| uzun zamandır ilk defa
| for the first time in a long time
|
| kötü bir rüya gördüm
| i had a bad dream
|
| seninleydik kavga ettik
| we had a fight with you
|
| sonunda… ayrıldık…
| finally… we broke up…
|
| rüya olduğunu bile bile
| even if it's a dream
|
| kendime gelemez oldum
| I couldn't come myself
|
| bir an dünü hatırladım
| for a moment i remembered yesterday
|
| dün hergünden daha çok mutluydum
| yesterday i was more happy than any day
|
| solan çiçekler gibi susuz kaldım
| I'm thirsty like a wilting flower
|
| o kadar çok korktum ki; | I was so scared that; |
| ayrıldık sandım
| I thought we broke up
|
| kendime isyan ettim; | I rebelled against myself; |
| rüyada olsa bile
| even in a dream
|
| seni ağlattım diye…
| because I made you cry...
|
| seni çok üzdüm diye.
| because I upset you so much.
|
| solan çiçekler gibi susuz kaldım
| I'm thirsty like a wilting flower
|
| o kadar çok korktum ki; | I was so scared that; |
| ayrıldık sandım
| I thought we broke up
|
| kendime isyan ettim; | I rebelled against myself; |
| rüyada olsa bile
| even in a dream
|
| seni ağlattım diye…
| because I made you cry...
|
| seni çok üzdüm diye.
| because I upset you so much.
|
| düşün ki rüyalarımda
| think that in my dreams
|
| bile hiç kıyamıyorum ki ben sana
| even I can't stand you
|
| kaybederim korkusuyla dalıyorum uykuya
| I fall asleep for fear of losing
|
| sevmek diye ben buna derim
| that's what i call love
|
| sevdim mi böyle severim
| do i like it like this
|
| anlıyor musun ha sevgilim
| do you understand, my darling
|
| hem acısı hem de tatlısıyla
| both bitter and sweet
|
| solan çiçekler gibi susuz kaldım
| I'm thirsty like a wilting flower
|
| o kadar çok korktum ki; | I was so scared that; |
| ayrıldık sandım
| I thought we broke up
|
| kendime isyan ettim; | I rebelled against myself; |
| rüyada olsa bile
| even in a dream
|
| seni ağlattım diye…
| because I made you cry...
|
| seni çok üzdüm dye.
| I made you very sad, dye.
|
| solan çiçekler gibi susuz kaldım
| I'm thirsty like a wilting flower
|
| o kadar çok korktum ki; | I was so scared that; |
| ayrıldık sandım
| I thought we broke up
|
| kendime isyan ettim; | I rebelled against myself; |
| rüyada olsa bile
| even in a dream
|
| seni ağlattım diye…
| because I made you cry...
|
| seni çok üzdüm diye… | because I upset you so much... |