| Ulan yalan Dünya senden usandım
| The world is a lie, I'm tired of you
|
| Kimler gelip geçti mazinde senin
| Who came and passed you in the past
|
| Sana geldim ama gene giderim
| I came to you but I will go again
|
| Sanki mühim midir gözünde senin, senin, senin
| As if it matters in your eyes, yours, yours
|
| Gözünde senin, senin, senin
| In your eyes your, your, your
|
| Hani peygamberler, hani veliler
| The prophets, the saints
|
| Hani Hacı Bektaş, hani Ali’ler
| You know Haci Bektas, you know the Alis
|
| Aklı ermez akıllılar deliler
| The wise ones are insane
|
| Kimse yürümedi izinde senin, senin, senin
| No one walked in your footsteps, yours, yours
|
| İzinde senin, senin, senin
| On your trail your, your, your
|
| Kimse yürümedi izinde senin, senin, senin
| No one walked in your footsteps, yours, yours
|
| İzinde senin, senin, senin
| On your trail your, your, your
|
| Koca Hüseyin'i kime kestirdin?
| Who did you cut off Big Hussein?
|
| Pir Sultan’ı kimin için astırdın?
| For whom did you hang Pir Sultan?
|
| Kinde can var ise onu küstürdün
| If there is a soul in the hatred, you offended him.
|
| Bir tarak işlemez bezinde senin, senin, senin
| In a nappy cloth your, your, your
|
| Bezinde senin, senin, senin
| In your diaper your, your, your
|
| Mahzuni Şerif'im uçar güneşe
| My Mahzuni Şerif flies to the sun
|
| Dünya senin emeklerin çok boşa
| World, your efforts are in vain.
|
| Ben giderim Dünya sen sende yaşa
| I'll go World you live in you
|
| Bir aşık eğlenmez pozunda senin, senin, senin
| A lover in no fun pose of your, your, your
|
| Pozunda senin, senin, senin
| In your pose your, your, your
|
| Bir aşık eğleşmez pozunda senin, senin, senin
| In a lover's unyielding pose your, your, your
|
| Pozunda senin, senin, senin | In your pose your, your, your |