| Acıyı öldürmek için ilaçlar yetersiz zehir
| Medicines to kill the pain are insufficient poison
|
| Fikir kuyularını kazıyor küreklerim bulmak için bilgileri kim olduğuma dair
| Digging wells of ideas my shovels to find information about who I am
|
| Kısa bir mola veriyor ve sigarasını yakıyor şair
| The poet takes a short break and lights his cigarette
|
| İşte böyle misallerle süslenir anlatılanlar, uykuya dalar çocuklar
| This is how the stories are adorned with examples, the children fall asleep
|
| Düşününce karamsar ve korkutucu bütün anlatılan masallar sanki salıncağımı cadı
| When you think about it, all the pessimistic and frightening tales are as if I'm a witch on my swing.
|
| sallar
| shakes
|
| Hey çocuk bu korku içeren içerik
| Hey kid this is scary content
|
| Kırık bir akvaryum ve içindeki balıklar panik
| A broken aquarium and the fish in it panic
|
| Onların üstüne konmak isteyen sinekler içine sinik
| The flies that want to perch on them
|
| Rose’un aşkı Jack’i öldürürken batıyordu Titanik
| The Titanic was sinking while Rose's love was killing Jack
|
| Çok romantik…
| Very romantic…
|
| Ama hislerim hissizlikten ibaret anne
| But my feelings are just numbness mom
|
| Bak baba ellerim yazmaktan kesik
| Look dad my hands are cut off from writing
|
| Çocuklarla oynarım fakat bir çocuğum eksik
| I play with children but I'm missing a child
|
| Bir tarafım şampiyon bir tarafım yenik
| One side is champion, one side is defeated
|
| İşte benim güneşim bak ben boyadım sarısını
| Here is my sun look, I dyed it yellow
|
| Bu benim kalbim istersen verebilirim sana yarısını
| This is my heart I can give you half if you want
|
| Zaman imha etti üstünden Yunus’un asalaklarını dirençli çam ağaçlarının döktüğü
| Time destroyed Jonah's parasites, over which resilient pine trees shed
|
| gibi koca kozalaklarını
| big cones like
|
| Fightin' my kinda war, loud as a whisper
| Fightin' my kinda war, loud as a whisper
|
| There’s a little something that I wanna spit for y’all
| There's a little something that I wanna spit for y'all
|
| Ödünç alınan zamanda zamana alarmı hazırla
| Set time alarm on borrowed time
|
| Kimisi yan yana yürür masaldaki kötü kahramanla
| Some walk side by side with the villain in the fairy tale
|
| Vampirler gibidirler yaşarlar içtikleri kanla
| They're like vampires, they live on the blood they drink
|
| Onları seyrederiz uzaktan Gökhan'la
| We watch them from afar with Gökhan
|
| Oyalan zamanda senden artakalanla
| In the lingering time with what's left of you
|
| Kara kışlar veda eder ısınır hava nisanla
| Black winters say goodbye, the weather warms up with April
|
| Anlatmaya çalışıyorum bildiğim tek lisanla
| I'm trying to explain in the only language I know
|
| Eksik onca noksanla, bana yakışan aksanla
| With all your shortcomings, with the accent that suits me
|
| Ve mimiklerine Pablo Picasso gibi şekil vermek istediğim onca insanla
| And with all the people whose facial expressions I want to shape like Pablo Picasso
|
| Kasvetli savaş marşlarını sevimli valslere çevirmek isterim zamanla
| In time I want to turn the gloomy war marches into lovely waltzes
|
| Ama her şey zamanla
| But everything in time
|
| Zamanla, zamanla neler verdim bu uğurda
| Over time, what have I given over time for this cause?
|
| Kuzulardan saklamıştım söylemiştim kurda
| I hid it from the lambs, I told the wolf
|
| Bir ayağım önünü görse de ötekisi çukurda
| Even though one foot is in front of me, the other is in the pit.
|
| Zamanda kaybolan yıllarını el sallayarak uğurla
| Wave goodbye to your lost years in time
|
| Fightin' my kinda war, loud as a whisper
| Fightin' my kinda war, loud as a whisper
|
| There’s a little something that I wanna spit for y’all | There's a little something that I wanna spit for y'all |