| Turgut’un şiiri, martının kanadı
| Turgut's poem, the wing of the seagull
|
| Bugün bir üzüldük adamım
| We're sad today man
|
| La acaba mutlu mu olacağız derken yine hüzün yakaladık
| While we were wondering whether we will be happy, we again caught sadness.
|
| Her zerrene hayran görünür
| He looks fascinated by every particle
|
| Aslında ayran gönlü
| In fact, the heart of buttermilk
|
| Susarsam olmaz, konuşursam daha bir kötü
| I can't keep quiet, it's worse if I talk
|
| Alışkın olduğumuz duygu bunlar
| These are the feelings we are used to.
|
| Ama hâlâ neden zor uyku bulmak?
| But still find sleep hard why?
|
| Hayatta hep derim fedakâr olun
| I always say in life, be self-sacrificing
|
| Bende acıya bile sadakat olur
| I have loyalty even to pain
|
| Kimisinin ruhu estetiktir
| Someone's soul is aesthetic.
|
| Bir psikoloğa bile pes dedirttin
| You made even a psychologist say to give up
|
| Maskeler indi, düzen bitti
| Masks are down, order is over
|
| Çok çirkinsin ama güzel gittin
| You're so ugly but you went beautiful
|
| Ben nasıl nefes alacağım ama sen böyle yalan kokarken?
| How will I breathe when you smell like lies?
|
| Her nasıl geçecekse geçsin hadi
| Anyway, let it pass, come on
|
| Pencereler üzgün, yağmurlar kör oldu
| The windows are sad, the rains are blind
|
| Karaköy soğuk bugün ve her yerindeyim ben
| Karaköy is cold today and I am everywhere
|
| Ağlamam ben anla
| I don't cry, I understand
|
| Yıkılsın binalar
| demolish buildings
|
| Kötü gözüküyorsun Barış Bey oğlum
| You look bad, Barış Bey, my son.
|
| Böyleyim alış Beyoğlu
| I'm like this buy Beyoğlu
|
| Neyse tanışmış olduk
| Anyway we met
|
| Birkaç günaha karışmış olduk
| We've been involved in a few sins
|
| Bilemiyorum yeterli miydik?
| I don't know, were we enough?
|
| Sarılsak geçer gibiydi
| It was like a hug
|
| «Ben seninle güzelim» dedin ve
| You said "I'm beautiful with you" and
|
| Bu bir ömür geçer gibiydi
| It seemed like a lifetime
|
| Ben, sen vardık ama bir biz yoktuk
| I, you were there but we weren't the only one
|
| Yalancı olmak da bir vizyondur
| Being a liar is also a vision
|
| Hâlâ hayret ediyorum
| I'm still amazed
|
| Nasıl bir illüzyondun?
| What illusion were you?
|
| Gör artık uyan! | See, wake up! |
| Bu, dümen oğlum
| This is the helm boy
|
| «Dört katlık rüya?» | "The quadruple dream?" |
| Bugüne ne oldu?
| What happened to date?
|
| Dün kalptik güya, bugün ‘el' olduk
| We were hearts yesterday, today we are 'hands'
|
| Damlaya damlaya çöl oldum
| Drop by drop I became a desert
|
| Ben nasıl nefes alacağım ama sen böyle yalan kokarken?
| How will I breathe when you smell like lies?
|
| Her nasıl geçecekse geçsin hadi
| Anyway, let it pass, come on
|
| Pencereler üzgün, yağmurlar kör oldu
| The windows are sad, the rains are blind
|
| Karaköy soğuk bugün ve her yerindeyim ben
| Karaköy is cold today and I am everywhere
|
| Ağlamam ben anla
| I don't cry, I understand
|
| Yıkılsın binalar
| demolish buildings
|
| Pencereler üzgün, yağmurlar kör oldu
| The windows are sad, the rains are blind
|
| Karaköy soğuk bugün ve her yerindeyim ben
| Karaköy is cold today and I am everywhere
|
| Ağlamam ben anla
| I don't cry, I understand
|
| Yıkılsın binalar | demolish buildings |