad comedy
|
| Bakar mı senin gibi serseriye lan o hiç?
| Does he ever look like a vagrant like you?
|
| Yakarım şehrimi alsın asker ya da polis
| Let the soldier or the police take my city
|
| Bu derdi çekmeden daha iyidir lan hapis
| This is better than suffering, damn jail
|
| Tek dostum cannabis ve alkol
| My only friend is cannabis and alcohol
|
| Sarhoş olmamak aşık olmaktan daha zor
| Not getting drunk is harder than falling in love
|
| Farkında olmalıyım durumumun maalesef
| I should be aware of my situation unfortunately
|
| Aşk oyunu nedir bile bile lades hep
| What is the game of love
|
| Kafamı duvarlara vuruyorum lanet şey diye
| I'm banging my head against the walls for the damn thing
|
| Bu bebe nasıl böyle aşık
| How is this baby so in love
|
| Fazlasıyla kaptırdım sorunum bu
| I got too caught up, that's my problem
|
| Rüyada gördüğün kıza hiç aşık olunur mu?
| Do you ever fall in love with the girl you see in your dream?
|
| İmkansızım, imkansızım
| I'm impossible, I'm impossible
|
| Çıktı lanet kadın teki vicdansızın
| Turns out, you're unscrupulous in a damn woman
|
| Oo, derdim neydi, derdinden başka
| Oo, what was my trouble, other than your trouble
|
| Ettirdin beni isyan kızım
| You made me rebel girl
|
| Çok insafsızsın insafsızsın
| you are so ruthless you are ruthless
|
| Çok güzelsin lanet olsun insan mısın?
| You're so beautiful, damn, are you human?
|
| Oo, derdim neydi, derdinden başka | Oo, what was my trouble, other than your trouble |