| Huzurunda bir güneştim kapana kapana açılan
| I was a sun in your presence
|
| Affet, mağfiret et kudreti teksin başı ve sonu
| Forgive, forgive, the beginning and the end of the power
|
| Olmayan, nahoş olsun tüm dakikalar senin adını
| Let all the unpleasant moments be your name
|
| Anmayan, duâmı duydu, içime baktı, kabul etti
| The one who didn't remember heard my prayer, looked inside me, accepted
|
| Gün doğmadan
| before sunrise
|
| Herkesi iyi bilme!
| Don't know everybody!
|
| Kötüye iyi demek günah hocam
| It's a sin to call evil good
|
| Ey hayatı masal olmuş insan!
| O human whose life has become a fairy tale!
|
| Senin hayatının masalından daha komik bir şey
| Something funnier than the tale of your life
|
| Yoktur inan, git de düşüne dur başında
| No believe it, go and think about it
|
| Yıkılmış kabrine dayan
| Stand in his ruined tomb
|
| Ser elimde, sır cebimde takılıp
| Free in my hand, the secret stuck in my pocket
|
| Kaf dağına çıkıp çıkıp, düşüp kalıp
| Climbing the mountain of Qaf and falling and staying
|
| Unutur oldu sözünü yok sayıp
| He forgot and ignored his word
|
| Düşündüm de kaç kişi kırık yarık kalbi bırakıp
| I thought how many people left a broken heart
|
| Takılır oldu Kolera sustu, içinden sövüp sayıp
| Cholera fell silent, cursing and counting
|
| Hemen durmaz egale ederim af benim işim değil
| I'll level as soon as it stops, forgiveness is not my job
|
| Zararlısın kimyama iste ondan olsun külüstür bu ruhun
| You are harmful to my chemistry, ask for it, this soul is trash
|
| Özrü yok ki bende, bana yaptıklarını tanrım seyir eyle
| I have no excuse, my God, watch what you did to me
|
| Eyle, ne istersen eyle, en güzel sen eylersin
| Do whatever you want, you are the best
|
| Ben bir güldüm açtım, yapraklarımı toprağa sattım
| I opened a rose, sold my leaves to the ground
|
| Yapraklarım uzuvlarımdı, acıdı katılıp tekrar sana
| My leaves were my limbs, they took pity on you again
|
| Sevincinden ağladı. | He wept with joy. |
| Eyle, ne istersen eyle!
| Act, do whatever you want!
|
| Hemen durmaz egale ederim af benim işim değil
| I'll level as soon as it stops, forgiveness is not my job
|
| Zararlısın kimyama iste ondan olsun külüstür bu ruhun
| You are harmful to my chemistry, ask for it, this soul is trash
|
| Özrü yok ki bende, bana yaptıklarını tanrım seyir eyle
| I have no excuse, my God, watch what you did to me
|
| Eyle iste dilimi keseyim bu benim diyet deyip
| Well, let me cut my tongue, say this is my diet
|
| Hayırlısın dimama, iste ondan olsun tövbe et ki
| You are good dimama, ask him to repent so that
|
| Dursun gözyaşın ve sussun deprem
| Let your tears and let the earthquake be silent
|
| Eyle, ne istersen eyle
| Act, do whatever you want
|
| Biz Leim, sen Ekrem
| We are Leim, you are Ekrem
|
| Hazır ve nazırım
| I'm ready and ready
|
| Başlıyorum
| I'm starting
|
| Gün benim günüm, ilerledikçe görünür önüm
| The day is my day, it appears before me as it progresses
|
| Ekmeklerimi böldüm, ekmeklerine yağ sürdüm
| I broke my bread, I buttered their bread
|
| Ben bölündüm, kendimi onlarla bölüştüm
| I was divided, I divided myself with them
|
| Ayrılmış parçalarımla tek tek görüştüm
| I talked to my separated parts one by one
|
| Sus konuşma küsüm (Sus), kalplerinde kaç kuruşluk süsüm?
| Shut up, I'm offended (Hush), how many pennies am I in your hearts?
|
| Dışım Orhan içim Müslüm. | My outside is Orhan, my inside is Muslim. |
| Hışım meydan benim hüzün
| My anger is my sadness
|
| Başım heyelan, dilim gözüm, sazım belan, sözüm özüm
| My head is a landslide, my tongue is my eye, my instrument is trouble, my word is my essence.
|
| Bulunsun çözüm, egosistemleriniz çöksün (çöksün)
| Find the solution, let your ego systems collapse (collapse)
|
| Fakir mantıklarında derin kritikler yapan sahtekârlar var (ya)
| There are impostors who make deep criticisms in their poor logic (ya)
|
| Yumruğumu bir dalaşta kaybederken, tekmelerimi kıranlar var
| While I lose my fist in a fight, there are those who break my kicks
|
| Üzerime yapsın Rabb’dan duâlar
| Prayers from the Lord to do it on me
|
| Kaybettiğim sırlarımı aramaya koyulmalıyım (aaa)
| Gotta start looking for my lost secrets (aaa)
|
| Devirebilmek için hatırlamak gerek dudakları kelebek
| In order to roll over, you have to remember the lips are butterflies
|
| Haydi Sagoya B12 enjekte edek (hadi)
| Let's inject Sagoya B12 (come on)
|
| Küçüklerime şeytanlığını öğretmemen gerek lanet herif!
| You're not supposed to teach my little ones your devilishness, you goddamn!
|
| Bu rüzgâra dayanabilmek için bir kaya mı olmalıyım (aaa)?
| Do I have to be a rock to withstand this wind (aaa)?
|
| Bu tuğlalar bir bina yapmak için varlar
| These bricks exist to build a building
|
| Bu dalgalarsa kumdan adalarımı yıkmak için çağlar
| If these waves are the ages to destroy my sand islands
|
| Cevaplarıma sorular sordukça Sagopa ağlar
| Sagopa cries as I ask questions to my answers.
|
| Hemen durmaz egale ederim af benim işim değil
| I'll level as soon as it stops, forgiveness is not my job
|
| Zararlısın kimyama iste ondan olsun külüstür bu ruhun
| You are harmful to my chemistry, ask for it, this soul is trash
|
| Özrü yok ki bende, bana yaptıklarını tanrım seyir eyle
| I have no excuse, my God, watch what you did to me
|
| Eyle iste dilimi keseyim bu benim diyet deyip
| Well, let me cut my tongue, say this is my diet
|
| Hayırlısın dimama, iste ondan olsun tövbe et ki
| You are good dimama, ask him to repent so that
|
| Dursun gözyaşın ve sussun deprem
| Let your tears and let the earthquake be silent
|
| Eyle, ne istersen eyle
| Act, do whatever you want
|
| Biz Leim, sen Ekrem | We are Leim, you are Ekrem |