| Daha da yukarı sıçrayabilmen için eğilmen gerekli
| You have to bend down to jump even higher
|
| Ama eğilmen demek burada yenilmen demektir
| But to bend means to be defeated here
|
| Düştüğünü görmek isteyenler dolu
| Full of those who want to see you fall
|
| Onlara en güzel cevap, başarıp: «Neyim ben?» | The best answer to them is to succeed and say: "What am I?" |
| demektir
| means
|
| Yolun başı ya da sonu devam edip durmadan hayaline koşman gerekli
| The beginning or the end of the road, you need to keep running towards your dream.
|
| Engeller olacak bu mallarla bolca
| There will be obstacles in abundance with these goods.
|
| Bu punchların alayına «Hoşt lan!» | "Welcome!" to the mockery of these punches. |
| demektir
| means
|
| Hoşt!
| Shoo!
|
| Hadi gidin uzayın
| let's go to space
|
| Karadelik olur Seha kafandaki uzayın
| It becomes a black hole Seha, the space in your head
|
| Merak etsem çocuk fikrini sorardım
| If I was curious, I would ask the child's opinion.
|
| Katlanmam, katlarım, merhamet yok artık (Yok)
| I don't take it, I fold it, no more mercy (No)
|
| Bulutların külüyüm
| I am the ashes of the clouds
|
| Popülerlik mi? | Is it popularity? |
| Yemişim ününü
| I ate your fame
|
| Cahillri toplayıp kalabalık uçacağıma, zekileri kazanır yalnız yürürüm!
| Instead of gathering the ignorant and flying in crowds, the smart ones win and I walk alone!
|
| Rapçi yapmaz boynuna taktıkların eğr anlatamıyorsan bataklıkları
| Don't make a rapper, what you put on your neck if you can't explain the swamps
|
| Hiçbir bok değil lan abarttıkların
| It's no shit, what you exaggerate
|
| Tek derdi şarkıları kaç tıklanır
| His only concern is how many clicks his songs are
|
| Rapçi yapmaz boynuna taktıkların eğer anlatamıyorsan bataklıkları
| Don't rapper, the ones you wear around your neck if you can't explain the swamps
|
| Hiçbir bok değil lan abarttıkların
| It's no shit, what you exaggerate
|
| Tek derdi şarkıları kaç tıklanır
| His only concern is how many clicks his songs are
|
| Eminim nefes alıp da görebilseydi eğer bu halleri üzülürdü Amaru Tupac
| I'm sure he would be upset if he could breathe and see Amaru Tupac
|
| Hiçbir şey anlatmayan müziği sevmiyorum
| I don't like music that says nothing
|
| Kandırmayın rapçi falan değil bunlar
| Don't be fooled, they're not rappers
|
| Kapüşonumu çekiyorum, mahallemdeyim
| Pulling my hood up, I'm in my neighborhood
|
| Arkaplanımda çalıyorken Nas ve Rakim
| Nas and Rakim playing in my background
|
| Daha önce yazılmamış kafiyeler arıyorum bilirsiniz bunlar bize has terapi
| I'm looking for rhymes that haven't been written before, you know, these are our own therapy.
|
| Sabaha kadar söz yaz sonrasında uyumadan işe git
| Write a word until the morning, then go to work without sleeping
|
| Yine de kalıyorum mesaide bir şekil
| Still, I stay in a shape at work
|
| O kadar lil Gucci, lil Prada saçmalığı varken
| With all that lil Gucci, lil Prada bullshit
|
| İşlerimiz zorlaşıyor nitekim
| Our jobs are getting harder.
|
| Şu an mesafeler uğrunda değil
| Right now it's not for the sake of distance
|
| Hayallerime ulaşmak için kesiliyor biletim! | My ticket is being cut to reach my dreams! |
| (hah)
| (hah)
|
| Geçmişime dönemem, kalemimin sivri olan tarafını sizler için biledim! | I can't go back to my past, I sharpened the sharp side of my pencil for you! |
| (hah)
| (hah)
|
| Dünya bana bir hapis çıkamam çünkü kolay olan yolu seçemedim bilakis
| The world can't be a prison to me because I couldn't choose the easy way
|
| İstediğimi almak için savaşırım sorun değil
| I fight to get what I want it's okay
|
| Karşımızda rampa ya da bozuk olan bir kavis
| A ramp or a curved curve in front of us
|
| Üzerimde kara bulut dört yanım da sis
| Black cloud over me, fog all around me
|
| Eskiyen bütün defterlerin üzerini çiz
| Cross out all the old notebooks
|
| Bunu anlatamam hayatım bir story’de değil
| I can't explain it, my life is not in a story
|
| Sizler bunu yaşamadan asla bilemezsiniz!
| You will never know until you experience it!
|
| Rapçi yapmaz boynuna taktıkların eğer anlatamıyorsan bataklıkları
| Don't rapper, the ones you wear around your neck if you can't explain the swamps
|
| Hiçbir bok değil lan abarttıkların
| It's no shit, what you exaggerate
|
| Tek derdi şarkıları kaç tıklanır
| His only concern is how many clicks his songs are
|
| Rapçi yapmaz boynuna taktıkların eğer anlatamıyorsan bataklıkları
| Don't rapper, the ones you wear around your neck if you can't explain the swamps
|
| Hiçbir bok değil lan abarttıkların
| It's no shit, what you exaggerate
|
| Tek derdi şarkıları kaç tıklanır
| His only concern is how many clicks his songs are
|
| Rap aracım değil savaşım!
| Rap is not my tool, it's my war!
|
| Tek derdim güzel olan kafiyeler yapmak
| All I care about is making rhymes that are beautiful
|
| Bu lanet mikrofonu alabilmek için saçma yerlerde köle olup vardiyeler atmak
| Slave in silly places and throwing shifts just to get that damn mic
|
| İnan bana, bunun ne demek olduğunu bilemezler
| Believe me, they don't know what that means
|
| «Bugün bıraktım» deyip de asla gidemezler
| They can never leave after saying "I left today"
|
| Benim bedelini ödeyip yazdığım lirikleri
| Lyrics that I paid for and wrote
|
| Gözümün içine bakıp silemezler!
| They can't look me in the eye and wipe it off!
|
| Lirikaliteniz bok gibi, leş gibi, çöp
| Your lyricism is shit, filthy, garbage
|
| Bana buz gibi bak ama ateş gibi gör
| Look at me like ice but see me like fire
|
| Bazen yakalanır, kaçamaz en usta balık
| Sometimes it is caught, the most skillful fish cannot escape
|
| Benim çabalarım cehennemde buzdolabı
| Refrigerator in hell my efforts
|
| İstediğim tek şey özgür yaşamak
| All I want is to live free
|
| Kötü insanlara hapis olup kaybetmeden
| Without being imprisoned by bad people and losing
|
| İnan bana, tam şu anda gidebiliriz
| Believe me, we can go right now
|
| O pis bakışlarınız bizleri farketmeden
| Your filthy eyes without noticing us
|
| Bir yolu var, kaybedip tekrardan kazanabilmenin bir yolu var
| There's a way, there's a way you can lose and win again
|
| Bir yolu var, bu çöplükten çıkmanın ya da kalmanın bir yolu var
| There is a way, there is a way to get out of this dump or to stay
|
| Bir yolu var! | There is a way! |