| Sago acıyla yoğrulur, kendi yağında kavrulur
| Sago is kneaded with pain, roasted in its own fat
|
| Mutluluğum yavrudur, paranoyak olduğum doğrudur
| My happiness is a cub, it's true that I'm paranoid
|
| Dilim damağımı kurutur, çölde yağmur kurudur
| My tongue dries my palate, rain is dry in the desert
|
| Sessizliğim konuşur, ben Dünya'yla boğuşur
| My silence speaks, I wrestle with the world
|
| Herkes bir gün soğuyacak bu fani gidici hayattan
| Everyone will get cold one day from this mortal life
|
| Bütün bedenler soğuyacaktır, elbet yavaştan
| All bodies will cool, slowly of course
|
| Kıyamet toplantısında ölecek haramiler telaştan
| The thieves who will die at the doomsday meeting
|
| Ne ev, ne pul, ne çöl, ne bir kul
| Neither house, nor stamp, nor desert, nor a servant
|
| Geride kalacak Dünya'dan
| From the world that will be left behind
|
| Olması gerken şeylerin adını «iyilik yapmak"koymuşlar
| They named the things that should be "doing good"
|
| Baksana dedelerimiz toprak altına dolmuşlar
| Look, our grandfathers were filled under the ground.
|
| Rapunzel’in saçlarını yolmuşlar ya komşular
| Did the neighbors pull out Rapunzel's hair?
|
| 7 cücelerin prensesi ölmüş, uçurumdan bir bir atlamışlar
| The 7 princesses of the dwarves died, they jumped off the cliff one by one.
|
| Porselen bir tabuttayım, sağıma soluma çarparım
| I'm in a porcelain coffin, I'm banging left and right
|
| Bende rüya çok, sende tabir boldur aslanım
| I have a lot of dreams, you have a lot of words my lion
|
| Sago aynı şarkıyı söyleyeli dokuz sene olmuş
| It's been nine years since Sago sang the same song
|
| Vakit kendini öldürürken sevdiklerim yok olmuş
| While time is killing itself, my loved ones are gone
|
| Her gün bir adım daha fark atmaktayım bu dünyaya
| Every day I take a step more difference to this world
|
| Uzaktan tanıdık oluyorum, yakınlaştım bu yabancıya
| I become familiar from afar, I got closer to this stranger
|
| Eski mumun kokusu kalır, fitili küser aydınlığa
| The smell of the old candle remains, the wick resents the light.
|
| Dilsizlerle Rap yapan bir kör Sagopa sayfalarda
| A blind Sagopa rapping with the mute in the pages
|
| Ben bana kendim için lazımım
| I've got to me for myself
|
| Hatıram olsun sana şarkım
| I remember my song to you
|
| Lapa lapa kar yağsın
| Let it snow flakes
|
| Manzaralarımı beyazlara boyayın
| Paint my landscapes white
|
| Ben
| I
|
| Bugün ölebirim
| i can die today
|
| Şu an ölebilirim
| i can die right now
|
| Her an ölebilirim
| I can die at any moment
|
| (Yeah, Sago K, shit!)
| (Yeah, Sago K, shit!)
|
| Ben bana kendim için lazımım
| I've got to me for myself
|
| Hatıram olsun sana şarkım
| I remember my song to you
|
| Lapa lapa kar yağsın
| Let it snow flakes
|
| Manzaralarımı beyazlara boyayın
| Paint my landscapes white
|
| Ben
| I
|
| Bugün ölebirim
| i can die today
|
| Şu an ölebilirim
| i can die right now
|
| Her an ölebilirim
| I can die at any moment
|
| (What, yeah, yeah, aha-aha, yo)
| (What, yeah, yeah, aha-aha, yo)
|
| Agresiflik titretirken kalbimin bam telini
| Aggression trembles my heart's banging wire
|
| Yeni kapılar kilitlenir ve bende anahtarlar eksik
| New doors are locked and I'm missing keys
|
| Mirasım hak edene kalsın, moda değil bu Rap
| May my legacy be left to those who deserve it, this is not fashion. Rap
|
| Her gün yeniden doğduğum için, kendimi tekrar etmem zor
| It's hard for me to repeat myself, as I'm reborn every day
|
| Her gün eridiğim için kendimi buz küpü yapmam zor
| It's hard for me to ice cube myself as I melt every day
|
| Tedavim için yeni bir ilaç gerekli doktor
| Doctor, I need a new drug for my treatment.
|
| Olmak için tüm savaşları ihtişamlı imparator
| All battles to become the mighty emperor
|
| Cenk harbinde akranlarım şarkılar birbirini yiyor
| In the war, the songs of my peers eat each other.
|
| Vardır tekliğe alışıklığım ve tetikle tanışıklığım
| I'm used to being alone and familiar with the trigger
|
| Kertenkele misali, bir parçamı yolda bırakmışlığım
| Like a lizard, I left a part of me on the road
|
| Vardır içmeden de bir köşeye sızmışlığım
| I have infiltrated a corner without drinking
|
| En kötü zamanlarımda arkadaşımdı yalnızlığım
| My loneliness was my friend at my worst
|
| Vardır ayaklarımı kullanmayıp kollarımla kaçmışlığım
| There is a time when I didn't use my feet and ran away with my arms
|
| İftira izdihamında kendimi dört bir tarafa dağıtmışlığım
| I scattered myself in the stampede of slander
|
| Bir kenarda cüretim, diğer yanda alışmışlığım
| My courage on one side, my habit on the other
|
| Zerrelerime işler ürperiş, ayazda kaplı karanlığım
| My particles shudder, my darkness covered in frost
|
| Ben bana kendim için lazımım
| I've got to me for myself
|
| Hatıram olsun sana şarkım
| I remember my song to you
|
| Lapa lapa kar yağsın
| Let it snow flakes
|
| Manzaralarımı beyazlara boyayın
| Paint my landscapes white
|
| Ben
| I
|
| Bugün ölebirim
| i can die today
|
| Şu an ölebilirim
| i can die right now
|
| Her an ölebilirim
| I can die at any moment
|
| Ben bana kendim için lazımım
| I've got to me for myself
|
| Hatıram olsun sana şarkım
| I remember my song to you
|
| Lapa lapa kar yağsın
| Let it snow flakes
|
| Manzaralarımı beyazlara boyayın
| Paint my landscapes white
|
| Ben
| I
|
| Bugün ölebirim
| i can die today
|
| Şu an ölebilirim
| i can die right now
|
| Her an ölebilirim | I can die at any moment |