| Unutmadım bana şüpheyle baktığını bütün o çavaların
| I didn't forget that all those chants were looking at me suspiciously.
|
| Yumruklarımı sıktım ve gece gündüz demeden çabaladım
| I clenched my fists and tried day and night
|
| Öyle bi' takıntım oldu ki başarı, hayatımı bile yaşamadım
| I became so obsessed with success that I didn't even live my life.
|
| Değildim uyumlu, cana yakın, yarattım can alan canavarı
| I wasn't compliant, friendly, I created the soul-taking beast
|
| Eskiden bütün dünyaya karşıydım, yazardım
| I used to be against the whole world, I used to write
|
| Öfkeliydim daha da sarpa yanlışlıkla sardım
| I was even more angry, I accidentally wrapped it
|
| Çatal dilli bir canlıya aşıktım, haz aldım lakin
| I fell in love with a creature with a forked tongue, I enjoyed it, but
|
| Şimdi zehre bağışıklık kazandım
| Now I'm immune to the poison
|
| Basit bi' refleks (yok), basit bi' tepki (yok)
| Simple reflex (none), simple reaction (none)
|
| Kalbimin amına koydu onlar asimile etti
| Fucked my heart they assimilated
|
| Eskiden görüşüm netti (net), rüyamın teması netti (net)
| My vision used to be clear (clear), my dream theme was clear (clear)
|
| Şimdi her şey bulanık, karmakarışık ve asimetrik
| Now everything is blurry, chaotic and asymmetrical
|
| Artık bi' yüreğim yok (yok), kimseye güvenim yok (yok)
| I don't have a heart anymore (I don't), I don't trust anyone (I don't)
|
| Herkesle gülemiyo'm (hah), öyle bi' hünerim yok (yok)
| I can't laugh with everyone (hah), I don't have that skill (I don't)
|
| Ayıktım dönen bu dümeni (dümeni)
| I've sobered up this rudder (rudder)
|
| Ve size ayrılan sürenin… (sürenin)
| And the time allotted to you… (time)
|
| Sonuna geldik artık sadece günümü gün ediyo’m
| We've come to the end now I'm just making my day
|
| Yaşa en güzeli moruk (yaşa en güzeli)
| Long live the prettiest old man (live the prettiest)
|
| Hızlı yaşam, bunu seviyorum (hızlı yaşa moruk)
| Fast life, I love it (live fast geez)
|
| Yok uyku düzenim moruk (yok uyku düzenim)
| No sleep pattern old man (no sleep pattern)
|
| Uyku ölümün kuzeni moruk
| Sleep is death's cousin old man
|
| Uyku ölümün kuzeni moruk
| Sleep is death's cousin old man
|
| Beyaz, beyaz, beyaz, beyaz, beyaz, beyaz, beyaz
| white, white, white, white, white, white, white
|
| Beyaz yalanlara kandım, gazlar bu seni moruk
| I've been fooled by white lies, it's gas you old man
|
| Bankada yığınla sakal, hesabım musevi moruk
| A pile of beards in the bank, my account is Jewish old man
|
| Kanımda bu zehir moruk (kanımda bu zehir)
| This poison in my blood old man (this poison in my blood)
|
| Uyku ölümün kuzeni moruk
| Sleep is death's cousin old man
|
| Ölümün kuzeni, uyku ölümün kuzeni moruk
| Cousin of death, sleep is cousin of death old man
|
| (Çalış, çalış, çalış)
| (Work work work)
|
| Uyku ölümün kuzeni moruk
| Sleep is death's cousin old man
|
| Yok uyku düzenim moruk (yok uyku düzenim)
| No sleep pattern old man (no sleep pattern)
|
| Uyku ölümün kuzeni moruk | Sleep is death's cousin old man |