| Ben ilk kez ölmedim
| I didn't die for the first time
|
| Dert bu yoldan az geçmedi (Geçmedi)
| Trouble did not pass this way (It did not pass)
|
| Beklemedim seni haricen tatlım
| I didn't wait for you, honey
|
| Çünkü gidenler dönmedi (Dönmedi)
| Because those who left didn't come back (Didn't come back)
|
| Çünkü gidenler ölmedi (Ölmedi)
| 'Cause those who left didn't die (He didn't die)
|
| Bekleyen yüzlerin gülmediği gibi
| As the waiting faces don't smile
|
| Sana bir intikam sözüm de vardı
| I also had a promise of revenge to you
|
| Sustum ama vazgeçmedim
| I was silent but I did not give up
|
| Aldatmam dedin aldattın
| You said you wouldn't cheat, you cheated
|
| Aldatmak ezikliktir
| Cheating is lame
|
| Her şeyi gördüm, öğrendim
| I saw everything, I learned
|
| Ama senden duymak kahpelikti
| But hearing from you was a whore
|
| Yavru vatanın yavru kahpesi
| Baby bitch of the baby country
|
| Güzellik sadeliktir
| beauty is simplicity
|
| Doyumsuz olup da bir aşkı yıkmak
| Being insatiable and destroying a love
|
| Sevgi değil sahteliktir
| It's not love it's fake
|
| Aslın senin olsun
| your origin is yours
|
| Bana kalbindeki beni gönder geri
| Send me back in your heart
|
| Ayakta durmak zor
| It's hard to stand
|
| Ki sarhoş gönlüm senden beri
| That my heart is drunk since you
|
| O kadar yıldır yorgunum
| So many years I've been tired
|
| Daha seni severken hiç dinlenmedim
| I never rested while still loving you
|
| Annemi kaybettim yoktun
| I lost my mother, you weren't there
|
| Ama son olayın kadar iğrenmedim
| But I'm not as disgusted as your last event
|
| Adım atmak sana aptallık
| It's stupid of you to step up
|
| Bir hançer yüreğime saplandı
| A dagger pierced my heart
|
| En az arabada suratıma bakıp
| At least looking at my face in the car
|
| Attığın o yüzük kadar da paslandık
| We are as rusty as that ring you threw
|
| Oysa doktorum, ailem, çevrem
| However, my doctor, my family, my environment
|
| Her şeyim bildiğin hastandım (Hastandım)
| I was your all-knowing patient (I was your patient)
|
| Ama iyileşiyorum az kaldı
| But I'm getting better soon
|
| Bak (Bak) Sihirli lambadayım dilek getirdim
| Look (Look) I'm in the magic lamp, I made a wish
|
| Al, al sevmen için tertemiz yürek getirdim
| Take it, I brought a pure heart for you to love
|
| Hay, hay aksi şey içimde kırdın tüm direnci
| Hey, oh shit, you broke all the resistance inside me
|
| Yaşamak için çok direndim
| I fought so hard to live
|
| Bak (Bak) Sihirli lambadayım dilek getirdim
| Look (Look) I'm in the magic lamp, I made a wish
|
| Al, al sevmen için tertemiz yürek getirdim
| Take it, I brought a pure heart for you to love
|
| Hay, hay aksi şey içimde kırdın tüm direnci
| Hey, oh shit, you broke all the resistance inside me
|
| Seni severken ölmek çok güzeldi
| It was so nice to die while loving you
|
| Yok ki neşem
| No my joy
|
| Sessizlik Allah’a edilen dualar gibi
| Silence is like prayers to God
|
| Sensizlik kaybedebileceğin
| Without you you can lose
|
| Tüm maçlara bilet almak gibi
| Like buying tickets to all the games
|
| Annenin ölüm haberi
| mother's death news
|
| Babanın seni terk ettiği günü bilmek gibi
| It's like knowing the day your father left you
|
| Tabut kadar bir odanın içerisinde
| In a room the size of a coffin
|
| Yıllar boyu nefes almak gibi
| Like breathing through the years
|
| Ciğerime süzülen katran gibi
| Like tar seeping into my lungs
|
| Memleket hasreti kavgam gibi
| Hometown longing is like my fight
|
| Sensizlik bir yağmur
| a rain of innocence
|
| Aniden bozulan havam gibi
| Like my suddenly broken air
|
| Sensizlik yutkunamamak
| inability to swallow
|
| Boğazıma takılan kemik gibi
| Like a bone stuck in my throat
|
| Sevdiğin kişinin katilin olması
| The person you love is the murderer
|
| Sevdiğin dizinin finali gibi (Finali gibi)
| Like the finale of your favorite show (like the finale)
|
| Geceler bile nazlandı
| Even the nights were spoiled
|
| Sana yaz bana yas kaldı
| Write to you, I am left to mourn
|
| Seni tırnağımla kazıdım duvarlara
| I scraped you with my nail on the walls
|
| Mürekkep dahi kıskandı
| Even ink got jealous
|
| Yavaşça gelmene aldırmadım
| I didn't mind you coming slowly
|
| Sen yürüdükçe ben hızlandım
| I got faster as you walked
|
| Hak etmezdin ama
| You didn't deserve it
|
| Hak etmediğin saf sevgimi dahi hırs sandın
| You thought even my pure love that you didn't deserve was greed
|
| Geçmiyor bu, geçmiyor bu
| This does not pass, this does not pass
|
| Artık sana sevgim yetmiyor mu?
| Isn't my love enough for you anymore?
|
| Oyunun batsın şahken
| Let your game fail
|
| Bir dert masasındaki tek piyonum
| I'm the only pawn on a trouble table
|
| Yarası derinmiş yalanın batsın
| The wound is deep, let your lie sink
|
| O yaralarına ben çizik diyorum, çizik diyorum
| I call those wounds a scratch, a scratch
|
| Bu kalbi bir daha açmamak üzere kilitliyorum
| I'm locking this heart never to open again
|
| Bak (Bak) Sihirli lambadayım dilek getirdim
| Look (Look) I'm in the magic lamp, I made a wish
|
| Al, al sevmen için tertemiz yürek getirdim
| Take it, I brought a pure heart for you to love
|
| Hay, hay aksi şey içimde kırdın tüm direnci
| Hey, oh shit, you broke all the resistance inside me
|
| Yaşamak için çok direndim
| I fought so hard to live
|
| Bak (Bak) Sihirli lambadayım dilek getirdim
| Look (Look) I'm in the magic lamp, I made a wish
|
| Al, al sevmen için tertemiz yürek getirdim
| Take it, I brought a pure heart for you to love
|
| Hay, hay aksi şey içimde kırdın tüm direnci
| Hey, oh shit, you broke all the resistance inside me
|
| Seni severken ölmek çok güzeldi | It was so nice to die while loving you |