| Ben Esen, rüzgârla geldim bir Eylül günü
| I'm Esen, I came with the wind on a September day
|
| Ağaçtan düştüm bu asfalta terkedildim
| I fell from the tree, I was left on this asphalt
|
| Bir yanlızdım, yanlızlığımı paylaştım
| I was a loner, I shared my loneliness
|
| Paylaştıkça yanlızlaştım
| I got lonely as I shared
|
| İlkokulda arkadaştım, lisede şeytanlaştım
| I was friends in elementary school, I got demonized in high school
|
| Çünkü şeytanla tanıştım, saflık benden göçtü bir zaman
| 'Cause I met the devil, naivety left me once
|
| Ben de göçtüm gel zaman, git zaman
| I'm gone too, time to go, time to go
|
| Kolo mübarek olsun gazan, bur’da olsa da ahirette olmasın tasan
| Blessed be Kolo, gazan, even if it is in the hereafter
|
| Her an kırılmaya hazır bir biblo gibiyim köşemde
| I'm like a trinket ready to break at any moment in my corner
|
| Üzülürüm renkli bileyelerim eteğimden düşerse
| I'll be sad if my colored beads fall off my skirt
|
| Bana da büyük sürpriz oldu tek başınalık doğrusu
| It was a big surprise to me too, being alone
|
| Dalımda var tatlı meyve, herkesin gözü bende
| I have sweet fruit on my branch, everyone's eyes are on me
|
| Aleyhimde yapmak istedikleri şey ölüm vuruşu
| What they want to do against me is a death blow
|
| Bilir misin üç kuruşu? | Do you know three cents? |
| Bunlar insanların dolduruşu
| These are the stuff of people.
|
| Tek arkadaşım Sago’m, bir de gardaşım
| My only friend is Sago, and my guardian
|
| Ona değerdi bana gelen tüm kahpelerin kurşunu!
| It was worth the bullet of all the bitches that came to me!
|
| İrem olsa da mekânım ağlarım, seni baş gözüyle ben bir görem
| Even though Irem is my place, I cry, I can only see you with my head
|
| Haftada bir Cuma yetmez ki bana, seni her an, her an hissedem
| One Friday a week is not enough for me, I can feel you every moment, every moment.
|
| Olsa da bir dilek hakkım, benim için bir şey dilemeni istesem
| Even though I have one wish, if I ask you to wish something for me
|
| Tek isteğim aslında benim seni istediğim gibi beni istemen
| All I really want is for you to want me like I want you
|
| Bana derler yıllardır; | They say to me for years; |
| yer kul hakkı
| right of place
|
| Sen kendi defterini düşün çok bilmiş iki kulaklı!
| Think of your own notebook, you know a lot, two-eared!
|
| Bir arkadaşım vardı kara saçlı ve de pasaklı
| I had a friend with dark hair and
|
| Yaptığı hareketlerin hepsi birden yasaklı
| All his moves are banned.
|
| Çiftçi; | Farmer; |
| kargalardan, balıkçı; | from crows, fisherman; |
| deniz analarından
| from jellyfish
|
| Bense; | Bense; |
| sizden bıkkınım
| I'm sick of you
|
| Üç dostum vardı, birisi öldü
| I had three friends, one of them died
|
| Birisi hayatımın en güzel gününde sırtını döndü
| Someone turned their back on the best day of my life
|
| İnanmak istediğim; | I want to believe; |
| yılların gücüydü
| was the strength of the years
|
| Yıllar geçtiğinde gördüm hepsi birer öcüydü
| As the years passed, I saw that they were all bogeyman
|
| Dostum ayağımın altında ezilen bok böcüğüydü
| My friend was a dung beetle crushed under my feet
|
| Güven ve güvensizlik ortası ikisinin bocası
| Confidence and insecurity are in between
|
| Yalanın gelini, ihanetin de kocasıydı
| He was the bride of lies and the husband of betrayal
|
| İtile itile kuyuya düşeceksin kim itti bilemeyerek
| You will fall into the well by pushing, not knowing who pushed.
|
| Durmadan ağlayacaksın gözlerini silmeyerek
| You will cry nonstop by not wiping your eyes
|
| Şahit olacaksın gözlerinle görmeyerek
| You will be a witness by not seeing with your eyes
|
| İki kürekle defnolacaksın sonunu bilmeyerek
| You will be buried with two shovels, not knowing the end
|
| İrem olsa da mekânım ağlarım, seni baş gözüyle ben bir görem
| Even though Irem is my place, I cry, I can only see you with my head
|
| Haftada bir Cuma yetmez ki bana, seni her an, her an hissedem
| One Friday a week is not enough for me, I can feel you every moment, every moment.
|
| Olsa da bir dilek hakkım, benim için bir şey dilemeni istesem
| Even though I have one wish, if I ask you to wish something for me
|
| Tek isteğim aslında benim seni istediğim gibi beni istemen
| All I really want is for you to want me like I want you
|
| İrem olsa da mekânım ağlarım, seni baş gözüyle ben bir görem
| Even though Irem is my place, I cry, I can only see you with my head
|
| Haftada bir Cuma yetmez ki bana, seni her an, her an hissedem
| One Friday a week is not enough for me, I can feel you every moment, every moment.
|
| Olsa da bir dilek hakkım, benim için bir şey dilemeni istesem
| Even though I have one wish, if I ask you to wish something for me
|
| Tek isteğim aslında benim seni istediğim gibi beni istemen
| All I really want is for you to want me like I want you
|
| (Olsa da bir dilek hakkım, benim için bir şey dilemeni istesem
| (Even though I have one wish, if I want you to wish something for me
|
| Tek isteğim aslında benim seni istediğim gibi beni istemen
| All I really want is for you to want me like I want you
|
| Tek isteğim aslında benim seni istediğim gibi beni istemen
| All I really want is for you to want me like I want you
|
| Tek isteğim aslında benim seni istediğim gibi beni istemen
| All I really want is for you to want me like I want you
|
| Olsa da bir dilek hakkım, benim için bir şey dilemeni istesem
| Even though I have one wish, if I ask you to wish something for me
|
| Tek isteğim aslında benim seni istediğim gibi beni istemen) | All I really want is that you want me like I want you) |