| Kuru ama zehir içimiz
| Dry but poison inside us
|
| Anılarım var acılarım var
| I have memories, I have pain
|
| Dile kolay dile kolay zor
| Tongue easy, easy to speak
|
| Dışarıdan bak içeri girme
| Look from the outside don't go in
|
| Basit olay basit olay
| simple event simple event
|
| Yakası geldi kaçası geldi
| His side has come, how far has he come?
|
| Kafa bozuk kafa bozuk
| Headed Headed Headed
|
| Nereye vardı neyi onardı
| Where did he go and what did he fix?
|
| Gezip tozup gezip tozup
| wandering and dusting
|
| Bu gece rahatlık çok sayende
| Comfort tonight thanks a lot
|
| Sevişemem açlık çok alemde
| I can't make love, hunger is so real
|
| Yüreğe ilaç verdim geçer acısı
| I gave medicine to the heart, the pain will pass
|
| Git uyu rahatlık çok
| Go to sleep, it's very comfortable
|
| Hayat acı yarınımıza özletme
| Life is bitter, don't miss our tomorrow
|
| Çiçek açıp yakınımıza bekletme
| Don't bloom and wait near us
|
| Topu topu huzur üfle
| Blow the ball in peace
|
| Hazır yüreğim
| my heart is ready
|
| Sana uzak olanımıza
| to those who are far from you
|
| En acılı kalanımıza
| To our most painful remnant
|
| Unut ama bana bi sözün var
| Forget but you have something to say to me
|
| Duru ama dolu yaşadık biz
| We lived calm but full
|
| Sebebini bırak hırsım var
| Leave your reason, I have greed
|
| Nehir ama zehir içimiz | River but poison inside us |