| Huzurlarınızda huzursuzluk
| restlessness in your peace
|
| Bu üslüp bak hasta, ucuzlukta kas ah
| Look at this style sick, cheap muscle ah
|
| Beynimde boş yer yok pardon
| Sorry, there is no space in my brain.
|
| Polisler ve şarap, çimenler ve karton
| Cops and wine, grass and cardboard
|
| Sabahladım yine hava karardı
| I woke up, it was dark again
|
| Boşluğuma düşenlerin ihtiyacı vardı
| Those who fell into my void needed
|
| Uyanıkken rüyalara ihtiyacım vardı
| I needed dreams when I was awake
|
| Sokak köpekleri bana havlamıyor artık
| Stray dogs don't bark at me anymore
|
| Delice gelebilir üşenme düşünmeye
| It might sound crazy, don't be lazy to think
|
| Düşünmenin zararı sadece kendinedir
| The harm of thinking is only for yourself
|
| Şaşırmış taklidi yaparak dinliyorum
| I'm listening pretending to be surprised
|
| İnan ne söylüyorsun harbiden bilmiyorum
| Believe me, I really don't know what you're saying
|
| Köşelerde çocuklar oynuyor ve mutlu
| Children play in the corners and are happy
|
| Büyüdükçe dumanlı, gözler bulutlu
| Smoky as it grows, eyes cloudy
|
| Aileleri çabalamaz ama çok umutlu
| Their families don't try but are very hopeful
|
| Böyle çok umutlu görünmeyi inan çok unuttum
| Believe me, I forgot to look so hopeful
|
| Yok mu karanlıkta gülümseyenler? | Aren't there those who smile in the dark? |
| Ah!
| Ah!
|
| Biziz karanlıkta güneşlenenler
| We are the ones sunbathing in the dark
|
| Karanlıkta gülümseyenler
| Smiling in the dark
|
| Karanlıkta güneşlenenler
| sunbathing in the dark
|
| İnançlarım kırılsa da kemik gibi
| Even though my beliefs are broken, like a bone
|
| Merak etme, aç bırakmam köpeklerini
| Don't worry, I won't starve your dogs
|
| İnançlarım kırılsa da kemik gibi
| Even though my beliefs are broken, like a bone
|
| Merak etme, aç bırakmam köpeklerini
| Don't worry, I won't starve your dogs
|
| Yok mu karanlıkta gülümseyenler? | Aren't there those who smile in the dark? |
| Ah!
| Ah!
|
| Biziz karanlıkta güneşlenenler
| We are the ones sunbathing in the dark
|
| Karanlıkta gülümseyenler
| Smiling in the dark
|
| Karanlıkta güneşlenenler
| sunbathing in the dark
|
| İnançlarım kırılsa da kemik gibi
| Even though my beliefs are broken, like a bone
|
| Merak etme, aç bırakmam köpeklerini
| Don't worry, I won't starve your dogs
|
| İnançlarım kırılsa da kemik gibi
| Even though my beliefs are broken, like a bone
|
| Merak etme, aç bırakmam köpeklerini
| Don't worry, I won't starve your dogs
|
| Üşengecim uzak bana fesat ve yalan
| My coward is far away from me, mischief and lies
|
| Fakat belki de ben mesafeyi hesaplayamadım
| But maybe I couldn't calculate the distance
|
| Sıkar beni kalabalık biraz açılın
| The crowd bores me, open up a little
|
| Gittim uçuruma bi' çok kez, hiç atlayamadım
| I've been to the abyss so many times, I've never been able to jump
|
| Asarak geliyorum son kere gülenleri
| I'm coming by hanging those who laugh for the last time
|
| Ezerek ölülerin beslediği çimenleri
| Crushing the grass fed by the dead
|
| Nefes al zombi gibi, biraz da diren deli
| Breathe like a zombie, resist a little crazy
|
| Ağzımdan çıkan sözler kulakta siren gibi
| The words that come out of my mouth are like a siren in the ear
|
| Bak ayak uydurmazsan huysuz olur adın
| Look, if you don't keep up, your name will be grumpy.
|
| Sikik düzenin içinde üzülmeye doyamadım
| I can't get enough of being upset in your fuckin' order
|
| Alay ve ciddiyeti karıştırıp takın
| Mix and attach sarcasm and seriousness
|
| Bu ifadeyi hiç bir yerde çıkarmadan takıl
| Hang out without removing this expression anywhere
|
| Çöpte yemek arayana çare bulunsun ki devlet
| Let the state find a cure for those who look for food in the garbage
|
| Bizi evimizde rahat uyutsun farzet
| Let us sleep comfortably at home
|
| Yavaş! | Slow! |
| hep gülecek yüzüm
| I will always smile
|
| Bi çarşafta tütün gibi serseriler bütün
| Vagrants all like tobacco in a sheet
|
| Yok mu karanlıkta gülümseyenler? | Aren't there those who smile in the dark? |
| Ah!
| Ah!
|
| Biziz karanlıkta güneşlenenler
| We are the ones sunbathing in the dark
|
| Karanlıkta gülümseyenler
| Smiling in the dark
|
| Karanlıkta güneşlenenler
| sunbathing in the dark
|
| İnançlarım kırılsa da kemik gibi
| Even though my beliefs are broken, like a bone
|
| Merak etme, aç bırakmam köpeklerini
| Don't worry, I won't starve your dogs
|
| İnançlarım kırılsa da kemik gibi
| Even though my beliefs are broken, like a bone
|
| Merak etme, aç bırakmam köpeklerini
| Don't worry, I won't starve your dogs
|
| Yok mu karanlıkta gülümseyenler? | Aren't there those who smile in the dark? |
| Ah!
| Ah!
|
| Biziz karanlıkta güneşlenenler
| We are the ones sunbathing in the dark
|
| Karanlıkta gülümseyenler
| Smiling in the dark
|
| Karanlıkta güneşlenenler
| sunbathing in the dark
|
| İnançlarım kırılsa da kemik gibi
| Even though my beliefs are broken, like a bone
|
| Merak etme, aç bırakmam köpeklerini
| Don't worry, I won't starve your dogs
|
| İnançlarım kırılsa da kemik gibi
| Even though my beliefs are broken, like a bone
|
| Merak etme, aç bırakmam köpeklerini
| Don't worry, I won't starve your dogs
|
| Yok mu karanlıkta gülümseyenler? | Aren't there those who smile in the dark? |
| Ah!
| Ah!
|
| Biziz karanlıkta güneşlenenler
| We are the ones sunbathing in the dark
|
| Karanlıkta gülümseyenler
| Smiling in the dark
|
| Karanlıkta güneşlenenler
| sunbathing in the dark
|
| İnançlarım kırılsa da kemik gibi
| Even though my beliefs are broken, like a bone
|
| Merak etme, aç bırakmam köpeklerini
| Don't worry, I won't starve your dogs
|
| İnançlarım kırılsa da kemik gibi
| Even though my beliefs are broken, like a bone
|
| Merak etme, aç bırakmam köpeklerini
| Don't worry, I won't starve your dogs
|
| Yok mu karanlıkta gülümseyenler? | Aren't there those who smile in the dark? |
| Ah!
| Ah!
|
| Biziz karanlıkta güneşlenenler
| We are the ones sunbathing in the dark
|
| Karanlıkta gülümseyenler
| Smiling in the dark
|
| Karanlıkta güneşlenenler
| sunbathing in the dark
|
| İnançlarım kırılsa da kemik gibi
| Even though my beliefs are broken, like a bone
|
| Merak etme, aç bırakmam köpeklerini
| Don't worry, I won't starve your dogs
|
| İnançlarım kırılsa da kemik gibi
| Even though my beliefs are broken, like a bone
|
| Merak etme, aç bırakmam köpeklerini | Don't worry, I won't starve your dogs |