| Taşındım süper oldu, mükemmele yakın
| I moved, it was super, it's close to perfect
|
| Konstantin bok, Antalya mükemmele yakın
| Konstantin bok, Antalya is near perfect
|
| Kendime diyom: «Hak ettin, mutlu ol yiğidim.»
| I say to myself: "You deserve it, be happy, my dear."
|
| Tabi Sarp gitmese daha da iyiydi
| Of course, it would have been better if Sarp hadn't gone.
|
| Sonra Antalya çevre falan bir ortama düştüm
| Then I fell into an environment of Antalya or something.
|
| Keyfim roket Hami Mandıralı, tutamaz Rüştü
| Keyfim rocket Hami Dairy, can't hold Rüştü
|
| Bıraktım akışına iyiyken bende
| I let it go when it was good
|
| Bilirsin uzun sürmez mutluluk genelde
| You know happiness doesn't last long
|
| Derken patladı ortam kendi aralarında
| Then the atmosphere exploded among themselves.
|
| Problemler, bir şeyler anlamadım da
| Problems, I don't understand something
|
| Hayatımda istemediğim şey kavga dövüş
| Fight fight is what I don't want in my life
|
| Seha tek takıl gerekirse karda yürü
| Seha, hang out alone, walk in the snow if necessary
|
| Rahatım rahat artık valla takmam
| I'm comfortable, I don't wear it anymore
|
| Merhabalar deyip çıkarım yataktan
| I say hello and get out of bed
|
| Dert, tasa, stres artık ırak bak
| Worry, worry, stress now look far away
|
| Beklediğim tek şey albümü bırakmak
| All I'm waiting for is to release the album
|
| Dört teker bir makina cebimde para yok
| A four-wheeled machine, no money in my pocket
|
| Okyanusun dibindeyim çıkmak için kara yok
| I'm at the bottom of the ocean, no land to get out
|
| Yapamayan der: «Mic bok gibi.»
| The one who can't says: "Mic is shit."
|
| Koridorda rahat geziyorum Zeitnot gibi
| I'm walking freely in the hallway like Zeitnot
|
| Dört teker bir makina cebimde para yok
| A four-wheeled machine, no money in my pocket
|
| Okyanusun dibindeyim çıkmak için kara yok
| I'm at the bottom of the ocean, no land to get out
|
| Yapamayan der: «Mic bok gibi.»
| The one who can't says: "Mic is shit."
|
| Koridorda rahat geziyorum Zeitnot gibi
| I'm walking freely in the hallway like Zeitnot
|
| Düşünmek yasak ne varsa yaşanmalı
| What is forbidden to think should be lived
|
| Elindekinin kıymetini bilmeyeni aşağılarım
| I humiliate those who don't appreciate what they have.
|
| Bazen kendim olur bu, bazen başkası
| Sometimes it's me, sometimes it's someone else
|
| Bıraktım o işleri bilmiyorum aşk nasıl
| I left those jobs I don't know how love is
|
| Ey
| Article
|
| Ne oldu ey?
| What happened?
|
| Ablalar yazıyor almıyorki beynim
| Sisters write, my brain doesn't get it
|
| Fizik değil önce IQ epeydir
| Not Physics, first IQ
|
| Peşin peşin anlaşalım baby
| Let's deal up front baby
|
| Bazen respect atıyorum buna iltimas demeyin
| Sometimes I show respect, don't call it favor
|
| Sonra sustum, gördüm birçok hasta beyin
| Then I kept quiet, I saw many sick brains
|
| Ben ve Yeis Tom Brider’ın elinde çift silah gibiyiz
| Me and Yeis are like two guns in Tom Brider's hands
|
| Konu fark etmez yan yanaysak clik clack bebeğim
| It doesn't matter if we're together clik clack baby
|
| Yüksek ego, sınırlı yetenek
| High ego, limited talent
|
| Alın terim rap, bizde hep emek
| I'm sweaty rap, we're always working
|
| Kimine kolay kimine zor şartlar
| Easy for some, difficult for some
|
| Piyasa hastalığı boş yapmak
| make market sickness empty
|
| Dört teker bir makina cebimde para yok
| A four-wheeled machine, no money in my pocket
|
| Okyanusun dibindeyim çıkmak için kara yok
| I'm at the bottom of the ocean, no land to get out
|
| Yapamayan der: «Mic bok gibi.»
| The one who can't says: "Mic is shit."
|
| Koridorda rahat geziyorum Zeitnot gibi
| I'm walking freely in the hallway like Zeitnot
|
| Dört teker bir makina cebimde para yok
| A four-wheeled machine, no money in my pocket
|
| Okyanusun dibindeyim çıkmak için kara yok
| I'm at the bottom of the ocean, no land to get out
|
| Yapamayan der: «Mic bok gibi.»
| The one who can't says: "Mic is shit."
|
| Koridorda rahat geziyorum Zeitnot gibi | I'm walking freely in the hallway like Zeitnot |