| Beni bir yerde bir kadın bulmuş gibi
| It's like a woman found me somewhere
|
| Tıkananan gönlüm görmüş dibi
| My congested heart has seen the bottom
|
| Beni bir yerde bu kadın gömmüş gibi
| It's like this woman buried me somewhere
|
| Her doğru bedeni yanlış bilir
| Every right body knows wrong
|
| Sanki zaman durmuş gibi
| It's like time has stopped
|
| Aşk yerine yüzüne konmuş kibir
| Arrogance put on your face instead of love
|
| Dilimde acı, içimde nefret
| Pain on my tongue, hate inside me
|
| Düşün sevdiğin yanlış biri
| Think about the wrong one you love
|
| Ve buna kanmış biri
| And someone who is deceived by it
|
| Pişmanlık evine dönmüş gibi
| It's like back home of regret
|
| Suskun, içine ağlar gibi
| Silent, like crying inside
|
| Yutkunamam bilen anlar beni
| I can't swallow, those who know me understand me
|
| Anne sen gibi sevmezki biri
| Mother doesn't love someone like you
|
| Anlatamadığın masallar gibi
| Like fairy tales you can't tell
|
| Yarım kalanlar kalıyor yerinde
| Half remains in place
|
| Denize hasret bir mahkum gibi
| Like a prisoner longing for the sea
|
| Sensizlik güneşli bir havaya
| Ignorance to a sunny weather
|
| Meydan okuyan bir sağanak gibi
| Like a defiant downpour
|
| Haksızca hayatı elinden
| Unjustly take away your life
|
| Alınan mahkuma üzülen cellat gibiyim
| I'm like the executioner who grieves for the prisoner taken
|
| Asıl ayıp olan hayatı para sanıp
| The real shame is to think that life is money.
|
| Bir kalbe biçilen fiyat di mi?
| Is it the price of a heart?
|
| Zorlama beni, aşk konu olunca
| Don't force me when it comes to love
|
| Yakarım bizi, beni bilen bilir
| I will burn us, anyone who knows me knows
|
| Diren canım, diren ki umudum
| Resist my dear, resist that my hope
|
| Tohum atsın bana fidan gibi
| Sow me a seed like a sapling
|
| Çünkü umudu yitiren bilir
| Because he who lost hope knows
|
| Aynı güvertede güven gibi
| Like trust on the same deck
|
| Arkamdan dönen dümen gibi
| Like a rudder behind me
|
| En iyi parlamayı sönen bilir
| Who knows the best shine
|
| Peki çakmak kimin?
| So whose lighter is it?
|
| 29 oldum yaşıyorum hayatı çatlak gibi
| I'm 29, I'm living life like a crack
|
| Gözlerindeyim ben hala bir yere düşmedim
| I'm in your eyes I still haven't fallen anywhere
|
| Yalan mutluluklar yalan gülüşlerim
| My fake happiness, my fake smile
|
| Yarım kalır bir anda bütün düşlerim
| All my dreams become half in a moment
|
| İçinde sen yoksan içinde sen yoksan
| If you're not in it if you're not in it
|
| Arıyacak ve açılmayacak bir telefonun
| A phone that will call and not pick up
|
| Başında durmak gibi
| like standing on
|
| Üfleme,
| Blowing,
|
| Yanıyor dilim
| my tongue is on fire
|
| Uyumadım, hala
| I haven't slept yet
|
| Gözlerim ağrıyor manyak gibi
| My eyes hurt like a maniac
|
| Sarma, sarılırsan eğer
| Don't hug, if you hug
|
| Geçecek gibi
| seems to pass
|
| Ne de olsa bitecek bir gün
| After all, one day it will end
|
| Gözlerime toprak atacak biri
| Someone to throw dirt in my eyes
|
| Beni bekliyor bu gece barın biri
| Someone in the bar is waiting for me tonight
|
| Cebimde senelerin alın teri
| The sweat of years in my pocket
|
| İçerim, düşerim, kaldırma
| I drink, I fall, don't lift
|
| Yeter ki basma kaldırım gibi
| As long as the pavement
|
| Sanki bir deniz ve taşıyor gibiyim
| It's like I'm carrying a sea and
|
| Seni içimde yaşıyorum gibiyim
| It's like I'm living inside you
|
| Göremiyorum ama yıllardır
| I can't see but for years
|
| Kokunu bir yerden tanıyor gibiyim
| I feel like I know your scent from somewhere
|
| Gönlü örtülere sarıyor
| Wraps the heart in veils
|
| Herkesi ben gibi sanıyor
| He thinks everyone is like me
|
| Bir çiçek bahçesi nazı yok
| There is no sage of a flower garden
|
| Ve yoksan bu çiçeğin adı yok
| And if you don't exist, this flower has no name
|
| Her şey boş yalan aslında
| Everything is just a lie
|
| Uyumadın ben de uyanamadımda
| You didn't sleep, I couldn't wake up either
|
| Sırtıma yükleyip yaramaz sırlar
| naughty secrets that I carry on my back
|
| Gidemezsin balam aslında
| You can't go honey actually
|
| Bu da yalan aslında
| This is actually a lie
|
| Rüzgar bile yanar aslında
| Even the wind burns
|
| Dallara gizlenen hayat gibi mert
| As brave as the life hidden in the branches
|
| Beni bulamazsında
| when you can't find me
|
| Dik dur, gülümse, düşmedim ağına
| Stand tall, smile, I didn't fall into your trap
|
| Konu biz değil, kendin olmak mı mana
| It's not about us, is it to be yourself?
|
| Doymadım anla
| I'm not full, understand
|
| Gözlerine aç ve zayıfım hala
| Open your eyes and I'm still weak
|
| Gözlerindeyim ben hala bir yere düşmedim
| I'm in your eyes I still haven't fallen anywhere
|
| Yalan mutluluklar yalan gülüşlerim
| My fake happiness, my fake smile
|
| Yarım kalır bir anda bütün düşlerim
| All my dreams become half in a moment
|
| İçinde sen yoksan içinde sen yoksan
| If you're not in it if you're not in it
|
| Gözlerindeyim ben hala bir yere düşmedim
| I'm in your eyes I still haven't fallen anywhere
|
| Yalan mutluluklar yalan gülüşlerim
| My fake happiness, my fake smile
|
| Yarım kalır bir anda bütün düşlerim
| All my dreams become half in a moment
|
| İçinde sen yoksan içinde sen yoksan | If you're not in it if you're not in it |