| Artık herkes bunu yapmamdan belki de bıktı
| Maybe everybody's tired of me doing this now
|
| Sonuçta benden nefret edenler aslında haklı
| After all, those who hate me are actually right.
|
| Nedir ki göz yaşından akıp giden ifadeler, ne?
| What are the expressions flowing from the tears, what?
|
| İnsanlar hep kötü çünkü insanlar hep haksız
| People are always bad because people are always wrong
|
| Tüm planlar farklı, bu yüzden kaçtım
| All plans are different so I ran
|
| Erken ölmek için tüm önlemlerimi aldım
| I took all my precautions to die early
|
| Artık bundan bıktım, gereksizdi belki de
| I'm tired of it now, maybe it was unnecessary
|
| Saçmaydı öyle, her şey, gözüme battı
| It wasn't ridiculous, everything, it caught my eye
|
| Çok gereksiz tavırlarla bazen karşılaştım
| Sometimes I encountered very unnecessary attitudes.
|
| Bazen hırlaştım, bazen anlaştım
| Sometimes I snarled, sometimes I agreed
|
| Problemler çözümsüz ve saçmaladım bolca
| Problems are unsolvable and I've been bullshit
|
| Nedense sabaha kadar içip, koşup kaçtım
| For some reason I drank until the morning and ran away
|
| Anlaştım, bi'çok defa, şeytanla bolca
| Agreed, many times, plenty with the devil
|
| Kalem, kağıt ve mikrofonla yol tepildi bolca
| With pen, paper and microphone, the road was plentiful
|
| Kendine çok güvenerek hep yanlış yapınca
| When you always make mistakes by being too confident
|
| İstiklalin ortasında zamandan kaçınca
| When you run out of time in the middle of independence
|
| Ben yorgun kayboldum, buldum
| I'm tired lost, found
|
| Zor buldum. | I found it difficult. |
| Yorgun, kayboldum
| Tired, lost
|
| Buldum, zor buldum
| I found it, I found it hard
|
| Artık herkes bunu yapmamdan belki de bıktı
| Maybe everybody's tired of me doing this now
|
| Sonuçta benden nefret edenler aslında haklı
| After all, those who hate me are actually right.
|
| Tüm hatalarımı yanıma aldım, uzağa kaçtım
| I took all my faults with me, I ran away
|
| Tüm sorunlar aklımdayken etrafıma baktım
| With all the problems on my mind I looked around
|
| İşin açıkçası bazen şüpheciydi aklım
| Frankly, my mind was skeptical sometimes.
|
| Sonra aklımı bıraktım, biraz kayıp yaptım
| Then I left my mind, I lost some
|
| İntikamı sevdim, bazen eleştirdim
| I like revenge, sometimes I criticize
|
| Ve hep kesilen roldü bu tavır değiştirdim bazen
| And it was always the cut role, I changed my attitude sometimes
|
| Genelde sorun çıkarmadı kalem kağıdım
| In general, my pen and paper did not cause problems.
|
| Kendimi karşıma aldım, oturup kafiye yaptım
| I faced myself, sat down and rhyme
|
| Geri dönüşlerim olumlu bazen olumsuzdu
| My feedback was positive and sometimes negative.
|
| İstanbul denen şehirde herkes doyumsuzdu
| Everyone was insatiable in the city called Istanbul
|
| Yitip giden gözyaşları bazen ölümsüzdür
| Lost tears are sometimes immortal
|
| Birisi bizi bi' yakaladıysa kesin görmüşüzdür
| If someone caught us, we've seen it for sure.
|
| Fazla güven duyarak öyle tuzağa yakalanınca
| When you get caught in a trap with too much confidence
|
| Tüm güçlükler aşılabilir ve hayat görgüsüzdür | All difficulties can be overcome and life is rude |