| Şikayetim vardır vardır Aşık Veysel’e
| I have a complaint to Aşık Veysel
|
| Yeniden dillenen, a babam âşıklar varmış
| Re-voiced, my father, there were lovers
|
| Eskiden beriden, a Veysel yokla gel hele
| Since ancient times, a Veysel, just come
|
| Deymeden yellenen, duy Veysel âşıklar varmış, âşıklar varmış
| Hear Veysel, who blows without saying, there are lovers, there are lovers
|
| Deymeden yellenen, duy Veysel âşıklar varmış, âşıklar varmış
| Hear Veysel, who blows without saying, there are lovers, there are lovers
|
| Kimi turna sesli, koca arıyor
| Some crane loud looking for a husband
|
| Uzun saçıynan, a Veysel çorap örüyor
| Long hairynan, a Veysel is knitting socks
|
| Kimi Zülfigara yemin veriyor
| Some Zulfigara swears
|
| Bacısın' kullanan, duy Veysel âşıklar varmış, vah, âşıklar varmış
| There are lovers who use your sister, hear Veysel, woe, there are lovers
|
| Bacısın' kullanan, duy Veysel âşıklar varmış, âşıklar varmış
| There are lovers, hear Veysel, who use your sister, there are lovers
|
| Kimi İstanbul da, a Veysel çeker esrarı
| Some in Istanbul, a Veysel draws the mystery
|
| Kimi faziletle, a babam arar Haydarı
| With some virtue, my father calls Haydar
|
| Kimi bırakmıyor, duy Veysel kerhana barı
| Who doesn't leave, hear Veysel kerhana bar
|
| Arada evlenen, duy Veysel âşıklar varmış, âşıklar varmış
| There were lovers who got married and heard Veysel, there were lovers.
|
| Arada evlenen, duy Veysel âşıklar varmış, âşıklar varmış
| There were lovers who got married and heard Veysel, there were lovers.
|
| Davut Sulari’yi, a babam yanına çağır
| Call David Sulari to my father
|
| Âşık Daimi’yle, a Veysel bana divan kur
| With Âşık Daimi, a Veysel set me a sofa
|
| Getir Nesimi’yi, a babam hesabımı sor
| Bring Nesimi, my father ask for my account
|
| Namussuz belenen, duy Veysel âşıklar varmış, âşıklar varmış
| There are lovers of dishonorable belen, hear Veysel, there are lovers
|
| Namussuz belenen, duy Veysel âşıklar varmış, âşıklar varmış
| There are lovers of dishonorable belen, hear Veysel, there are lovers
|
| Çok gözlere battı battı Âşık İhsani
| Aşık İhsani
|
| Onun çiftlikleri, sarayı hani?
| His farms, his palace?
|
| Baba Veysel gurbet gurbet elde Mahzuni
| Baba Veysel is abroad Mahzuni
|
| Dönmeden yıllanan, duy Veysel âşıklar varmış, âşıklar varmış
| There are lovers, hear Veysel, who grow old before returning
|
| Dönmeden yıllanan, duy Veysel âşıklar varmış, âşıklar varmış canım | Hear Veysel, who aged before returning, there are lovers, there are lovers, my dear |