| Deli gibi bir şeydin her zaman
| You were always something crazy
|
| İlla farklı, özel olucan
| You must be different, special
|
| Varsa vardır yoksa yok
| If there is, if there is not
|
| Karizmayı böyle çizdirdin
| This is how you drew charisma
|
| Ne kendine faydan dokundu
| What did you benefit?
|
| Ne bana bir an huzur verdin
| What did you give me a moment of peace?
|
| Nasıl bir vakaysan artık
| What kind of case are you now?
|
| Canımdan bezdirdin
| You made me sick
|
| Şimdi açarsın bir şişe
| Now you open a bottle
|
| Bir güzel içersin geçmişe
| Have a nice drink to the past
|
| Derken kafalar da güzelleştikçe
| Then as the heads get better
|
| Şuursuz bir ağlamak bir neşe
| An unconscious cry is a joy
|
| Al sana ettiklerinin bedeli
| Take the price of what you have done
|
| Al sana çektiklerimin ederi
| Take what I have suffered for you
|
| Ağzına en acı kırmızıbiberi
| The hottest red pepper in your mouth
|
| Sürmeli o dil bi yansın bakalım
| Let that tongue burn, let's see
|
| Al sana ayrıcalığın ağa babası
| Here's to you father of privilege
|
| Al bunu da yakarsın aha kınası
| Take it, you'll burn it too, aha henna
|
| Cinsi cibilliyeti çenesi kuruyası
| Gender cibility chin dry
|
| Gönül bu sana kondu ne yapalım
| The heart has been placed on you, what shall we do?
|
| Hani haksız da sayılmazsın
| You're not even wrong
|
| Dürtmeseler ayılmazsın
| You won't be sober if they don't poke
|
| Sistemin işi bu imaj satmak
| The job of the system is to sell this image
|
| Seni sen bile tanıyamazsın
| you can't even know you
|
| Neyi neden yaptığın belli
| It's clear why you did what
|
| Aslında kızmamam gerekli
| I really shouldn't be angry
|
| Ama kalırsam da kaldıramam
| But even if I stay, I can't take it
|
| Seni tribünler delirtti
| Tribunes made you crazy
|
| Şimdi açarsın bir şişe
| Now you open a bottle
|
| Bir güzel içersin geçmişe
| Have a nice drink to the past
|
| Derken kafalar da güzelleştikçe
| Then as the heads get better
|
| Şuursuz bir ağlamak bir neşe
| An unconscious cry is a joy
|
| Al sana ettiklerinin bedeli
| Take the price of what you have done
|
| Al sana çektiklerimin ederi
| Take what I have suffered for you
|
| Ağzına en acı kırmızıbiberi
| The hottest red pepper in your mouth
|
| Sürmeli o dil bi yansın bakalım
| Let that tongue burn, let's see
|
| Al sana ayrıcalığın ağa babası
| Here's to you father of privilege
|
| Al bunu da yakarsın aha kınası
| Take it, you'll burn it too, aha henna
|
| Cinsi cibilliyeti çenesi kuruyası
| Gender cibility chin dry
|
| Gönül bu sana kondu ne yapalım | The heart has been placed on you, what shall we do? |