| Karma çevre kozmopolit, fiiller kozmopolitik
| Mixed environment cosmopolitan, verbs cosmopolitan
|
| Seçilmiş elçilerdik buraya nakledildik hepimiz
| We were chosen ambassadors we were all transported here
|
| Bir elin nesiyiz?
| What are we with a hand?
|
| Emre dayalı yamalı jön hayatlar içerisinde itaatin emanetindeyiz biz biz kimiz?
| We are in the custody of obedience in patchy young lives based on orders. Who are we?
|
| Zilimizi birisi çalar ve adımızı sesleniriz «bir elin nesiyiz»
| Someone rings our bell and we call our name «what a hand are we»
|
| Sıradan işler için beklediğim o sıralı kuyruklar kaç can aldı?
| How many lives did those rows of queues I wait for for ordinary jobs take?
|
| Emekli bitkin halde çok emekledi ve ambülans yetişemedi
| Retired exhausted and crawled a lot and the ambulance could not reach
|
| Ve vahime kritik terk edildik, trafik laçka olsa dahi ölümler karizmatik Bak
| And we have been left critically, even if the traffic is slack, the deaths are charismatic. Look
|
| bey amca adıma dikkat et şakam yok
| sir, watch out for my name, i'm not kidding
|
| Rap ilmine hicvi Tanrı ekledi ve Sagonun dili hiç sekmedi
| God added satire to rap science and Sagon's tongue never bounced
|
| Ermedim, yeşermeyen bir çiçeğim
| I have not matured, I am a flower that does not bloom
|
| Ülkemin saraylarında kaç beyinsiz izledim, komikti sözleri
| How many fools I watched in the palaces of my country, it was funny lyrics
|
| Yapay mitingleri kağıda bağlı kalarak halka seslenişleri
| Adhering to the paper, their artificial rallies were addressed to the public.
|
| Egzotik vaatlerinde bir gramsız gerçeği
| A gramless truth in exotic promises
|
| Ey dilim yardım et bu şarkı uzun sırtımdaki yaralar da
| O my tongue help me this song is long on my back
|
| Bedenim üstünde buzun ve kaymakta
| Ice on my body and it's slipping
|
| Son yokuşu ve acı verir bedenime hızla tuzun
| It's the last slope and it hurts, you quickly salt my body
|
| Yakar onca eşilen deşiklerimi
| It burns all my pierced holes
|
| Gölgesi dağlara kazındı ruzun manzumu mazlum dinledi
| Its shadow is carved on the mountains, the oppressed listened to the verse of the wind
|
| Ey dilim yardım et bu şarkı uzun sırtımdaki yaralar da
| O my tongue help me this song is long on my back
|
| Bedenim üstünde buzun ve kaymakta
| Ice on my body and it's slipping
|
| Son yokuşu ve acı verir bedenime hızla tuzun
| It's the last slope and it hurts, you quickly salt my body
|
| Yakar onca eşilen deşiklerimi
| It burns all my pierced holes
|
| Gölgesi dağlara kazındı ruzun manzumu mazlum dinledi
| Its shadow is carved on the mountains, the oppressed listened to the verse of the wind
|
| Vekili kendini aşamamışların dokunulmaz abideleri
| The untouchable monuments of those whose deputy has not surpassed himself
|
| Tonlarca ses telinin işlevsizliği, yatakta inleyen nağmeleri
| Tons of vocal cord dysfunction, groaning tunes in bed
|
| Yürütülemeyen işlerin sonunda yürüyebilir mi?
| Can he walk after unexecuted works?
|
| İleri cennetim merak etme ben sana kenetim
| Forward my heaven, don't worry, I'm attached to you
|
| Bu yaşıma kadar o sandığa bir reyimle girmedim
| Until this age, I did not enter that ballot box with a vote.
|
| İnsanı insan yapan düşünce, hür demokratik bir sahne
| Thought that makes man human, a free democratic stage
|
| Burası ülke, ben vatandaş, düşünebilirim pek tabii ki
| This is the country, I'm a citizen, I can think of course
|
| Dilime morfin etki etmez, kalemim sinsi, suçlu ellerim
| Morphine doesn't work on my tongue, my pen is sneaky, my guilty hands
|
| Ben Rap’erken boşalırım, sizi teperken yokuşa çıkarım
| I cum while I'm rapping, I'll go uphill when I'm kicking you
|
| Dilim sert, Rap’im mert o kadar!
| My tongue is hard, my rap is so brave!
|
| Ey dilim yardım et bu şarkı uzun sırtımdaki yaralar da
| O my tongue help me this song is long on my back
|
| Bedenim üstünde buzun ve kaymakta
| Ice on my body and it's slipping
|
| Son yokuşu ve acı verir bedenime hızla tuzun
| It's the last slope and it hurts, you quickly salt my body
|
| Yakar onca eşilen deşiklerimi
| It burns all my pierced holes
|
| Gölgesi dağlara kazındı ruzun manzumu mazlum dinledi
| Its shadow is carved on the mountains, the oppressed listened to the verse of the wind
|
| Ey dilim yardım et bu şarkı uzun sırtımdaki yaralar da
| O my tongue help me this song is long on my back
|
| Bedenim üstünde buzun ve kaymakta
| Ice on my body and it's slipping
|
| Son yokuşu ve acı verir bedenime hızla tuzun
| It's the last slope and it hurts, you quickly salt my body
|
| Yakar onca eşilen deşiklerimi
| It burns all my pierced holes
|
| Gölgesi dağlara kazındı ruzun manzumu mazlum dinledi | Its shadow is carved on the mountains, the oppressed listened to the verse of the wind |