| Belirli bi' zaman sonra çabuk geçiyo' zaman
| time passes quickly after a certain time
|
| Vermiyo' aman
| Don't give me
|
| Kimine iyi, kimine de kötü
| Good for some, bad for some
|
| Geçiyo' işte bi' türlü zaman (zaman)
| I'm passing, here's some kind of time (time)
|
| Çabuk geldi geçti zaman
| The time has come quickly
|
| Vermedi aman, aman
| He didn't, oh my
|
| Doldu, taştı, geçti vakit
| Filled, overflowed, time passed
|
| Vermedi, aman
| He didn't, oh
|
| Geçti zaman
| time passed
|
| Sokakta başı boş kalır
| Left alone in the street
|
| Başı boş kalır, korkar titrer ölün
| Headless, scared, trembling die
|
| Bi' bakarsın sokağa düşmüş, kaybolmuş dölün
| You see, you fell on the street, lost your seed
|
| Sen de çaresiz, eli ayağı bağlı, kelepçeli
| You too are helpless, bound and handcuffed.
|
| Çok uzaklardasın
| You're too far away
|
| Bir belada, bir zorda durmadan kanlı tuzaklardasın
| In trouble, in trouble, you are in bloody traps without stopping
|
| Ağır
| Heavy
|
| İsyan hücrende zaman zaman nara at bağır
| Shout from time to time in your riot cell
|
| Ben de topraktan canım
| I am also from the earth
|
| Benim de kırmızı akar kanım, canım
| My blood runs red too, my dear
|
| Sen mutluluk olabilirsin ama benim bela dolu her yanım
| You may be bliss but all around me is trouble
|
| Bela dolu her yanım
| I'm full of trouble
|
| Belalarla dolu her yanım
| I'm full of trouble
|
| Kar üstünde yürüdüm buzlu havada
| I walked on the snow, in the icy air
|
| Yine de yandı içim
| Still, I got burned
|
| Ben çamur bataklıkta sığınırken, sen geziyordun cicim cicim
| While I was taking shelter in the mud swamp, you were walking, sweetie
|
| Hayat andan anlık
| life moment to moment
|
| Bir tarafım kurak, bir tarafım güllük gülistanlık, yuvarla
| One side is dry, the other side is rosy, roll
|
| Derdini anlat bakalım, konuş duvarla
| Tell me your problem, talk to the wall
|
| Herkesin derdi kendine gülüm
| Everyone is worried about himself, smile
|
| Göz göze bakıp acımı anlar mı?
| Will he look eye to eye and understand my pain?
|
| Dar zamanda göz yaşların, dost eline damlar mı?
| Do your tears drip on your friend's hand in a tight time?
|
| Sessiz, sakin yerlerde bak
| Look in quiet places
|
| Rüzgârın sesini bi' dinle
| Listen to the sound of the wind
|
| Bu yağmur akışına bi' bak
| Take a look at this rain stream
|
| Toprağın kokusunu almadan yaşama
| Living without smelling the soil
|
| Çabuk geldi geçti zaman
| The time has come quickly
|
| Vermedi aman, aman
| He didn't, oh my
|
| Doldu, tastı, geçti vakit
| It's full, tasted, time has passed
|
| Vermedi, aman
| He didn't, oh
|
| Geçti zaman
| time passed
|
| Dinle babam, tanırsın beni sinemadan
| Listen dad, you know me from the cinema
|
| Arkamda silah patlatan agam: Killa Hakan
| Agam who fired a gun behind me: Killa Hakan
|
| Tamam, her şey yolundadır
| ok everything is ok
|
| Bizim Straßen-Track, taze hep
| Our Straßen-Track is always fresh
|
| Abi, tek bir maleşef var sadece maalesef
| Brother, there is only one bad luck unfortunately
|
| Yaşam garantisi yok, gör'cek miyiz biz yarını?
| There is no guarantee of life, will we see tomorrow?
|
| Antep’in kalesini, astılar fermanımı
| Antep's castle, they hanged my edict
|
| Türkiye'de almancı
| German in Turkey
|
| Almanya’da yabancı
| foreigner in Germany
|
| Az kazançla çalıstık, zamanlarda çalındı
| We worked with little income, it was stolen at times
|
| Bu hasretin tadı
| This is the taste of longing
|
| Az değildir acı
| It's not a little pain
|
| Bir mastika rakı
| A mastic raki
|
| Bastır, Kanake
| Press it, Kanake
|
| Allah, bana yardım et
| God help me
|
| Undercover, harbi Rap
| Undercover, real Rap
|
| Pazardan Versace sweat
| Versace sweat from the market
|
| Nargileyi sakin çek
| Pull the hookah calmly
|
| Bizim hayat farklı
| our life is different
|
| Freezy, Ayaz Kaplı
| Freezy, Frost Coated
|
| Alın işte yine sizin arabaya şarkı
| Here's the song to your car again
|
| Rocky’den bu Beat’lerim
| These are my Beats from Rocky
|
| Size neden feat ver’im?
| Why should I give you the feat?
|
| Español Kerim’e nasıl «evet"derdi? «Sí, Kerim!»
| How could Español say 'yes' to Kerim? 'Sí, Kerim!'
|
| Çabuk geldi geçti zaman
| The time has come quickly
|
| Vermedi aman, aman
| He didn't, oh my
|
| Doldu, tasti, geçti vakit
| It's full, tasti, time has passed
|
| Vermedi, aman
| He didn't, oh
|
| Geçti zaman
| time passed
|
| Kalbim kırıldı defalarca
| My heart has been broken so many times
|
| Parçaları yapıştırdım
| I glued the pieces
|
| Meleklerle küsüp nedense şeytanlarla barıştırdım
| I got offended with angels and made peace with demons for some reason
|
| Kör talih lan, bu da benim şansım
| Blind luck, this is my luck
|
| Darma dağın alt yapım, kırık dökük defansım pasla
| Dharma mountain's infrastructure is broken, my defense is rust
|
| Pes etmek yok bizde, hele teslim olmak asla
| We don't have to give up, let alone surrender
|
| Yanımda atım, Rap’im, silahım
| Next to me is my horse, my rap, my gun
|
| Birde babacan Jocky’m
| And my fatherly Jocky
|
| Cehennemden kurtuldum geldim, buna şahit oldu DJ Rocky’m
| I came out of hell, witnessed it my DJ Rocky
|
| Düşmez kalkmaz bi' Allah
| It doesn't fall, it doesn't get up, Allah
|
| Gerisi rüzgârın gücüne bağlı, ateş dağlı ersin
| The rest depends on the power of the wind, fire mountain erin
|
| Tam yerimi buldum, garanti dersin, boku yersin
| I've found my place, you say guaranteed, you'll eat shit
|
| Sokaklarda, kahvelerde adam olduk beraber
| We became men together in the streets and cafes
|
| Öyleyse insan biraz da arar sorur, ne haber
| So one searches a little and asks, what's the news?
|
| Hakkımda ne konuşuyorsun amca oğlu, cevap ver!
| What are you talking about, uncle son, answer me!
|
| Benim gibi delikanlı anadolu kebab yer
| Young man like me eats anatolian kebab
|
| Tamam oğlum, geri gel
| Ok boy, come back
|
| Artık öyle havalama bana derler: «Deutschland ist krass.»
| Don't take off like that anymore, they call me: "Deutschland ist krass."
|
| Ya da «König Alemania»
| Or «König Alemania»
|
| Geleceğimiz ne ol’cak?
| What will our future be?
|
| Ghetto ya da villa
| Ghetto or villa
|
| Dinlerler bizim klasikleri
| They listen to our classics
|
| Eko ya da Killa
| Eco or Killa
|
| Çabuk geldi geçti zaman
| The time has come quickly
|
| Vermedi aman, aman
| He didn't, oh my
|
| Doldu, taştı, geçti vakit
| Filled, overflowed, time passed
|
| Vermedi, aman
| He didn't, oh
|
| Geçti zaman | time passed |