| Toprağı kokladım
| I smelled the soil
|
| Yüzümü gördüm
| I saw my face
|
| Alışkanlıklarım yağmur sesi
| My habits are the sound of rain
|
| Gitmek kolay değil dedim, kendime
| Going ain't easy I said to myself
|
| Düşündüm
| I thought
|
| Hatırladıklarım beni geri çevirdi
| My memories turned me away
|
| Yaşamak zor gelir bazen bilirsin
| Sometimes it's hard to live, you know
|
| Susmak bir gidişi kabullenmek
| to be silent, to accept a departure
|
| Görmek kolay değil dedim, kendime
| It's not easy to see, I told myself
|
| Sustum
| I kept silent
|
| Yanlışlarım beni büyüttü
| My mistakes made me bigger
|
| Geride bıraktığım acılar parkı
| The park of pain I left behind
|
| Yalnızlıklarıma sahne oldu
| It was the scene of my loneliness
|
| Oynamak kolay değil dedim, kendime
| I told myself it's not easy to play
|
| Yoruldum
| I am tired
|
| Arkadaşlarım beni bende vurdu
| My friends shot me too
|
| Uzandı ellerim çocukluğumun koynuna
| My hands reached out to the bosom of my childhood
|
| Aradım kendimi kiraz ağaçlarının altında
| I searched for myself under the cherry trees
|
| Unutmak kolay değil dedim, kendime
| It's not easy to forget, I told myself
|
| Ağladım
| I cried
|
| Avucumda otuz dört yaşım
| I'm thirty-four in my palm
|
| Dudağımda şarkım
| my song on my lip
|
| Oturup söyledim sabaha kadar
| I sat and said until morning
|
| Da da da da da da da da
| da da da da da da da
|
| Oturup ağladım sabaha kadar | I sat and cried until morning |