| Güldüğüme bakma taşırım sırtımda dert bir ton
| Don't look at my smile, I carry a ton of trouble on my back
|
| Ne kadar da yüksekte yürüsen düştüğün yer sert beton
| No matter how high you walk, the place where you fall is hard concrete.
|
| İçimden herkes onca parça aldı gitti
| Everyone took so many pieces of me and left
|
| Kaldım senle bu şarkıda kitli
| I stayed with you locked in this song
|
| O da bitti geldi son
| It's over, the end has come
|
| Düşer bomba çocuk yaşarken altında
| The bomb falls under the boy while he lives
|
| Hayatı gördüm ormanda sonra kaçarken yangından
| I saw life in the woods then running away from the fire
|
| Dolu gözlerim bakarken yarına
| As I look at the future with my full eyes
|
| Umudu taşırım ben bağrımda
| I carry hope in my bosom
|
| Bir yarım yanında
| next to a half
|
| Yine sen geçtin
| you passed again
|
| Hiç çıkmıyorsun aklımdan
| You never leave my mind
|
| Öylesi bir baktın ki
| You look so
|
| Nasıl anlatsam
| How do I explain
|
| Deldin geçtin
| you went through
|
| Canımın tam ortasından
| from the middle of my soul
|
| Bu nasıl bir fedakârlık
| What kind of sacrifice is this?
|
| Şu an keşke yanında olsam
| I wish I was with you right now
|
| İzliyorum bir süredir
| I've been watching for a while
|
| Bu düzenin ne zaman değişir?
| When will this order change?
|
| Meğerse suç bendeymiş
| Turns out it was my fault
|
| Elim kalbime hiç değmemiş
| My hand has never touched my heart
|
| Dinliyorum sessizliği
| I'm listening to the silence
|
| Geldiğimiz bu halleri
| These are the states we came to
|
| Saklandım köşe bucak
| I hid in the corner
|
| Var mı bir çözüm beni kurtaracak?
| Is there any solution that will save me?
|
| Gözler önünde aynı sahneler
| The same scenes before your eyes
|
| Gönül geniştir ama bazen hapseder
| The heart is wide, but sometimes it imprisons
|
| Savunmasını kalplere tek tek sormuş
| He asked his defense to the hearts one by one
|
| Sanki tam orda bitmiş nameler
| It's like the names ended right there
|
| Fark ettim ki kayda değer
| I noticed that it is significant
|
| Verecek cevabımız yok derken
| Saying we don't have an answer to give
|
| Yine sen geçtin
| you passed again
|
| Hiç çıkmıyorsun aklımdan
| You never leave my mind
|
| Öylesi bir baktın ki
| You look so
|
| Nasıl anlatsam
| How do I explain
|
| Deldin geçtin
| you went through
|
| Canımın tam ortasından
| from the middle of my soul
|
| Bu nasıl bir fedakârlık
| What kind of sacrifice is this?
|
| Şu an keşke yanında olsam
| I wish I was with you right now
|
| Gördün mü neye yaradı şöhretin ve paran
| Did you see what your fame and money did?
|
| Yalan gittiğin tüm yollar önünü görmediğin zaman
| All the ways you go lie when you can't see your way
|
| Bak bir anlık bu yaşam
| Look, this is life for a moment
|
| İçinde çok olur yanılan, sanma var geriye saran
| It happens a lot in you, don't think there is a rewind
|
| Fakat olsa da bütün mutluluklar Kaf dağının ardında
| But even if all the happiness is behind the mountain of Kaf
|
| O dağların da bir sahibi var ve o her şeyin farkında
| Those mountains also have an owner and he is aware of everything.
|
| Aslında her şey rayında çarkında anında olmaz
| In fact, everything does not happen instantly in the wheel of the track.
|
| Hiçbir şey bekle güzel günler yarında
| Expect nothing. Have a nice day tomorrow.
|
| Bir yarım yanında
| next to a half
|
| Güzel günler yarında
| Have a nice day tomorrow
|
| Bir yanım yanında
| next to me
|
| Güzel günler yarında
| Have a nice day tomorrow
|
| Bir yanım yanında
| next to me
|
| Bir yarım yanında
| next to a half
|
| Güzel günler yarında (yarım yanında)
| Have a nice day tomorrow (half by your side)
|
| Bir yanım yanında
| next to me
|
| Güzel günler yarında
| Have a nice day tomorrow
|
| Bir yanım yanında
| next to me
|
| Bir yarım yanında | next to a half |