| Biliyorum duymak istediklerin bunlar değildi
| I know that's not what you wanted to hear
|
| O yüzden zafer saymıştın zamansız gidişini
| That's why you counted your untimely departure as a victory
|
| Öyle ya sen ondokuzunda koca bir kadındın
| Well, you were a big woman at nineteen
|
| Oysa ben seni tüm yalanlardan daha çok seviyordum
| Whereas I loved you more than all the lies
|
| Zor zor kadere emanet ettim seni
| I entrusted you to a difficult fate
|
| Sen benim kördüğümümüm tutamadığım gözyaşım
| You are my blindfold, my tears that I can't hold back
|
| Zor zor bir daha daha da güvenmek
| It's hard to trust even more
|
| Bana düşen kabullenmek zor da olsa dönüp gitmek
| Even if it's hard to accept, it's my duty to turn around
|
| Bir gün gelir de bir an çokça zamanlardan sonra
| One day comes a moment after many times
|
| Geri dönüp baktığında bilmem anlar mısın
| When you look back, I don't know if you understand
|
| O senin bir anının benim ömrüm olduğunu
| That one moment of you is my life
|
| Ne çok sevildiğini artık çok geç olduğunu
| What you loved so much that it's too late now
|
| Zor zor kadere emanet ettim seni
| I entrusted you to a difficult fate
|
| Sen benim kördüğümüm tutamadığım gözyaşım
| You are my blindfold, my tears that I can't hold back
|
| Zor zor bir daha daha da güvenmek
| It's hard to trust even more
|
| Bana düşen kabullenmek zor da olsa dönüp gitmek | Even if it's hard to accept, it's my duty to turn around |