| Kopya kalpler, gözlerin önünde parlamakta bir fener
| Copy hearts, a lantern shining before your eyes
|
| Ve ihtirasla süslenen bir gelecek önüme konulan
| And a future decorated with passion
|
| Gülmek, ağlamak seçimlerim
| Laughing and crying are my choices
|
| Hangi şıkta mola verendim?
| In which way did I take a break?
|
| Ayazlarında terleyendim
| I was sweating in your frosts
|
| Saçmalık bu his
| This feeling is bullshit
|
| Ve geriye dönüşü yok
| And there is no going back
|
| Pis bir şakaya maruzum
| I'm in for a dirty joke
|
| Ve hecelerimde kimi zaman aruzum
| And in my syllables, sometimes I have aruz
|
| Anca buldum arzularımı, arz-talep mi bilmem
| But I found my desires, I don't know if it's supply and demand
|
| Hep bu farzla yaşanılır mı?
| Is it always possible to live with this farce?
|
| Ben ne istedim ki, önüme koydular bu kuklayı?
| What did I want that they put this puppet in front of me?
|
| Ve zor günümde hor görüldüm
| And I was despised on my hard day
|
| Kor bir aleve ben gömüldüm
| I'm buried in a burning flame
|
| Hislerimde çürüdüm artık anla
| I've rotted in my feelings now understand
|
| Kopya kalbim çok çizildi, kaprisinden bezdi
| My copy heart is so drawn, it's tired of your whim
|
| Adamın anca gizli bir kaçak suç işlemiş ve izini bulamamışlar
| The man only committed a secret fugitive crime and they could not find his trace.
|
| İşte şimdi pişti oldun
| Now you're done
|
| Yokluğun bir ölüme benzetildiği
| Absence is likened to death
|
| Şiir tadında varlığın bir saçmalıkmış
| Your existence like poetry is a bullshit
|
| Acil anladım, anca topladım, kanca sapladım bu acıya
| I understood immediately, I just picked it up and stuck a hook into this pain.
|
| Bir el olsun ben de ateşi bastım
| Let it be a hand, I also pressed the fire
|
| Kurut bu dereyi sen kolaysa
| Dry this stream if it's easy for you
|
| Gözlerim yine de parçalı bulutlu
| My eyes are still partly cloudy
|
| Anlamın da uludur, aşkın gözleri hep sulu mudur?
| Your meaning is also great, are the eyes of love always watery?
|
| Hakkı bu mudur?
| Is this right?
|
| Sadakatin, güvenimin sonu mudur?
| Is your loyalty the end of my trust?
|
| Sen kaderdin
| you were destiny
|
| Tacizin aşikar
| Your harassment is obvious
|
| Sadece bana mahsus değil yok olma seansların
| Your disappearance sessions are not just for me
|
| Yağmur sakladı gözyaşlarımı
| The rain hid my tears
|
| Kopya kalplere damladım, dam, dam
| I dripped into duplicate hearts, dam, dam
|
| Tacizin aşikar
| Your harassment is obvious
|
| Sadece bana mahsus değil yok olma seansların
| Your disappearance sessions are not just for me
|
| Yağmur sakladı gözyaşlarımı
| The rain hid my tears
|
| Kopya kalplere damladım, dam, dam
| I dripped into duplicate hearts, dam, dam
|
| Güvence verme bana bir kez de olsa
| Don't reassure me just once
|
| Çok yanılmış insanın leşine ağıdı yazmışım, ne olsa ben alışmışım
| I wrote a lament on the carcass of a very wrong person, anyway, I'm used to it.
|
| Bu forsa geriye saydı, bitime az mı kaldı?
| This forsa counted down, is it almost time to finish?
|
| Başlamak hataydı; | It was a mistake to start; |
| başlayamamaksa ızdırap
| suffering if you can't start
|
| Aşka verdiğim resitalimde sendin sazıma mızrap
| In my recital for love, you were my instrument plectrum
|
| Yendim huyumu ya Rab
| I defeated my temper, O Lord
|
| Hapis yatan bir ben değildim, dostlarım da vardı köşeye sinmiş
| I wasn't the only one in prison, I had friends too
|
| Af paraf çekildi, seçildi taraf
| Amnesty was initialed, the party was chosen
|
| Ve ben tuhaf ithaflar ettim, yarına elverişli koşula koşabilirdim
| And I made strange dedications, I could run to a favorable run tomorrow
|
| Boşa mı yandı kırmızı güller? | Did the red roses burn in vain? |
| Neyse boş ver
| Never mind
|
| Sagopa kopyalanamaz, ender olsa bulunamaz bir diğeri
| Sagopa cannot be copied, rarely found another one.
|
| Hücrelerimin her biriydi kanserin yemi
| Every one of my cells was the bait of cancer
|
| Parçalanmiş bir satırbaşı
| A broken carriage return
|
| Ve nokta konmuş dizelerin son elvedası bugüne bir ithaf
| And the last goodbye of the punctuated lines is a dedication to today
|
| Bence çok tuhaf bir işkence, baş ucumda aşkın çalar saati
| I think it's such a strange torture, the alarm clock of love on my bedside
|
| Kopya kalpler uyku böldü
| copy hearts sleep interrupted
|
| Tacizin aşikar
| Your harassment is obvious
|
| Sadece bana mahsus değil yok olma seansların
| Your disappearance sessions are not just for me
|
| Yağmur sakladı gözyaşlarımı
| The rain hid my tears
|
| Kopya kalplere damladım, dam, dam
| I dripped into duplicate hearts, dam, dam
|
| Tacizin aşikar
| Your harassment is obvious
|
| Sadece bana mahsus değil yok olma seansların
| Your disappearance sessions are not just for me
|
| Yağmur sakladı gözyaşlarımı
| The rain hid my tears
|
| Kopya kalplere damladım, dam, dam
| I dripped into duplicate hearts, dam, dam
|
| Tacizin aşikar
| Your harassment is obvious
|
| Sadece bana mahsus değil yok olma seansların
| Your disappearance sessions are not just for me
|
| Yağmur sakladı gözyaşlarımı
| The rain hid my tears
|
| Kopya kalplere damladım, dam, dam
| I dripped into duplicate hearts, dam, dam
|
| Tacizin aşikar
| Your harassment is obvious
|
| Sadece bana mahsus değil yok olma seansların
| Your disappearance sessions are not just for me
|
| Yağmur sakladı gözyaşlarımı
| The rain hid my tears
|
| Kopya kalplere damladım, dam, dam | I dripped into duplicate hearts, dam, dam |