| Şu baş belası dilimi kesin!
| Cut off that troublesome tongue!
|
| Zilimi çalsın serzeniş, içime dolsun hüzüntü
| Let the reproach ring my bell, let it fill me with sadness
|
| Süreklilik ne zor bir iş?!
| Continuity is such a difficult task?!
|
| Perişanlık, pişmanlık çekilmesi en güç dertmiş
| Desolation was the most difficult problem to regret.
|
| Sabır tüm sıkıntıların anahtarıdır, doğrudur
| Patience is the key to all troubles, it's true
|
| Düş kırıklıklarım sonucu ruhum yorgundur
| My soul is tired as a result of my disappointments
|
| Ağaçlarımdan pişmanlık meyveleri sarkıyor. | The fruits of regret hang from my trees. |
| Haydi topla!
| Come on, collect!
|
| Gözlerimden uyku çalanı ara ve bul patakla
| Search and find the one who stole sleep from my eyes and beat it
|
| Gönlümün dipte kalan kısmında arşivlenmiş onca yara
| All the wounds archived in the bottom of my heart
|
| Yılan ve akreplerle dolu içinde bulunduğum yuva
| The nest I'm in is full of snakes and scorpions
|
| Birileri haddini bildirmeli ölüm okuna kafa tutan kalkanlara
| Someone should put their limits on the shields that defy the arrow of death
|
| Yaptıklarından sebep yapacaklarına hazırlıklı
| Be prepared for what they've done
|
| Sago yüzün sadık köpek cüzün kedice pazarlıklı
| Your sago face faithful dog part your cat bargain
|
| Lan bi' sen mi kaldın tek akıllı (sen mi kaldın?)?
| Damn, did you stay the only smart one (you stayed?)?
|
| Bu tarla mayınlı! | This field is mined! |
| Ummadığın yer tuzaklı, vesselam
| The place you don't expect is a trap, my dear
|
| Dil ateştir, biraz suyla söndürülmesi mümkündür
| Tongue is fire, it can be extinguished with a little water
|
| Tırnaklarını aşındıran, çözemediğin bu kör düğümdür
| It's this blind knot you can't untie that erodes your nails
|
| Üzgünümdür hayli vesselam
| I'm sorry I'm very
|
| Vuslatım gelmez mihman
| I will not come, mihman
|
| Beklerim
| i wait
|
| Gurbetteyim, ne edeyim? | I am abroad, what should I do? |
| (Bastır!)
| (Press!)
|
| Üzgünümdür hayli vesselam
| I'm sorry I'm very
|
| Vuslatım gelmez mihman
| I will not come, mihman
|
| Beklerim
| i wait
|
| Gurbetteyim, ne edeyim?
| I am abroad, what should I do?
|
| Sago Kaf-Kef
| Sago Kaf-Kef
|
| Dil ateştir, biraz suyla söndürülmesi mümkündür
| Tongue is fire, it can be extinguished with a little water
|
| Tırnaklarını aşındıran, çözemediğin bu kör düğümdür
| It's this blind knot you can't untie that erodes your nails
|
| Üzgünümdür hayli vesselam
| I'm sorry I'm very
|
| Vuslatım gelmez mihman
| I will not come, mihman
|
| Beklerim
| i wait
|
| Gurbetteyim, ne edeyim? | I am abroad, what should I do? |
| (Ne edeyim?)
| (What can I do?)
|
| Üzgünümdür hayli vesselam
| I'm sorry I'm very
|
| Vuslatım gelmez mihman
| I will not come, mihman
|
| Beklerim
| i wait
|
| Gurbetteyim, ne edeyim?
| I am abroad, what should I do?
|
| Yeah, hadi ver gazı, ver gazı
| Yeah, let's give the gas, give the gas
|
| Sen gözümde dikensin, bana hoş bir gül gerek
| You're the thorn in my eye, I need a pretty rose
|
| Düşüncelerin yüzüne vurmalı. | Your thoughts should hit your face. |
| Buna adam gerek!
| It takes a man!
|
| Lakayıtın hedefi olursa harcanan bir yığın emek
| A lot of effort spent if the goal of the disregard
|
| İçinde şeytan himayede o sen değilsin o an demek
| It means that it's not you, that the devil is under the protection of you
|
| Kum saati döner, akan zaman saçlarımı söker
| The hourglass turns, the flowing time rips my hair out
|
| Nursuz bir yüz meyvesiz bir ağaca benzer, gülüver
| A lightless face is like a fruitless tree, smile
|
| Taş yerinde ağır — ağır, ağır gazla diyarımdan
| Heavy on the stone - heavy, heavy gas from my land
|
| Ey iştahı maymun nefis çekil gıyabımdan
| O greedy monkey, get out of my absence
|
| El emeği mahsulünden geçin Yunus
| Pass on the handicraft product Yunus
|
| Dalaletin delaleti olmak neyime desturun!
| What does it mean to be a sign of heresy!
|
| Sorularınızın cevaplarını bakışlarımdan bulun
| Find the answers to your questions from my glance
|
| Silahlarımın acılarını kurşunlarımdan sorun
| Ask the pain of my guns from my bullets
|
| Elbiselerin kibir kokulu kalbinin içi fesat dolu
| Your clothes smell of arrogance and your heart is full of iniquity
|
| Fikir-zikir aynı anda bitirir okulu (Aynı anda)
| Idea-dhikr finishes school at the same time (at the same time)
|
| Fark edilmez sandığın komik iblis oyunu
| Funny demon game where you think you can't go unnoticed
|
| Ezelden beridir ona elini veren kaptırmıştır kolunu!
| The one who gave his hand to him since eternity has lost his arm!
|
| Dil ateştir, biraz suyla söndürülmesi mümkündür
| Tongue is fire, it can be extinguished with a little water
|
| Tırnaklarını aşındıran, çözemediğin bu kör düğümdür
| It's this blind knot you can't untie that erodes your nails
|
| Üzgünümdür hayli vesselam
| I'm sorry I'm very
|
| Vuslatım gelmez mihman
| I will not come, mihman
|
| Beklerim
| i wait
|
| Gurbetteyim, ne edeyim? | I am abroad, what should I do? |
| (Bastır!)
| (Press!)
|
| Üzgünümdür hayli vesselam
| I'm sorry I'm very
|
| Vuslatım gelmez mihman
| I will not come, mihman
|
| Beklerim
| i wait
|
| Gurbetteyim, ne edeyim?
| I am abroad, what should I do?
|
| Sago Kaf-Kef
| Sago Kaf-Kef
|
| Dil ateştir, biraz suyla söndürülmesi mümkündür
| Tongue is fire, it can be extinguished with a little water
|
| Tırnaklarını aşındıran, çözemediğin bu kör düğümdür
| It's this blind knot you can't untie that erodes your nails
|
| Üzgünümdür hayli vesselam
| I'm sorry I'm very
|
| Vuslatım gelmez mihman
| I will not come, mihman
|
| Beklerim
| i wait
|
| Gurbetteyim, ne edeyim? | I am abroad, what should I do? |
| (Ne edeyim?)
| (What can I do?)
|
| Üzgünümdür hayli vesselam
| I'm sorry I'm very
|
| Vuslatım gelmez mihman
| I will not come, mihman
|
| Beklerim
| i wait
|
| Gurbetteyim, ne edeyim?
| I am abroad, what should I do?
|
| Yeah, hadi ver gazı, ver gazı | Yeah, let's give the gas, give the gas |