| Zaman sadece birazcık zaman
| Time is just a little bit of time
|
| Geçici bu öfke, bu hırs, bu intikam
| This temporary anger, this greed, this revenge
|
| Acılarımız tarih kadar eski
| Our pain is as old as history
|
| Nefes alıp vermek misali olağan
| normal like breathing
|
| Zaman sadece birazcık zaman
| Time is just a little bit of time
|
| Son bulduğu yerde sevgiler bir tek an
| Love is a single moment where it ends
|
| Böyle benzer izler etrafında
| Around such traces
|
| Alışkanlıklarımız bile sıradan
| Even our habits are ordinary
|
| Gidiyorum bütün aşklar yüreğimde
| I'm going all the love in my heart
|
| Gidiyorum kokun hala üzerimde
| I'm going, your scent is still on me
|
| Sana korkular bıraktım bir de yeni başlangıçlar
| I left you fears and new beginnings
|
| Bir kendim bir ben gidiyorum
| I'm going alone
|
| Zaman sadece birazcık zaman
| Time is just a little bit of time
|
| Kızgınlığım yalnızlıktan korktuğumdan
| I'm angry because I'm afraid of loneliness
|
| Bilirsin karanlıktan da ürkerim çocuklar gibi
| You know I'm scared of the dark like kids
|
| Işıkları hep yakarım bu korkudan
| I always turn on the lights out of this fear
|
| Gidiyorum bütün aşklar yüreğimde
| I'm going all the love in my heart
|
| Gidiyorum kokun hala üzerimde
| I'm going, your scent is still on me
|
| Sana korkular bıraktım bir de yeni başlangıçlar
| I left you fears and new beginnings
|
| Bir kendim bir ben gidiyorum | I'm going alone |