| Yaşadıklarım film gibi aynı kimileri için dizi
| What I've been through is like a movie, for some it's a series.
|
| Dikkat etmezsen attığın adıma gidersin pisi pisi
| If you don't pay attention, you will go to the step you take, kitty kitty.
|
| Yüzüne gülen çok olur kandırtma kendini aldanma
| There will be a lot of smiles in your face, don't fool yourself, don't be deceived
|
| Hayat kısa hiç kimse sır değil hiçbiryerde sallanma
| Life is short, no one is a secret, don't swing anywhere
|
| Güllerin soluşuna şahit ol aksın
| Witness the fade of roses
|
| Kar yağar kafana lap lap lap bembeyaz olur saçın
| It snows on your head and your hair turns white
|
| Açın kapıları tutmayın bırakın onu kaçsın
| Don't hold the doors, let him run
|
| Toprağa kavuşsun özü çiçek olarak açsın
| Let it reach the soil, let its essence bloom as a flower
|
| Bakmaz ki kimse bakmaz düşen yerde kalır yatar
| He does not look
|
| Geride tek gözlü yaşlı anne yolunu gözler bakar
| The one-eyed old mother looks the way behind
|
| Kimi canı yanmadan anlamaz acı tanımaz ne demek bilmez
| Some people don't understand until they get hurt, they don't know pain, they don't know what to say
|
| Belki kötüye düşmem ben sanmam bak ateş tut bana yanmam
| Maybe I won't fall bad, I don't think so, hold fire, I won't burn
|
| Al işte burdan yak bide, bide burdan dene
| Take it here, burn it from here, try it from here
|
| Zannederim bu gece gökyüzünde bir yıldız kayacak gene
| I think a star will shine in the sky again tonight
|
| Seneler geri gelmez bir daha kalan kalır giden gider el olur eldir
| Years don't come back, what's left is a hand
|
| Her gidenin yerine bir yenisi gelir
| For every one who goes, a new one comes.
|
| Yükün ağır olabilir taşıyacaksın
| Your load may be heavy
|
| Çalışıp edip koşturup ama yaşayacaksın
| You will work and run but you will live
|
| Heyecanlar yaşayıp hayaller de kuracaksın
| You will experience excitement and dream
|
| Bir gün iki yoldan birisini seç önünde duracaksın
| One day, choose one of the two ways, you will stand in front of you.
|
| Yükün ağır olabilir taşıyacaksın
| Your load may be heavy
|
| Çalışıp edip koşturup ama yaşayacaksın
| You will work and run but you will live
|
| Heyecanlar yaşayıp hayaller de kuracaksın
| You will experience excitement and dream
|
| Bir gün iki yoldan birisini seç önünde duracaksın
| One day, choose one of the two ways, you will stand in front of you.
|
| Dikil şelalenin başına bak akan suyu dinle
| Look at the head of the waterfall and listen to the flowing water
|
| Kendi başına kalınca yapayalnız akan gözyaşını silme
| Don't wipe the tears that flow alone when you're on your own
|
| Güçten güç al topraktan çimenler üzerinde uyu
| Get strength from strength sleep on grass from earth
|
| İlk seçimden birisi aydınlıktır öbürü karanlık kuyu
| From the first choice, one is the light and the other is the dark well.
|
| Bazen yıldızlar yol göstermez kaybedersin bölge
| Sometimes the stars don't show the way, you lose the realm
|
| Bazen şaşırırsın dersin kim bu yanımdaki gezen gölge
| Sometimes you wonder who is this wandering shadow next to me
|
| Gamsız olur bazısı bahçesinde güller açmaz
| It would be carefree, some roses don't bloom in their garden
|
| Karanlık olur gözlerinden hiçbirşey kaçmaz
| It becomes dark, nothing escapes your eyes
|
| Genede sert dur sağlam hayatı dört bir yandan bağlayacan
| Still, stay hard, you will bind the solid life from all sides
|
| Gülüp gezip eğlenmek varken neden ağlayacan
| Why cry when you can laugh and have fun
|
| Vatandaş ağlamaya hazır zaten güldürmesi olay
| The citizen is ready to cry, it's all about making him laugh.
|
| İçten güldürmesi çok zordur ama ağlatması kolay
| It's very hard to make you laugh inside, but easy to cry
|
| Baştan başlayacan yepyeni baştan yeni
| Brand new to start over
|
| Ne demiştim kaptan kaptansa kesin içinde kalacak batsada gemi
| What I said, if the captain is the captain, the ship will definitely stay in it even if it sinks
|
| Yükün ağır olabilir taşıyacaksın
| Your load may be heavy
|
| Çalışıp edip koşturup ama yaşayacaksın
| You will work and run but you will live
|
| Heyecanlar yaşayıp hayaller de kuracaksın
| You will experience excitement and dream
|
| Bir gün iki yoldan birisini seç önünde duracaksın
| One day, choose one of the two ways, you will stand in front of you.
|
| Yükün ağır olabilir taşıyacaksın
| Your load may be heavy
|
| Çalışıp edip koşturup ama yaşayacaksın
| You will work and run but you will live
|
| Heyecanlar yaşayıp hayaller de kuracaksın
| You will experience excitement and dream
|
| Bir gün iki yoldan birisini seç önünde duracaksın | One day, choose one of the two ways, you will stand in front of you. |