| Dünyayı sığdırmış evine
| He has the world in his home
|
| Beşe dört metre
| five by four meters
|
| Yüz metre küp hava, memnun
| One hundred cubic meters of air, satisfied
|
| Dünyası cebindeki kadar
| The world is in your pocket
|
| Birkaç binlik
| a few thousand
|
| Birkaç anahtar, emin
| A few keys, sure
|
| Arada sırada, ne yapmalı
| Every now and then, what to do
|
| Kime gitmeli, kimden sormalı diye
| To whom to go, from whom to ask
|
| Düşünür
| Thinker
|
| Arada sırada, ne yapmalı
| Every now and then, what to do
|
| Kime gitmeli, kimden sormalı diye
| To whom to go, from whom to ask
|
| Düşünür
| Thinker
|
| Dünyası gezdiği yollar
| Ways he traveled the world
|
| Evden işe, işten ev kadar, kısa
| From home to work, from work to home, short
|
| Kokladıklarıdır dünyası
| The world they smell
|
| Limon kolonyası ve lavanta, uçucu
| Lemon cologne and lavender, volatile
|
| Arada sırada, ne yapmalı
| Every now and then, what to do
|
| Kime gitmeli, kimden sormalı diye
| To whom to go, from whom to ask
|
| Düşünür
| Thinker
|
| Arada sırada, ne yapmalı
| Every now and then, what to do
|
| Kime gitmeli, kimden sormalı diye
| To whom to go, from whom to ask
|
| Düşünür
| Thinker
|
| Dünyadan okuduğu şeyler
| What he read from the world
|
| TV haberleri ve gazeteler, kuponlu
| TV news and newspapers with coupons
|
| Dünyası aldıklarının küçük bir listesi
| A small list of what you've taken the world
|
| Üç, beş, altı, ucuz
| Three, five, six, cheap
|
| Arada sırada, ne yapmalı
| Every now and then, what to do
|
| Kime gitmeli, kimden sormalı diye
| To whom to go, from whom to ask
|
| Düşünür
| Thinker
|
| Arada sırada, ne yapmalı
| Every now and then, what to do
|
| Kime gitmeli, kimden sormalı diye
| To whom to go, from whom to ask
|
| Düşünür | Thinker |