| Kapkaranlık Her Günüm (original) | Kapkaranlık Her Günüm (translation) |
|---|---|
| Yaşlandım | I'm old |
| Dünyayı serdiler avuçlarıma | They laid the world in my hands |
| İstemedim | I didn't want |
| Yıldızlar döküldü saçlarıma | Stars poured into my hair |
| Silkeledim | I shook |
| Yalnızdım | I was alone |
| Tek bir kurşunla bir savaş alanında | On a battlefield with a single bullet |
| Ben de kendimi öldürdüm onunla | I killed myself with it too |
| Bak ne kaldı ellerimde? | Look what's left in my hands |
| Hiçbir şey yok yüreğimde | There is nothing in my heart |
| Her şey bomboş | everything is empty |
| Yok gözümde | not in my eyes |
| Kapkaranlık her günüm | It's dark every day |
| Ne yazık | What a pity |
| Gözlerim parlardı zifiri karanlıkta | My eyes would shine in the pitch dark |
| Şimdi beni göremezsin gün ışığında | Now you can't see me in the daylight |
| Arsızdım | I was cheeky |
| Hiç yarın yokmuş gibi bir inançla | With a belief like there's no tomorrow |
| Ben de kendimi öldürdüm onunla | I killed myself with it too |
| Bak ne kaldı ellerimde? | Look what's left in my hands |
| Hiçbir şey yok yüreğimde | There is nothing in my heart |
| Bak ne kaldı ellerimde? | Look what's left in my hands |
| Hiçbir şey yok yüreğimde | There is nothing in my heart |
| Her şey bomboş | everything is empty |
| Yok gözümde | not in my eyes |
| Kapkaranlık her günüm | It's dark every day |
