| 19 Kasım gecesi içmekteyim bi' barda
| I'm drinking at a bar on the night of November 19
|
| Bi' viskiyle başladım ve kesmemişti bi' bardak
| I started with a whiskey and it didn't cut a glass
|
| Üç dakika sonra bi' kadın yanıma geldi bir anda
| Three minutes later, a woman came to me.
|
| Elindeki birayla oturdu yanıma kibarca
| He sat beside me politely with a beer in his hand.
|
| «Bi' derdim var kim anlar?» | "I have a problem, who can understand?" |
| dedi, ve dinden imandan
| said she, and from religion to faith
|
| Çıktı bütün kelimeler ve biz de içtik bi' yandan
| All the words came out and we drank too
|
| Neden böyle güzeldi hiç verememiştim bi' anlam
| I could never understand why it was so beautiful
|
| Bugüne kadar böyle birini görememiştim rüyamda
| I have never seen such a person in my dreams before.
|
| Konu şiirden açılmıştı uyaklar ve cinaslar
| The subject was opened from poetry, rhymes and puns
|
| Dinlerdim o hiç susmadan anlatsaydı bi' hafta
| I would listen if he had told without being silent for a week
|
| Yirmi sekiz yaşındaymış, kalmış eski bi' yazdan
| Twenty-eight years old, left over from an old summer
|
| Kocası ölene kadar öğretmenlik yapmış Sivas’ta
| She worked as a teacher until her husband died in Sivas.
|
| Ağlıyordu ayağa kalktı, «Gitme» dedim «Biraz kal»
| She was crying, she stood up, I said "Don't go" "Stay a bit"
|
| Ufak bi' evim var, ve hem sıcak biraz da
| I have a small house, and it's a little hot
|
| Bi' rastlantı sonucu tanıştığım o asil kadınla
| With that noble woman I met by chance
|
| Evime doğru gitmekteydim ve altımda bi' Mazda
| I was on my way to my house and there was a Mazda under me.
|
| Bi' dönüşü yok geri bi' dönüşü yok
| There's no turning back There's no turning back
|
| (Sen) Ne düşünüyo'n, geri ne dönüşüyor (hiç)
| (You) What do you think, what turns back (ever)
|
| Sokak üşüyor ve gece görüşü yok
| The street is cold and there is no night vision
|
| Kalp yere düşüyor ölümün dönüşü yok
| Heart falls to the ground, death has no return
|
| Evin içinde sigara sigara perdelerim dumandan
| I smoke cigarettes in the house, my curtains are made of smoke.
|
| Film izlemek istemişti, fakat yoktu kumandam
| He wanted to watch a movie, but I didn't have a remote
|
| Bozuk bi' televizyonla saatlerce bunalmak
| Bored with a broken TV for hours
|
| Saçlarına değdi sigaradan çıkan bi' yuvarlak
| It touched her hair, a 'round from a cigarette
|
| «Kocama benziyo’sun» dedi, ne di’ceğimi şaşırdım
| He said, “You look like my husband”, I was not sure what to say.
|
| Sustum cevap veremedim ve korku ruha taşındı
| I kept silent and could not answer and fear moved to the soul
|
| Ben gözlerimi kaçırdım ve dedim «karnın acıkmıştır»
| I averted my eyes and said "you're hungry"
|
| Bilmiyorum, bugüne kadar canını kimler acıtmıştı
| I don't know who hurt you until now
|
| Sonra geçtim mutfağa ve bi'çok hayale kapıldım
| Then I went to the kitchen and I had a lot of dreams
|
| Kafamda milyonlarca senaryolar yazıldı
| Millions of scenarios written in my head
|
| Hayatımın kadını olmak için fazla alımlıydı
| She was too charming to be the woman of my life
|
| Yine de kararlıydım çünkü kader yazıldı
| Still, I was determined because destiny was written
|
| O sonra geldi mutfağıma bitmemişti daha pili
| It came later in my kitchen, it wasn't finished yet
|
| Dedi ki «Artık şahidin salonda duvar saatidir
| He said, "Now your witness is the clock in the hall.
|
| Kocamı öldüren benim» dedi ve «ben bi katilim»
| He said, "I am the one who killed my husband," and "I am a murderer"
|
| Silahı yüzüme dayadı sonra…
| He put the gun to my face then…
|
| Bi' dönüşü yok geri bi' dönüşü yok
| There's no turning back There's no turning back
|
| (Sen) Ne düşünüyo'n, geri ne dönüşüyor (hiç)
| (You) What do you think, what turns back (ever)
|
| Sokak üşüyor ve gece görüşü yok
| The street is cold and there is no night vision
|
| Kalp yere düşüyor ölümün dönüşü yok | Heart falls to the ground, death has no return |