| Konuşsan sorun konuşmasan sorun problem ağa
| If you talk, it's a problem, if you don't talk, it's a problem
|
| Birinin derdi birini geriyor
| Someone's trouble is making someone nervous
|
| Yalın ayak buz üstünde dursam resmen
| If I stood barefoot on ice
|
| Buz dayanamayıp eriyor
| The ice is melting
|
| Dokunsan elektrik çarpacak sanki
| It's like you'll get an electric shock if you touch it.
|
| Yüksek dozda atıyor bedenin hormonlar
| In high doses your body is beating hormones
|
| Merak etme buzlu havada ağzından çıkacak olan dumanlar yok eder kederin
| Don't worry, the smoke that will come out of your mouth in the icy air will destroy your grief.
|
| Vefasız olur gamsız yeri geldi mi ayrılır terk eder gider dostlar
| It becomes unfaithful, when it comes to a carefree place, leaves and goes, friends
|
| Hemen fesat planları kurmak için
| To set up conspiracy plans now
|
| Buluşup bir araya gelir yolsuzlar
| Corrupts meet and get together
|
| Aklında bugün yapman gereken bir şey varsa
| If you have something on your mind that you need to do today
|
| Yarına bırakmadan yapasın
| You can do it without leaving it until tomorrow
|
| Bir şeyi almak istiyorsan hedefi gözden bırakma ki çabuk hemen kapasın
| If you want to buy something, ignore the target so that it closes quickly.
|
| Gün gelir sıkıntı olur belki mecbur kalır ateşin üstüne doğru yürürsün
| One day there will be trouble, maybe you will have to walk towards the fire.
|
| Hani derler ya ağlamayana meme yok koçum istemesen çürürsün
| You know, they say there is no breast for those who don't cry, my coach, if you don't want to, you will rot.
|
| Susuz kalırsın çöllerde bir yudum su verenin olmaz olmuyor
| You will be thirsty in deserts, it is impossible to give a sip of water.
|
| Kimi yağmurun altına kova koymuş dikmiş nedense hala dolmuyor
| Some put a bucket under the rain and planted it for some reason, it still doesn't fill
|
| Sessiz kalasın sessiz yerlerde sesini yükseltmeden
| Let him be silent in quiet places without raising his voice
|
| Bağırmadan bir tutmalısın bedene
| You have to hold on to the body without shouting
|
| Vermelisin hakkı hak edene alıp
| You should give the right to the one who deserves it
|
| Hiçbir şeyi sakın unutma karıştırma şaşırma mazilere dalıp
| Don't forget anything, don't get confused, get lost in the past
|
| Eğer bir gün kudurursa bırakırsın yollarsın itin iplerini salıp
| If one day he gets mad, you let him go
|
| Yakarsın hatırlarını yakarsın
| You burn, you burn your memories
|
| Tüm mazini yakarsın başa dönüp başlarsın mecbur yepyeniden
| You burn all the past, you go back to the beginning, you have to start from a new
|
| Yakarsın hatırlarını yakarsın
| You burn, you burn your memories
|
| Tüm mazini yakarsın başa dönüp başlarsın mecbur yepyeniden
| You burn all the past, you go back to the beginning, you have to start from a new
|
| Rahatın bozulur mu bilmem ama bak pek bakmazlar geride kalana
| I don't know if you will be disturbed, but look, they don't look at what's left behind.
|
| Bazen bir lokma ekmek ortaya düşüyor lan almayana bin dert bin dert alana
| Sometimes a bite of bread falls in the middle, those who don't get a thousand troubles
|
| Her şey apaçık ortada olunca gerek var mı acaba yalana
| When everything is obvious, is there any need to lie?
|
| Bir de artist gibi ortada dolaşıyorsun öyle kafana göre sallana sallana
| And you're walking around like an artist, swaying your head like that.
|
| Ekmek aslanın ağzında evet ama hala
| Bread is in the lion's mouth yes but still
|
| Midesine atamadı
| Couldn't stomach it
|
| En kralı bile gelip onun yanında posta koyup yatamadı trip atamadı dram
| Even the most king couldn't come and put the mail next to him, couldn't trip, drama
|
| Artist olmak isteyen elbet bir gün soracaktır ya ne zaman gelecek benim sıram
| Those who want to be an artist will surely ask one day, when will it be my turn?
|
| Soracaksın inan ki sen bu işlere daha çok kafa yoracaksın
| You will ask, believe me, you will think more about these matters.
|
| Kafan ermez bile bazı işlere oturursun yersin geyikten çalımı
| Even if you don't mind, you sit on some jobs, you eat, you steal from the deer.
|
| Çaldırırsın üstüne oturup yıllarca bakıp sayıp çıktığın halini
| You'll steal the version of yourself that you sit on and look at for years
|
| Kimse sormaz sana nasılsın halin ne bir eksiğin isteğin var mı
| Nobody asks you how are you
|
| Bazen insan düşünüyor lan bu akrabalar acaba kar mı zarar mı
| Sometimes people think, are these relatives a profit or a loss?
|
| Bana kızmış bırakın kızsın kıskançlıktan bayılıp sızsın
| He's angry with me, let him pass out from jealousy
|
| İstediği gibi zaten artık olamaz
| It can't be the way he wants anymore
|
| İstediği gibi yalnız kalamaz
| She can't be alone as she wants
|
| Bir gün gelir bir gün kalır sağlam tut paket et paketle sırrını sakla
| One day comes, one day stays, keep it intact, pack it, pack it and keep your secret
|
| Bozarlar yoksa çaktırmadan paketinin fermuarını sokakta
| If they don't break it, you can zip your package on the street, sneaking in.
|
| Yakarsın hatırlarını yakarsın
| You burn, you burn your memories
|
| Tüm mazini yakarsın başa dönüp başlarsın mecbur yepyeniden
| You burn all the past, you go back to the beginning, you have to start from a new
|
| Yakarsın hatırlarını yakarsın
| You burn, you burn your memories
|
| Tüm mazini yakarsın başa dönüp başlarsın mecbur yepyeniden
| You burn all the past, you go back to the beginning, you have to start from a new
|
| Hayatın tehlikeye girebilir birden durduk yere sıkışırsın sıkarlar
| Your life may be in danger, suddenly you get stuck and they get bored
|
| Kardeş sanıp bildiklerinin aklını parayla yıkarlar sana karşı
| They think they are brothers and they wash your mind with money against you.
|
| Çevrene dikkatli olup kırıcı olmadan kalp kırmadan başarıp yaşayabilmek
| Being attentive to your environment and being able to succeed and live without breaking a heart.
|
| Bile bile nankör köpekleri tutup yıllarca sırtında taşıyabilmek
| Being able to deliberately hold ungrateful dogs and carry them on their back for years
|
| Üç maymunu oynamak gerekirmiş bazen dallı ballı ballı dudaklar
| Sometimes it was necessary to play three monkeys, honeyed lips with branched honey
|
| Bazıları var ki resmen aramızda tutmasam kuş olup kanatlanıp uçacaklar
| There are some that if I do not keep them between us officially, they will become birds and fly.
|
| Kopacağı yerden kopsun varsın
| Let it break from where it will break
|
| Bırakın kopacaksa eğer âlemim
| Let it break if my world
|
| Kan kokan nefesi ensendedir benim o güzel sır dolu mahallemin
| The blood smelling breath is on your neck of my beautiful secret neighborhood
|
| Bir esersin lodos fırtına gibi sel gibi geçer gider akışı
| You're a breeze, the flow passes like a flood like a storm
|
| Öyle bir güzel görürsün ki g*t olursun
| You see so beautiful that you become a s*t
|
| Aklından çıkmaz bakışı
| haunted look
|
| Killa işte başkadır yiğidim aslanım
| Killa is something else, my valiant lion
|
| Sakinlik ve güç verir gölgesi
| Gives calmness and strength
|
| Killa Hakan dedin mi koçum
| Did you say Killa Hakan, my coach
|
| Bak haktan yana taraf tutar bölgesi
| Look, the region that takes sides in favor of the right
|
| Her koyun kendi bacağından asılırmış
| Every sheep was hung by its own leg.
|
| Zamanı bekle gerekirse belayla iç içe
| Wait for the time, if necessary, intertwined with trouble
|
| Çok hayal kurma ama yoksa uçarsın kelebeklerle bir hiçe
| Don't dream too much, but you will fly away with butterflies.
|
| Nasıl da aldanıp kanabiliyormuş bazen insan bir p*çe ucuz tuzağa
| How can one be deceived and bled, sometimes one can fall into a cheap trap
|
| Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış kal hele fazla gitme uzağa
| Liar's candle burns until nightfall, don't go too far
|
| Yakarsın hatırlarını yakarsın
| You burn, you burn your memories
|
| Tüm mazini yakarsın başa dönüp başlarsın mecbur yepyeniden
| You burn all the past, you go back to the beginning, you have to start from a new
|
| Yakarsın hatırlarını yakarsın
| You burn, you burn your memories
|
| Tüm mazini yakarsın başa dönüp başlarsın mecbur yepyeniden | You burn all the past, you go back to the beginning, you have to start from a new |