| Yalnızlık çukuruma uzanır elbet bir gün bir halat
| Loneliness stretches into my pit, of course, one day a rope
|
| Herkes kendinden bahisçi, anlat bencil, hep anlat
| Everybody's a bettor, tell me it's selfish, always tell
|
| Terk eder giderdim su olur yolumu bulurdum fakat
| I would leave, I would become water, I would find my way, but
|
| Biraz zaman elbet bir gün bana da artık «Gel.» | Some time, of course, one day I will also say "Come." |
| der Hak
| says Hak
|
| Adı kırmızı başlıkla atılan kızın siyah romanı
| The black novel of the girl named with the red hood
|
| Hâlâ ilkokuldaki gibi saçları, tırnakları
| Her hair, nails, still like in elementary school
|
| Salsan eskisi gibi karışlardım kırları
| Salsan, I used to mix the countryside
|
| İyi hatırlarım da bir türlü beceremem unutmayı
| I remember well, but I can't manage to forget
|
| İnsan iyi bilinmek ister, kötülüğünü bilerek yaşar
| Man wants to be known well, he lives knowing his bad
|
| Toz konduramadıkların taş olur da baş yarar
| What you can't put dust on becomes a stone, it's a big benefit
|
| Yatıştırırım kendimi ruhum bir çığlık basar
| I soothe myself my soul makes a cry
|
| Dilimin bin bir dediğini bir benim kulak duyar
| My ear hears what my tongue says a thousand and one
|
| İnsanlardan kaçıyorum, sabrımın olmadığını biliyorum
| I avoid people, I know I have no patience
|
| Uzak diyârların da uzaklarına gidiyorum
| I'm going to far away lands
|
| Bir güvercin göçü bu, bir yıldız tutulması
| It's a pigeon migration, it's a star eclipse
|
| Zordur güzel rüyalardan öylece uyanması
| It's hard to just wake up from beautiful dreams
|
| Hak yerini buldu bak ama sevinemedim bile, bende heyecan yok
| Look, the right has been found, but I couldn't even be happy, I'm not excited
|
| Gömüp kaçmanın, ömrümü çalmanın bir karşılığı da yok
| There is no reward for burying or stealing my life.
|
| Yerini buldu hak ama sevinemedim bile, bende hareket yok
| The right has found its place, but I couldn't even be happy, I have no movement
|
| Gömüp kaçmanın, ömrümü çalmanın bir karşılığı da yok
| There is no reward for burying or stealing my life.
|
| Hak yerini buldu bak ama sevinemedim bile, bende heyecan yok
| Look, the right has been found, but I couldn't even be happy, I'm not excited
|
| Gömüp kaçmanın, ömrümü çalmanın bir karşılığı da yok
| There is no reward for burying or stealing my life.
|
| Yerini buldu hak ama sevinemedim bile, bende hareket yok
| The right has found its place, but I couldn't even be happy, I have no movement
|
| Gömüp kaçmanın, ömrümü çalmanın bir karşılığı da yok
| There is no reward for burying or stealing my life.
|
| Yok, yok, yok, yok, yok
| No, no, no, no, no
|
| (Evet)
| (Yes)
|
| Sanma kıymet bilmiyorum. | I don't know what it's worth. |
| Var mı yaşamak gibisi?
| Is there anything like living?
|
| Sayenizde iç dünyam bir okyanuslar ülkesi
| Thanks to you, my inner world is a land of oceans.
|
| Tahminleri sevmez, havası her an değişir iklimi
| It does not like forecasts, its weather changes at any moment.
|
| Anın dramatikliği yılların yalan romantizmi
| Drama of the moment, lie romance of years
|
| Benimle beraber sabahlardı gözlerim
| My eyes were with me in the morning
|
| Bugün de hayatta kaldım, ilk ışıkla oynadı kirpiklerim
| Today I survived, my eyelashes played with the first light
|
| Hayata doğduğum gün cuma, Dünya denen yerdeyim
| The day I was born is Friday, I'm in a place called Earth
|
| Yaşlandığıma eminim; | I'm sure I'm getting old; |
| hatırlıyorum gençliğini dedemin (ya)
| I remember your youth of my grandfather
|
| Herkesin ayrı doğrusu, hem de farklı kötüsü
| Everyone's truth is different, but also different bad
|
| O yüzden birine göre iyisin, diğerine göre öcü
| So you're good for one, boogey for another
|
| Söylenmek herkese kolay, sabretmek yorar
| It's easy to be slandered, it's tiring to be patient
|
| Günümü görsem gözlerimde bulutlar parçalanırlar
| If I saw my day, the clouds would crumble in my eyes
|
| Mutlu anlarımda çekildiğim o gülümsediğim fotoğraflarıma bakarken mutluluk uzak
| Happiness is far away when I look at my smiling photos that I took in my happy moments
|
| Kötü filmler gibi dün gülün tehlikeli
| Laugh yesterday like bad movies is dangerous
|
| Bir ümit burnu zaten her gün
| A nose of hope is already every day
|
| Ne kadar kalmak istesen de bir gün başlıyor göçün
| No matter how long you want to stay, your migration begins one day
|
| Hak yerini buldu bak ama sevinemedim bile, bende heyecan yok
| Look, the right has been found, but I couldn't even be happy, I'm not excited
|
| Gömüp kaçmanın, ömrümü çalmanın bir karşılığı da yok
| There is no reward for burying or stealing my life.
|
| Yerini buldu hak ama sevinemedim bile, bende hareket yok
| The right has found its place, but I couldn't even be happy, I have no movement
|
| Gömüp kaçmanın, ömrümü çalmanın bir karşılığı da yok
| There is no reward for burying or stealing my life.
|
| Hak yerini buldu bak ama sevinemedim bile, bende heyecan yok
| Look, the right has been found, but I couldn't even be happy, I'm not excited
|
| Gömüp kaçmanın, ömrümü çalmanın bir karşılığı da yok
| There is no reward for burying or stealing my life.
|
| Yerini buldu hak ama sevinemedim bile, bende hareket yok
| The right has found its place, but I couldn't even be happy, I have no movement
|
| Gömüp kaçmanın, ömrümü çalmanın bir karşılığı da yok
| There is no reward for burying or stealing my life.
|
| Yok, yok, yok
| No no no
|
| Yok, yok, yok, yok
| No, no, no, no
|
| Yok (yok, yok, yok, yok, yok) | No (no, no, no, no, no) |