| Anlaşılan bu hayat sıska bir fıkra |
| Soruyorum niye bunu dinlerim bıkmam |
| Dertlerim telim olur ellerim mızrap |
| Ve zaman buz kesip donakalır hızla |
| Çevremde cılız, bir yudumluk hırslar |
| Yaramıyor ne kendime ne de size kızsam |
| Yılan gibi tıslar, konuşmayıp insan |
| Zehrimiz susmak, bu nasıl bir lisan? |
| Sırtüstü yatıp bunu düşününce ben |
| Şu koskoca evrende küçülünce sen |
| Göğüs kafesimde genişleyip ezilince dert |
| Kanadını kana bulayan bir kuş olupta gel |
| Düş olupta gelse güldürse beni |
| Kurşun olup delse öldürse beni |
| Yol olup serilse yere döndürse geri |
| Rüzgar olup esse de söndürse beni |
| Ya öldüyse ölüm… Yettiyse bölün… |
| Bekledim her deliliği kendimde görüp |
| Yüküme yük vurda yine kulağımda öt |
| Kucağıma dökül, dudağımda tüt… |
| Ararım kolayını buldukça, zoru |
| Yar sardıkça dolu bana, yandıkça soğur |
| Ne zaman içim bulanır uzanır sana kolum |
| Susarım… dilin bitirir bu kirli maratonu |
| Kuşlarla konuşurum bulutlara konup |
| Buna doyup usanır mı canım kanat olur yüküm |
| Uçarım uçtukça boşalırım dolup |
| Duman olur göğe düşerim kanadım büküp |
| Yakıp bunu düşününce ben |
| Şu kıç kadar evrende büyüyünce sen |
| Geçerim göçerim başka yere ben |
| Ayıklarım geçeceğin yolun taşlarını gel |
| Öldürme, sarıl! Fazlaysa dağıt |
| Bekledim her deliliği kendimde sanıp |
| Yüküme yük vur da yine kulağımda öt |
| Kucağıma dökül, dudağımda tüt… |