| Biraz yüz verip oyalıyor o
| He gives a little face and lingers
|
| Daha çok iste istiyor her zaman o
| He always wants more
|
| Çukurunda sıkılmış yanına seni de bekliyor
| Bored in his pit, he is waiting for you with him
|
| Kurduğum hayalleri kuranlar da varmış önceden
| There were also those who dreamed my dreams before
|
| Tarih farklı elbiseler giyip aynı oyunu oynuyor
| History wears different clothes and plays the same game
|
| Nasıl oluyor da insan her seferinde kanıyor?
| How come people bleed every time?
|
| Bu Dünya, bu yalan, yok haya değişiyor düzen
| This world, this lie, no life, the order is changing
|
| İnsanlık derin uykuda maalesef mutlu rüyasında
| Humanity is in deep sleep, unfortunately, in its happy dream
|
| Maalesef mutlu rüyasında
| Unfortunately in your happy dream
|
| Unutma almadan vermek yok Dünya'nın kanunlarında
| There is no giving without forgetting in the laws of the world
|
| Her şeyin bi' bedeli var
| Everything has a price
|
| Kanunudur bu. | This is the law. |
| Aklım almıyor;
| I don't mind;
|
| Kötü, güzelden çekici geliyor
| Evil is more attractive than beautiful
|
| Güzel bir kız gibi göz kırpıyor, akıl bulanıyor
| Winking like a pretty girl, mind blurring
|
| Aklım almıyor
| I don't mind
|
| Durları yok bir yerde yaşamları frensiz
| They don't have a stop, their life is without brakes
|
| Daldın mı çıkamazsın zayiatsız yarasız beresiz
| You can't get out without any casualties
|
| Beni duyabilirsin olursan sessiz
| If you can hear me it's quiet
|
| Bi' plan, bi' dolan, bi' sabır, mümkün değil inanman
| A plan, a full, a patience, it's impossible for you to believe
|
| Görülenden on kat derindir umman
| Oman is ten times deeper than what is seen
|
| Bilirsin gençlik bir anlıktır
| You know youth is a moment
|
| Ya balçık ya da cevher olmaktır
| To be either slime or ore
|
| Zamanıdır olacaksa pişmanlık
| It's time to regret
|
| Bunu duymazdan gelen çoktur
| There are many who ignore this
|
| Ama bilmeyen yoktur
| But no one knows
|
| Bilirsin gençlik bir anlıktır
| You know youth is a moment
|
| Ya balçık ya da cevher olmaktır
| To be either slime or ore
|
| Zamanıdır olacaksa pişmanlık
| It's time to regret
|
| Bunu duymazdan gelen çoktur
| There are many who ignore this
|
| Ama bilmeyen yoktur
| But no one knows
|
| Kolera’dan rapnâme
| rapname from cholera
|
| Hevesim mühim, Rap bahane
| My enthusiasm is important, Rap is an excuse
|
| Rap yapabilmem şahane
| It's amazing that I can rap
|
| İnsan yalnız kalmıyor, birken iki oluveriyor
| A person is not alone, one becomes two
|
| Kolera’dan rapnâme
| rapname from cholera
|
| Hevesim mühim, Rap bahane
| My enthusiasm is important, Rap is an excuse
|
| Rap yapabilmem şahane
| It's amazing that I can rap
|
| İnsan yalnız kalmıyor, kalemine dert anlatıyor
| Man is not alone, he tells trouble to his pen
|
| Açıp kapıyorum; | I open and close; |
| ister çiçeğe benzet, ister havaya
| whether like a flower or air
|
| Göçüp gidiyorum; | I'm running away; |
| ister «kuş» de, ister «ölü»
| either "bird" or "dead"
|
| Umut, denizin ortasında demirlenmiş bir gemi
| Hope is a ship anchored in the middle of the sea.
|
| Sense karadan geçmesini bekliyorsun
| You're waiting for it to pass over land
|
| «Tarihte vardı.» | "It was in history." |
| diyorsun
| you say
|
| Dur da bekle, daha da beklersin
| Stop and wait, you wait even more
|
| Hayalinden büyük balıklar tattı küçük balıklar
| Small fish tasted bigger fish than your dream
|
| Büyük büyük beyazların parçalayabileceği kadar
| As much as great great whites can smash
|
| Kuyruk eşliğinin bile vardır bedeli, kârı
| Even queuing has its price, profit
|
| Biliyoruz ki bu alemde bal tutan parmak yalar
| We know that in this world, the fingers that hold honey lick
|
| Devlik taslar dev yanında parmak çocuklar
| giant bowls giant by finger boys
|
| Üzerini karalarsam görebilirim altında yazanı
| If I scribble on it, I can see what's written underneath
|
| Bu oyun adaletsiz, belirlenmiş kazananı
| This game is unfair, its determined winner
|
| Yarıda bırakıp gidersem mağlup sayılırım hükmen
| If I leave halfway through, I'll be defeated by forfeit.
|
| Hileyle baş etmek zor, imkânsız değil
| Dealing with cheating is difficult, not impossible
|
| Sonunda kötüler kazanacakmış;
| In the end, the bad guys would win;
|
| O kadar değil!
| Not that much!
|
| Zafer güzel, ona giden yollarsa zor
| Victory is beautiful, the roads to it are difficult
|
| Oyunun seyri değişir, değişir bir anda rol
| The course of the game changes, the role changes in an instant.
|
| Taktik geliştirmen gerekir
| You need to develop tactics
|
| Tüm bu hâl içinde iyi tarafta kalman gerekir
| In all this state you have to stay on the good side
|
| Güçlü olmak için kitabını bilmen gerekir
| To be strong you need to know your book
|
| Şah çekmek için
| To draw a king
|
| Var bir kullanma kılavuzun
| There is a user manual
|
| Baksan yol bulursun
| If you look, you will find a way.
|
| Adreslerin tarifi varken uğraşıyorsun
| You're messing around with directions to addresses
|
| Çılgın arabanı hayata doğru sürüyorsun
| You're driving your crazy car to life
|
| Kördür zebaniler; | Blind demons; |
| ağlasan da görmezler
| Even if you cry they won't see
|
| Yangınında bağırırsın; | You shout in your fire; |
| sağırdır, onlar duymazlar
| is deaf, they can't hear
|
| Bilirsin gençlik bir anlıktır
| You know youth is a moment
|
| Ya balçık ya da cevher olmaktır
| To be either slime or ore
|
| Zamanıdır olacaksa pişmanlık
| It's time to regret
|
| Bunu duymazdan gelen çoktur
| There are many who ignore this
|
| Ama bilmeyen yoktur
| But no one knows
|
| Bilirsin gençlik bir anlıktır
| You know youth is a moment
|
| Ya balçık ya da cevher olmaktır
| To be either slime or ore
|
| Zamanıdır olacaksa pişmanlık
| It's time to regret
|
| Bunu duymazdan gelen çoktur
| There are many who ignore this
|
| Ama bilmeyen yoktur
| But no one knows
|
| Kolera’dan rapnâme
| rapname from cholera
|
| Hevesim mühim, Rap bahane
| My enthusiasm is important, Rap is an excuse
|
| Rap yapabilmem şahane
| It's amazing that I can rap
|
| İnsan yalnız kalmıyor, birken iki oluveriyor
| A person is not alone, one becomes two
|
| Kolera’dan rapnâme
| rapname from cholera
|
| Hevesim mühim, Rap bahane
| My enthusiasm is important, Rap is an excuse
|
| Rap yapabilmem şahane
| It's amazing that I can rap
|
| İnsan yalnız kalmıyor, kalemine dert anlatıyor
| Man is not alone, he tells trouble to his pen
|
| (Kolera
| (Cholera
|
| İki-sıfır-bir-üç
| two-zero-one-three
|
| Yirmi-onüç
| twenty-thirteen
|
| Or’da olmak, or’da, or’da, or’da olmak
| To be in the or, to be in the or, to be in the or
|
| Bi' tarafta kalmak, or’da, or’da, or’da olmak
| Staying on the side, being in the or, in the or
|
| Or’da olmak
| to be in Or
|
| Or’da, or’da, or’da
| In the or, in the or
|
| Or’da, or’da, or’da, or’da
| In the or, in the or, in the or
|
| Or’da, or’da, or’da olmak
| Being in the or, in the or
|
| Or’da, or’da, or’da
| In the or, in the or
|
| Or’da, or’da, or’da
| In the or, in the or
|
| Or’da, or’da, or’da olmak
| Being in the or, in the or
|
| Or’da, or’da, or’da
| In the or, in the or
|
| Or’da, or’da, or’da olmak
| Being in the or, in the or
|
| Or’da, or’da
| in the or, in the or
|
| Or’da) | There) |