| Duydum ki huzurlu yatmışsın bugün
| I heard that you slept peacefully today
|
| Rahatmışsın bugün, gülümsemiş yüzün
| You are relaxed today, your smiling face
|
| Sana uğramamış mı hiç hüzün?
| Didn't sadness hit you?
|
| Benim kar kış güzüm, gülümsemez yüzüm
| My snow winter autumn, my face does not smile
|
| Beni üzüyor alçak pusun
| Your low haze makes me sad
|
| Ölüm mü, yaşam mı, kabus musun?
| Death, life or nightmare?
|
| Boğuldum, peki suçsuz mu su?
| I drowned, so is water innocent?
|
| Hatalıyım, sen suçsuz musun?
| I'm wrong, are you innocent?
|
| Karnım tok, yemeğimi yedim
| I'm full, I ate my food
|
| O yalanlarını hiç yemeyene yedir
| Feed those who never eat their lies
|
| Git, yüreğin yine incilmesin
| Go, don't let your heart hurt again
|
| Hiçbir yağmur acımı dindirmesin
| Let no rain ease my pain
|
| Sana baktığım bakışla bakamazlar
| They can't look at you the way I look at you
|
| Bu denli hiç kimse yakamaz da
| No one can burn that much.
|
| Sevinme bu kadar öldüm diye
| Don't be happy because I died so much
|
| Seni başına taç yapıp takamazlar
| They can't crown you on your head
|
| Özlersen umudu kanla kandır
| If you miss, bleed hope with blood
|
| Sevgiyi alamaz hiçbir altın
| No gold can take love
|
| Sen dahil buna çok bunaldım
| Including you, I'm so fed up with this
|
| Ayrıl, barış, çok sulandı
| Break up, peace, it's so watered down
|
| Aptal tribin yine yerli yersiz
| Your stupid tribune is out of place again
|
| Soran olursa beni, öldü dersin
| If anyone asks me, you say he's dead
|
| Dıştan bakınca çok güzelsin
| You are so beautiful from the outside
|
| Ama için pis, yüreğin çok düzensiz
| But you're dirty, your heart is so untidy
|
| Ay diyemem, güneş olamazsın
| I can't say moon, you can't be the sun
|
| Karanlığım odama doğamazsın
| You can't rise in my dark room
|
| Çiçek değilsin solamazsın
| You're not a flower, you can't wither
|
| Beni kaybettin daha da bulamazsın
| You lost me, you can't find me anymore
|
| Gitsem bile döndüğüm
| Even if I'm gone I'm back
|
| Kara saçlım, çizmelim, öldüğüm
| I have black hair, draw, die
|
| Bu naz hep beni öldürür
| This naz always kills me
|
| İlkokul heyecanım, önlüğüm
| My primary school excitement, my apron
|
| Sırama adını yazdım, silemezler
| I wrote your name on my queue, they can't delete it
|
| Ben gelirim, sen gelemezsen
| I will come, if you can't come
|
| Uğruna ben gibi ölemezler
| They can't die for you like me
|
| Helal et hakkını, dönemezsem
| Halal your right, if I can't come back
|
| Duydum ki huzurlu yatmışsın bugün
| I heard that you slept peacefully today
|
| Rahatmışsın bugün, gülümsemiş yüzün
| You are relaxed today, your smiling face
|
| Sana uğramamış mı hiç hüzün?
| Didn't sadness hit you?
|
| Benim kar kış güzüm, gülümsemez yüzüm
| My snow winter autumn, my face does not smile
|
| Duydum ki
| I heard that
|
| Sana uğramamış mı hiç hüzün?
| Didn't sadness hit you?
|
| Benim kar kış güzüm, gülümsemez yüzüm
| My snow winter autumn, my face does not smile
|
| Duydum ki | I heard that |