| Gece yarısı, sokakta ruh kırıntısı
| At midnight, crumbs of soul in the street
|
| Gözünde yok pırıltısı, yaşamın, yaşarım
| There is no sparkle in your eyes, your life, I live
|
| Kafamı kronik vakayım uzayın dışında bi yerde kendimi aradım
| I'm a chronic case in my head, I searched for myself somewhere outside of space
|
| Bi şarkı daha bitti uyandım üzülmedim ki
| Another song is over, I woke up, I wasn't sad
|
| Sonra Karaböcek'ten açtım «Sürünmedim Ki»
| Then I opened from Blackbug «I Didn't Crawl»
|
| Birazcık anla bari, belimde şarjörüm bitik
| Understand a little, I'm out of magazine in my waist
|
| Tetiklik yapar, tutukluk yine kal taklaya gelip (Kal, kal)
| Triggers, the jam comes back to bitch (Stay, stay)
|
| Tek yazdığım doğru bu
| That's all I wrote
|
| Günlerdir ayaktayım gözlerimde yok uyku
| I've been up for days, no sleep in my eyes
|
| Yıllardır hayattayım birisi bizi mi unuttu
| I've been alive for years, did someone forget us?
|
| Öldürebilirim fakat yaşatamam bu ruhu
| I can kill but I cannot keep this soul alive
|
| Bu yüzden yapmadım plan uyuz mu oldunuz ulan
| That's why I didn't make the plan, did you get scabies?
|
| Uzatma salaktan yol al
| get away from the extension idiot
|
| Yok senin şaşırman doğal
| No, it's natural for you to be surprised
|
| Bu rap denen şey hay aksi
| This thing called rap is awsome
|
| Ters döner tüm galaksi
| The whole galaxy turns upside down
|
| Kalp atar hep siyasi
| heart beats always political
|
| Finansal anarşi
| financial anarchy
|
| Her gün yeni bir rahatsızlığımı arıyorum
| I'm looking for a new ailment every day
|
| Sana iyi gelemem, ben değilim ki, beklemiyorum
| I can't be nice to you, I'm not, I don't expect
|
| Her gün yeni bir rahatsızlığımı arıyorum
| I'm looking for a new ailment every day
|
| Sana iyi gelemem, ben değilim ki, beklemiyorum
| I can't be nice to you, I'm not, I don't expect
|
| Beni bağlar, beni sana bağlar
| binds me, binds me to you
|
| Rol icabı ağlıyorsun real Hip-Hop online
| You're crying pretend real Hip-Hop online
|
| Sinir stres online, bir kere kelle uçar
| Nervous stress online, head off once
|
| Kırk kere kafa sesi yoğun Ankara sisi
| Forty times the head sound dense Ankara fog
|
| Çok az bilgiyle de bir karar verebilir
| Can make a decision with very little information
|
| Hatta mutlu da eder çoğu sinir olabilir
| They are even happy, most of them can be nervous
|
| ayak olmasa da olur
| even if there is no foot
|
| Kafam bir bassa yeter, bir yardım belli olur
| Just a headache is enough, some help is obvious
|
| Bu isyan bayrağını, üstüme sarıp yakmak
| Wrapping this rebel flag around me and burning it
|
| Bu hatıra mutlu değil ama ağlatabilir
| This memory is not happy but it can make you cry
|
| Benim göreceğim yağmur yağsa da durur
| It will stop even if it rains that I will see
|
| Yağmasa da, beni hiç görmesen de
| Even if it rains, even if you never see me
|
| Ciddi cycle, gerçek dosta sevgi
| Serious cycle, love for true friend
|
| Bir sömürü evresi devrim ile evli
| A phase of exploitation is married to revolution
|
| Gerek
| Necessary
|
| ve ötenazi
| and euthanasia
|
| Bir kere göstersin, yap’cak adam hazır
| Let him show once, the doer is ready
|
| Her gün yeni bir rahatsızlığımı arıyorum
| I'm looking for a new ailment every day
|
| Sana iyi gelemem, ben değilim ki, beklemiyorum
| I can't be nice to you, I'm not, I don't expect
|
| Her gün yeni bir rahatsızlığımı arıyorum
| I'm looking for a new ailment every day
|
| Sana iyi gelemem, ben değilim ki, beklemiyorum
| I can't be nice to you, I'm not, I don't expect
|
| Kronik hastalık, hastanın bazen uzun süreli hayatında yer alabilen,
| Chronic disease, which can sometimes take place in the patient's long-term life,
|
| yani hemen bitmeyebilen ama bazı kontrol edici ilaçlarla-
| so with some controlling drugs, which may not be over immediately -
|
| Her gün biraz daha yabancı tek yazdığım doğru bu
| A little stranger every day, that's the only truth I write
|
| Plan yok, plan bu, planım bu orospu
| No plan, that's the plan, that's my plan, bitch
|
| Tedavi yöntemleriyle kontrol altına alabildiğimiz biraz uzun soluklu
| A little long-term, which we can control with treatment methods.
|
| hastalıklardır. | are diseases. |
| Buna örnek daha iyi anlaşılacaktır, mesela- (2020, 27 Aralık) | An example of this will be better understood, for example- (2020, 27 December) |