| Geliyor sandığım gidiyor çıktı
| I think it's coming, it's going out
|
| Başlıyor umduğum bitiyor çıktı
| It's starting, it's ending what I hoped
|
| Üstüne üstüne gittim, ne gidiş
| I went on top of it, what's going on
|
| Altına altına iniyor çıktı
| It's going under
|
| Uyu, büyü dendi, işime gittim
| Sleep, it was called magic, I went to work
|
| Haydi işine dendi, işime gittim
| Let's go to work, I went to work
|
| Yaşa, yaşa dendi, yaşıma gittim
| It was said live, live, I went my age
|
| Yendiğim sandığım yeniyor çıktı
| The thought that I was eaten is being eaten.
|
| Bozguna benziyor, saklasam olmaz
| Looks like a rout, I can't hide
|
| Eskiye yeniden başlasam olmaz
| I can't start over again
|
| Yakıştırsam olmaz, yazmasam olmaz
| I can't fit it, I can't write it
|
| Maviye boyadım, baktım mor çıktı
| I dyed it blue, I saw it came out purple
|
| Sapsarı saçların vardı, aklaştı
| You had blond hair, it turned white
|
| Anılar üst üste bindi, yükleşti
| Memories overlapped, loaded
|
| Bir büyük oyunun sonu yaklaştı
| The end of a great game is near
|
| Tüm yanan ışıklar sönüyor çıktı
| All the lights are out
|
| Gözümde bir ışık çağırıyordu
| A light was calling in my eye
|
| Beşikte bir çocuk bağırıyordu
| A child was shouting in the cradle
|
| Öyle bir düğündü, çan çalıyordu
| It was such a wedding, the bell was ringing
|
| Gel çanı sandım, git çalıyor çıktı
| Come, I thought it was the bell, go it's ringing
|
| Kimler, kimler yoktu bizim kervanda
| Who, who was not in our caravan
|
| Birer, birer indi hepsi bir anda
| One by one, all at once
|
| Savurduk sap saman biz bu harmanda
| We threw straw and straw in this threshing
|
| Bir gidiş yoluydu, dönüyor çıktı | It was a way out, it turns out |