| Yo, Sago Kaf-Kef
| Yo, Sago Kaf-Kef
|
| Kasva!
| Kaswa!
|
| Bal saçan dudak ısır
| Bite a honeyed lip
|
| Malum çirkeflik kısır
| Known ugliness is barren
|
| İblis kanıma girmeni üstelerse bil ki hile vardır
| If the devil insists that you enter my blood, know that there is cheating
|
| Bir aftır ayıba örtü
| Cover for shame
|
| Çirkef koparır gürültü
| It makes ugly noise
|
| Binlerce süprüntü ben şahidim ses var, yok görüntü
| Thousands of rubbish, I am my witness, there is no sound, no image
|
| Sadece bana mahsus bu mapushane
| This prison house only for me
|
| Bengü tütün yanında insan sarılı beyaz kefene
| Bengü tobacco next to a human wrapped in a white shroud
|
| Hakkın üçtür, kulağıma söyle, insan kaç tür?
| Your right is three, tell my ear, how many species of man?
|
| Gördüğün halüsilasyonlar seni derinden ürkütür
| The hallucinations you see frighten you deeply
|
| Günah, yalan, haram, adamın suratına tükürtür
| Sin, lie, haram, spit in the man's face
|
| Yanar dağlarının volkanlarını nefsim püskürtür
| My soul repels the volcanoes of Yanar Mountains
|
| Dudaklarım çarpıştıkça meftun Yunus gazaplarda
| Fascinated Yunus in wrath as my lips collide
|
| Tahammülüm ayaklar altında izler minik bir karınca
| My toleration tracks underfoot a tiny ant
|
| Rüzgâr şiddeti bilmez duvarın ardına saklananlar
| Those who hide behind the wall, the wind knows no violence
|
| Gam bağından ayaklarımı kurtar, canım feci yanar
| Save my feet from the bond of pain, it hurts badly
|
| Güneş ışıldadıkça duvarlardan gölgem parlar
| My shadow shines from the walls as the sun shines
|
| Sözlerimin perişan saçlarını kalemim tarar
| My pen combs the shabby hair of my words
|
| Kader beter zengini duygu hazinem iflas
| Destiny is worse, rich feeling, my treasure is bankrupt
|
| Diline hakim ol, bak sol elimde alyans
| Control your tongue, look at the wedding ring on my left hand
|
| Bir kan pıhtısından oldum, yoktur bundan gayrım
| I've been from a blood clot, nothing more than that
|
| Bana sorduğunuz saçma soru için hem evet, hem hayırım
| I'm both yes and no for the silly question you asked me.
|
| Dilsiz şairin dili çözülse kulak duymaz, sağırım
| If the tongue of the mute poet is deciphered, the ear will not hear, I am deaf
|
| Güneşin küstüğü çöllere ben yağmurcasına yağarım
| I rain like rain on deserts where the sun is angry
|
| Hey yabancı, yolun yarısı 35 der Sıtkı Tarancı!
| Hey stranger, half way is 35 says Sıtkı Tarancı!
|
| Korkarım beş sene sonra saracak içimi derin sancı
| I'm afraid the pain will surround me in five years.
|
| Sadece bana bak!
| Just look at me!
|
| Bana yalan söyleceksen önce gözlerinle anlaş!
| If you're going to lie to me, first understand with your eyes!
|
| Ancak bu komplo beni yıkabilir, dayandığım destekler devrilir
| However, this conspiracy can destroy me, the supports I rely on will fall.
|
| Çirkef Kaf-Kef deme ne olur
| What's wrong with saying Çirkef Kaf-Kef?
|
| Tek başınalığın yolcusu tek olur
| The traveler of solitude becomes a single
|
| Sadece bana bak!
| Just look at me!
|
| Bana yalan söyleceksen önce gözlerinle anlaş!
| If you're going to lie to me, first understand with your eyes!
|
| Ancak bu komplo beni yıkabilir, dayandığım destekler devrilir
| However, this conspiracy can destroy me, the supports I rely on will fall.
|
| Çirkef Kaf-Kef deme ne olur
| What's wrong with saying Çirkef Kaf-Kef?
|
| Tek başınalığın yolcusu tek olur
| The traveler of solitude becomes a single
|
| Beni boğmak için bin dereden su getirdiniz. | You brought water from a thousand streams to drown me. |
| Hepsini içtim!
| I drank it all!
|
| Felekle pençeleştim
| I clawed with fate
|
| Anam-babamla helalleştim
| I said goodbye to my parents
|
| Ve hiç bilmediğim savaşlar içine düşüp cenk ettim
| And I fell into and fought wars that I never knew
|
| Harp ettim, darbe aldım
| I fought, I took a blow
|
| Hücum ettim, affettim
| I attacked, I forgave
|
| Bu dağa ilk ben tırmandım
| I climbed this mountain first
|
| Zirvede ciğerimi patlattım
| I blew my lung at the top
|
| Üzerime çığlar yağdı, bak ben hâlâ hayattayım
| Avalanches rained down on me, look I'm still alive
|
| Hiç bir tehdit tenime rüzgâr kadar zarar veremedi
| No threat could hurt my skin like the wind
|
| Özgürlüğüme çılgınca koşarken görmüş komşum beni
| My neighbor saw me running wild for my freedom
|
| Aklındaki dev ekranda neler gördüğünü anlat bana!
| Tell me what you see on the giant screen in your mind!
|
| Hediyen anahtarı sende olan şu kapalı kutuda
| Your gift is in that sealed box where you have the key
|
| «Akıl"dır kutunun adı
| "Mind" is the name of the box
|
| Tadından yenmez cümlelerimin balı
| The honey of my inedible words
|
| Seferdeyim üzerimde bulutlar, altımda uçan halı
| I'm on a journey, clouds above me, flying carpet under me
|
| Bırak umudun yeniden doğsun
| Let your hope be reborn
|
| Her yeni gün seni neden boğsun?
| Why should every new day suffocate you?
|
| Daha önceden yapmadığın hataları yapabilmekten mi korkuyorsun yoksa? | Or are you afraid of making mistakes that you haven't made before? |
| (Ârâm ol)
| (Become Âram)
|
| Bu sağnak yağmurun ardından güneşin doğsun
| Let the sun rise after this heavy rain
|
| Konuştuğum duvarların dili olsa susmaz asla
| If the walls I speak to have a language, they will never be silent
|
| Kendini öldürdün, ruhunu unuttun son intiharında
| You killed yourself, you forgot your soul in your last suicide
|
| Bu gece uykumda göreceğim farklı rüyalar var
| There are different dreams that I will see in my sleep tonight
|
| Yarın sabahki kalkışımda vereceğim yepyeni bir karar
| A brand new decision to make when I take off tomorrow morning.
|
| Kendime hatırlatıp sonra unutturduğum hatıralar
| Memories I remind myself and then forget
|
| Atacakları bol çamur, batacağım çok batak var
| There's a lot of mud to throw, a lot of swamp to sink
|
| Hoşuma gitmedi hayata kattıkları bu sert aroma
| I don't like this harsh aroma they add to life
|
| Düzelebilmek için başvurduğum her tedavinin sonu koma!
| The end of every treatment I applied for a cure is coma!
|
| Sadece bana bak!
| Just look at me!
|
| Bana yalan söyleceksen önce gözlerinle anlaş!
| If you're going to lie to me, first understand with your eyes!
|
| Ancak bu komplo beni yıkabilir, dayandığım destekler devrilir
| However, this conspiracy can destroy me, the supports I rely on will fall.
|
| Çirkef Kaf-Kef deme ne olur
| What's wrong with saying Çirkef Kaf-Kef?
|
| Tek başınalığın yolcusu tek olur
| The traveler of solitude becomes a single
|
| Sadece bana bak!
| Just look at me!
|
| Bana yalan söyleceksen önce gözlerinle anlaş!
| If you're going to lie to me, first understand with your eyes!
|
| Ancak bu komplo beni yıkabilir, dayandığım destekler devrilir
| However, this conspiracy can destroy me, the supports I rely on will fall.
|
| Çirkef Kaf-Kef deme ne olur
| What's wrong with saying Çirkef Kaf-Kef?
|
| Tek başınalığın yolcusu tek olur | The traveler of solitude becomes a single |