| Çabuk Hayk Hayk benim acelem var
| Quick Hayk Hayk I'm in a hurry
|
| Belki götürcekler alıp bir gün sahneden bak
| Maybe take away and look from the stage one day
|
| Çabuk çabuk Hayk Hayk benim acelem var
| Hurry quick Hayk Hayk I'm in a hurry
|
| Bugün otuz dört olmuyom hiç matiz falan
| I'm not thirty-four today, no matiz or something
|
| Çabuk çabuk Hayk Hayk benim acelem var
| Hurry quick Hayk Hayk I'm in a hurry
|
| Ya birlik ya red ben bir şekilde paket olcam
| Either unity or red, I'll be a package somehow
|
| Çabuk çabuk Hayk Hayk benim acelem var
| Hurry quick Hayk Hayk I'm in a hurry
|
| Çabuk Hayk çabuk çabuk Hayk acelem var
| Quick Hayk Quick Quick Hayk I'm in a hurry
|
| Çabuk Hayk senden tek isteğim otur yaz
| Quick Hayk, all I want from you is sit down and write
|
| Hazır olsun on sonra başlıcak kayıtlar
| Get ready, first records in ten
|
| Otuz dört gün oldu içmiyom ki haberin var
| I haven't been drinking for thirty-four days, you know
|
| Emin ol başarcaz sabredip ve azmedip az
| Be sure that we will succeed by being patient and persevering
|
| Çabuk çabuk Hayk erteleme ne olcağım hiç belli değil
| Quick, quick, don't delay, I don't know what I will be
|
| Belki Almanya da buluruz bak kendimizi
| Maybe we will find ourselves in Germany
|
| Sözü var bir arkadaşın
| a friend has a word
|
| Evlencekti benle vatandaşlık için kalırsa darda başım
| He was going to marry me if he stayed for citizenship, I'm in trouble
|
| Çabuk Hayk oyalanma
| Quick Hayk don't linger
|
| Ne işin var iş görüşmesinde senin oralarda
| What are you doing there at the job interview?
|
| Var bir sorumluluk yeterince büyük sırtında
| There's a responsibility big enough on your back
|
| Otuz’ken bitsin iş taşınmaz bak bu yük kırkındaÇabuk çabuk çabuk Hayk yordu
| When you are thirty, the work cannot be done, look, this load is at forty.
|
| beni kanepe sörfü
| couch surfing me
|
| İstanbulda değil İzmirden ben zafere göçtüm
| Not in Istanbul, I migrated from Izmir to victory
|
| Evim yok ve param az o yüzden acele
| I don't have a house and I have little money so hurry up
|
| Bir başarı borcum var yazılmış denen o kadere
| I owe a success to that destiny that is said to have been written
|
| Çabuk Hayk Hayk benim acelem var
| Quick Hayk Hayk I'm in a hurry
|
| Belki götürcekler alıp bir gün sahneden bak
| Maybe take away and look from the stage one day
|
| Çabuk çabuk Hayk Hayk benim acelem var
| Hurry quick Hayk Hayk I'm in a hurry
|
| Bugün otuz dört olmuyom hiç matiz falan
| I'm not thirty-four today, no matiz or something
|
| Çabuk çabuk Hayk Hayk benim acelem var
| Hurry quick Hayk Hayk I'm in a hurry
|
| Ya birlik ya red ben bir şekilde paket olcam
| Either unity or red, I'll be a package somehow
|
| Çabuk çabuk Hayk Hayk benim acelem var
| Hurry quick Hayk Hayk I'm in a hurry
|
| Çabuk Hayk çabuk çabuk Hayk acelem var
| Quick Hayk Quick Quick Hayk I'm in a hurry
|
| Biraz rahatla, sanki götüm çok rahatta tef
| Relax a little, it's like my ass is so comfortable tambourine
|
| Inan ki gidip çalışmam bir daha o postanede
| Believe that I will not go and work at that post office again
|
| Sen düşünme gözlerini kapat ve koş sadece
| You don't think, just close your eyes and run
|
| Bir ayda dokuz şarkı, bir stüdyo yok sadece
| Nine songs in a month, no studio just
|
| Bir gün dersteyim bir gün hastanede
| One day I'm in class, one day in the hospital
|
| Tüm gün iş görüşmesinde bekle sandalyede
| Wait on the chair all day at the job interview
|
| Okulun bitti senin ve her günün boş sadece
| Your school is over and your every day is just empty
|
| Tef, benim bir lise diplomam bile yok maalesefPantolonun göt cebinde kırk tane
| Tambourine, I don't even have a high school diploma unfortunately forty in the ass pocket of your pants
|
| dert
| trouble
|
| Saysak bulamayız ki kafamda kırk tane tel
| If we count, we cannot find that there are forty wires in my head
|
| Ne Almanyası lan? | What Germany? |
| yok daha neler
| no what else
|
| Kim bizi bu sahneden indirip bot bağla der
| Who says download us from this scene and tie a boat?
|
| Yalnız oturup yazmaksa sorun Hayk halleder
| If it's just sitting and writing, Hayk takes care of it
|
| Dedik ya imkansız değil şimdi kim kaybeden
| We said, it's not impossible, who is the loser now?
|
| Hiç düşünmeden başardık buna sistem ne der
| We did it without thinking, what does the system call it?
|
| Tef, anlatsak hepsi bunu düş zanneder
| Tambourine, if we tell, they all think it's a dream
|
| Ha?
| Ha?
|
| Çabuk Hayk Hayk benim acelem var
| Quick Hayk Hayk I'm in a hurry
|
| Çabuk çabuk Hayk Hayk benim acelem var | Hurry quick Hayk Hayk I'm in a hurry |